Challenger Olmak

0
419

Gözlerimizi dünyaya açtığımız ilk andan itibaren başlar mücadelemiz. Kimileri küçük kimileri büyük engellerle karşılaşırız. Meydan okur hayat bize, mücadele veririz biz de. Savaşırız onlarla ve devam ederiz yola. Herkesin mücadelesi kendince kıymetli. Her biri kendi yolunda farklı adımında. Görmek lazım o yolları, adım atanları. Görmeli, ilham almalı ve daha sağlam atmalı adımları…

Girişimcilik Vakfı’nı ilk duyduğumda lise yıllarındaydım. İzlediğim youtube videosunda GirVak’tan bahsederken gözlerinin içi gülüyordu Aslı Aykaya’nın. İlk kez orada duydum girişimciliği ve kafama koydum üniversiteye gidince ne yapmak istediğimi. Hazırlık senemde başvurduğumda video aşamasında elendim. “R          esimde koyu renkler olmasa, çizgiler hiç yamulmasa, sözcükler hep tozpembe olsa; geçebilir mi insan daha güçlü adