3 Günde 3 Ülke

0
354

Girişimcilik Vakfı’nın İsrail gezisinden döneli 2 hafta oluyor. Aslında bu yazıda sizlere 3 günlük İsrail gezimizden bahsetmeyi düşünüyordum, ancak bu gezinin benim gözümden anlatılabilmesi için daha farklı bir yazı yazmam gerekiyordu. Neden mi? Bildiğiniz gibi Girişimcilik Vakfı’nda her etkinlik çok önemli ve bu etkinleri kaçırmamamız gerekiyor. Ben de İsrail gezisi için University of California Berkeley’de exchange yapıyor olmama rağmen önceden biletimi alıp yaklaşık 15 saatlik bir yolculuktan sonra İstanbul’a ulaştım. Peki bütün bunları neden mi anlatıyorum size? Çünkü 3 günde 3 kıta değiştirmemin benim açımdan çok farklı bir anlamı oldu. Bu yolculuklar sayesinde bulunduğum 3 ülkenin gerek toplum, gerek yaşam biçimi, gerekse girişimcilik açısından ne kadar farklı olduklarını görmüş oldum.

 

Picture1

 

Öncelikle Amerika’dan bahsedeyim. Burada her şey o kadar düzenli ilerliyor ki hayatınızı sanki bir ajandada yazılan önceden programlanmış işler çerçevesinde yaşıyor gibi hissedebiliyorsunuz. Bir hafta içinde yaptıklarımı gözden geçirince görüyorum ki derse gitmek, spor yapmak, arkadaşlarla bir pub’da sohbet etmek ve ders çalışmak gibi aktivitelerin hayatımın büyük çoğunluğunu oluşturuyor. Bu düzen dışında birbiri olan ilişkileri de Orta Doğu’dan çok daha farklı. Burada herkes daha saygılı ve en önemlisi daha bireysel. Amerika’ya girişimcilik açısından baktığımızda çok önde gelen bir ülke olduğunu görmemiz kaçınılmaz; açıkçası ben bu başarının düzenli çalışma, süreklilik ve planlamaya bağlı olduğunu düşünüyorum; çünkü burada her şey o kadar sistemli şekilde ilerliyor ki başarı şans değil de bu mükemmel programlanmış hayatın ürünü gibi hissediyorsunuz.

 

İsrail’de ise bu durum Amerika’dan çok daha farklı. Gezimizin 3. Gününde Google’ın  Tel Aviv merkezinde katıldığımız programda İsrail’in neden girişimcilikte bu kadar başarılı olduğunu, orada çalışanlardan birinin yaptığı sunumla çok daha iyi anladık. Onların başarısının ardında çok daha farklı bir etken yatıyordu: risk. Bildiğiniz gibi İsrail , çok büyük zorluklarla kurulmuş, yurt dışından bir çok Yahudi’nin arkalarında her şeyi bırakıp geldikleri bir ülke. Buraya gelen insanların en büyük ortak noktası her şeye sıfırdan başlamaları. İsrail toplumu bunun izlerini hala barındırıyor. Girişimciliğin en önemli koşullarından biri olan cesaret onlarda fazlasıyla bulunmakta, çünkü biliyorlar ki kaybedecek bir şeyleri yok. İsraillere göre en azından çaba sarf edip başarısız olmak, hiçbir şey yapmamaktan çok daha iyi. Bir diğer önemli farklılıkları ise Amerika’da olduğu gibi bireyselliğin değil, kolektivist bir kültürün ağır basıyor olması. Küçük bir ülke olan İsrail’de insanlar birbirine destek olmaları gerektiğinin farkında, çünkü gerçekten birbirlerine ihtiyaçları var.

 

Picture2

 

Son zamanlarda dünyanın globalleştiğini inkar edemeyiz; ancak görüyorum ki hala doğu kültürü ve batı kültürü arasında uzun yıllar boyu sürecek bir çok farklılık bulunuyor. Bu duruma girişimcilik açısından bakarsak şunu söyleyebilirim; bir ülkenin kültürü, toplumu, gelenekleri o ülkenin girişimcilik ekosistemini de derinden etkiliyor. Amerika ve İsrail gibi start-up üretme konusunda önde gelen 2 ülkeye baktığımda fark ediyorum ki aslında ikisi de birbirinden çok farklı ama sahip oldukları faktörleri avantaja çevirebilmiş ülkeler.  Türkiye olarak bizim de büyük bir potansiyelimiz var,  bu potansiyeli geliştirebildiğimiz ve bu iki ülke gibi girişimcilikte lider ülkeler arasında olduğumuz günlerin gelmesi dileğiyle.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here