BERLIN in BERLIN

0
1264

Türkiye Girişimcilik Vakfı davetiyesiyle bu yıl NOAH17 Berlin’e katılan şanslılar ben ve vakıftan arkadaşım Özge olduk. Açıkcası tam final sınavlarıma hazırlanmayla boğuştuğum bir dönemde Vakıf Genel Müdürümüz Mehru Hanım’ın bizlere yolladığı çekiliş videosunda adımı görmem gerçekten o günler içinde aldığım güzel haberlerden olmuştu. Düşünsenize, haftalardır önünüzdeki yoğun final haftası için derslerle boğuşurken birileri sizi arayıp bir ay sonra Dünya’daki saygın girişimcilik ve teknoloji konferans serilerinden biri olan NOAH’ın Berlin ayağına Türkiye Girişimcilik Vakfı davetiyesiyle katılabileceğinizi söylüyor. Diyorlar ya, “Burada her şey mümkün…”diye. Kesinlikle o durumu canlı canlı yaşadığınızı çokça hissediyorsunuz Türkiye Girişimcilik Vakfı’nda.

Öncelikle şuradan başlamak istiyorum. Berlin girişimcilik ekosistemi içinde Londra, Tel Aviv ve İstanbul(!)’un yanında geleceğin Silikon Vadisi olarak gösterilen şehirlerden biri. Açıkcası bu benim katıldığım bir görüş değil. Yine Türkiye Girişimcilik Vakfı sayesinde daha önceden Tel-Aviv’i de görme fırsatı bulmuş biri olarak ne Berlin’in ne de Tel-Aviv’in yeni bir “Silicon Valley” olacağını düşünmüyorum. Halihazırda bu şehirler zaten birer “Berlin” ve “Tel-Aviv” olmuş durumdalar ve bana göre bu şehirlerin yeni bir “Silicon Valley” olmak gibi bir tasaları da yok, olmamalı da. Çünkü Berlin kendi içerisinde orjinal, ne tarafa dönerseniz o tarafta kaybolabileceğiniz tümleşik ve dinamik bir girişimcilik ekosistemi oluşturmuş bile.

Buna benzer bir tabloyla Tel-Aviv’de de karşılaşmıştım fakat orada da Tel-Aviv’in kültürel, tarihi ve ekonomik alışkanlıklara bağlı nedenlerle kendine özgü birkaç farklı noktası olduğunu gözlemlemiştim. Berlin’de ise durum bundan farklı olarak kurumsal-startup kültürlerinin bu kadar iç içe ve birbirini destekler pozisyonda bulunması, yalnızca spesifik; teknoloji, ticaret, finans, ulaşım vs. gibi globaldeki gözde konular dışında hayatın geneline yayılmış girişimci kültüre sahip bir zihniyetten beslenmesi ve Avrupa’nın merkezindeki güçlü ekonomik noktalardan biri olması hali hazırda Berlin’i diğer merkezlerden ayıran detaylardan yalnızca birkaçı.

Soundcloud, Reserach Gate ve  Delivery Hero(Rocket Internet) gibi Berlin kaynaklı birkaç startup örneği zaten anlatmaya çalıştığım ekosistemi gözünüzün önüne getirecektir diye tahmin ediyorum.

Tüm bunlardan sonra gelelim NOAH17 Berlin’e. Öncelikle söylemeliyim ki, bugüne kadar katıldığım en başarılı konferans-etkinliklerden biriydi. Gerek organizasyon gerek düşünülen detaylar ortamda bulunan herkesin süreçten maksimum faydayı sağlaması için düşünülmüş ve sağlanmıştı. Detaylara inmeden önce NOAH’in resmi web sitesindeki minik açıklamanın çevirisini buraya eklemek istiyorum:

“Amacımız şampiyonlar ve yeni girişimler arasında bağ kurarak sektörlerden bağımsız bir ekosistem oluşturmak. NOAH endüstrilerdeki baskın trendleri tartışmak, diğerlerinin zorlukları nasıl başarıyla yönettiklerini ve ortaya çıkan fırsatlardan nasıl yararlandığını anlamak için oluşturulmuş bir platformdur.”

Öncelikle etkinlik alanı 1 ana ve 2 yardımcı sahne olmak üzere toplam 3 sahneden oluşuyordu ve tüm sahnelerde her iki gün boyunca durmadan süren konferans ve workshop serileri düzenlendi. Bu sahnelerden ana sahne daha çok spesifik konular üzerine oluşturulmuş panel tadında global startup yetkililerini birer ikişer ağırlarken, diğer iki yan sahne ağırlıklı “new challenger” olarak nitelendirilen startuplara ait workshoplar ve sektör-gelecek analizleri üzerine atölyelere sahne oldu. Tüm bu sahnelerde farklı tanıdık isimleri izlemek açıkcası çok büyük bir zevkti. Merak edenler için etkinlik programını da şuraya bırakıyorum.

https://www.noah-conference.com/noah-berlin-2017/program-berlin-2017/

Fakat bunun dışında asıl olay sahne dışı alanlarda dönüyor. Açıkcası programda kendimce belirlediğim birkaç isim dışında(iki gün için toplamda 20-25 arası sahne belirlemiştim, emin olun çok değil) konferanslara katılmak yerine açık alandaki networking ortamında vakit geçirmeyi tercih ettim. Bu arada düzenlenen tüm konuşmalar ve workshopları YouTube üzerinden gerek canlı gerek daha sonradan izlemek mümkün fakat orada oluşan networking ortamını bir daha elde edebileceğimi düşünmediğim için böyle bir yol izlemeyi tercih ettim, etkinliğin genelinde de hakim olan hava buydu zaten. NOAH ekibi de bu durumun farkında olacak ki, bu başarılı networking ortamının oluşması ve gelişmesi adına ince detaylar düşünülmüştü. Örneğin, etkinliğe katılmadan önce NOAH’ın uygulama dükkanındaki NOAH Connect adlı aplikasyonunu indirerek hem sahnelerdeki konferansların akışını takip edebildiğiniz hem de etkinlikteki tüm katılımcıların bilgisine ulaşabildiğiniz ve birebir görüşme ayarlayabileceğiniz bir sistem sürekli elinizin altında oluyor. Şöyle ki, görüşmek istediğiniz kişiye aplikasyon üzerinden davet göndererek iletişime geçebiliyorsunuz ve önceden belirlenmiş 10’a yakın buluşma noktasından birinde buluşarak ikili görüşme yapabiliyorsunuz. Bu şekilde Credit Suisse’de Head Market Area Entrepreneurs & Executives olarak çalışan Yusuf Savmaz ile birebir görüşme fırsatı yakalayarak kendisiyle Türkiye’deki ve Avrupa’daki girişimcilik ekosistemi üzerine çok keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Bu sohbetimiz sonucunda etkinliğin ilk gününün sonunda Credit Suisse’nin etkinliğe katılan bazı davetliler için düzenlediği bir akşam yemeğine davet edildik ve bu akşam yemeğinde de kendimizi tamamen özenle oluşturulmuş bir fintech, kurumsal finans, yatırım bankacılığı ekosisteminin içinde bulduk. Biz fellowlar için unutulmaz bir deneyimdi.

Credit Suisse bildiğiniz üzere İsviçre merkezli meşhur özel bankalardan biri, acemi bir soru olarak teknoloji ve girişimcilikle alakalı bir konferans serisi içinde ne aradıklarını merak edebilirsiniz. Fakat bu noktada etkinliğin sadece “Şampiyonlar ve yeni girişimler arasında sektörlerden bağımsız bir ekosistem oluşturma” amacından öte, kurumsal şirketlerin de ekosisteme ne kadar ilgili ve yakın olduklarını, bu ekosistem içinde nasıl bir bulunma mücadelesi verdiklerini görme şansı buldum. Berlin bunu en çok hissettiğim yer oldu açıkcası. Örneğin, bu savımı biraz daha güçlendirmek adına etkinlikte partner olarak bulunan kurumsal şirketler; Credit Suisse, Deutsche Börse Cash Market, Hellman & Friedman, Porsche, Digital McKinsey, Lufthansa, Salesforce(artık kurumsal sayıyorum kendisini), Avira, Deutsche Bank, EY, Mastercard, T-Systems ve bir çoğundan bahsetmek mümkündü. Sponsorlarda genel ağırlık finans olarak gözükse de etkinlik alanında sponsorlar dışındaki diğer katılımcı şirketler ve girişimlerle bu havanın dağıtıldığını söylemek isterim. Tabiki tüm bu şirketler yalnızca sponsor olarak orada bulunmanın dışında panellerde ve workshoplarda da kıdemli çalışanlarını görebildiğiniz, dinleyebildiğiniz ve iletişime geçebildiğiniz bir düzeyde katılım sağlamışlardı.

Etkinliğin daha eğlenceli olan startuplar ve unicornlar tarafına gelecek olursak, orası tam bir cümbüş… Kimler yoktu ki;

Örnek olarak yalnızca ana sahnede konuşma yapan kişiler ve ilgili konuşmaların sektörel dağılımları, yuvarlak içine aldıklarım ise bir şekilde konuşmalarını dinleyebildiğim kişiler. Maalesef ki yarısı bile değil… Tümü hakkında çok daha detaylı konuşmak isterdim ama gerçekten sonu gelmeyecek olan bu sürece ne sizi ne de kendimi sokmak istiyorum. Önceden de dediğim gibi tüm konuşmalara ve workshoplara online olarak ulaşabiliyorsunuz. Meraklılarını şöyle alalım,

NOAH17 – Berlin

https://www.youtube.com/playlist?list=PLLkiRWkPzzIAyqxdl44hB8kya4u3wEYjB

NOAH17 – Berlin – Startups

https://www.youtube.com/playlist?list=PLLkiRWkPzzICU_ij4tN_W1Lm9fRRRIeiJ

NOAH17 – Berlin – Workshops

https://www.youtube.com/playlist?list=PLLkiRWkPzzIBzPtT6oH031Tll7dxNtFJe

Bunun dışında yan sahnelerde ve dış alanda da onlarca belki yüzlerce startup ile karşılaşmak ve iletişim kurmak mümkündü. Sina Afra(Evtiko), Murat Soysal(Segmentify), Ömer Erkmen, Shlomi Selim Benbasat(Social Internet) Türkiye’den karşılaştığım kişilerden birkaçıydı.

Sonuç olarak, muhteşem bir organizasyon içinde muhteşem insanların bir araya gelmesiyle kendimi iki gün için çok farklı bir atmosferde buldum. Etrafımdaki herkesin NOAH’ta bulunmak için belirli amaçları olmasının yanında; ben yalnızca gözlemlemek için etkinliğe katılmış biri olarak ilk günden nasıl bir ekosistem oluştuğunu ve etkinlikteki genel kitlenin girişimcilik ruhu içinde aldıklarını tekrar geri verme ya da henüz destek görme noktasında nasıl buluştuklarını izleme fırsatı yakaladım. Alanında uzman birçok yeni insanla tanışma ve belirli konular üzerinde tartışma fırsatı buldum. Tüm bu süreçten edindiğimi düşündüğüm en değerli deneyim ise Berlin’deki ekosistemi 2 gün içerisinde yoğunlaştırılmış olarak deneyimlemek oldu. Bu arada etkinlik sürecindeki startupların Berlin yoğunluklu olduğunu söylemek büyük bir hata olur fakat o iki gün içerisinde etkinlikte katılımcı olarak bulunan herkesin yakaladığı ortak bir kültür olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Ben buna Berlin Effect demeyi uygun gördüm. Umuyorum ki orada bulunmak isteyen herkes bir gün bu deneyimi yaşama fırsatına sahip olur. Türkiye Girişimcilik Vakfı’na bana ve arkadaşım Özge’ye böyle bir şans tanıdığı için çok teşekkür ederim.

Ege Demirtaş

Fellow15

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here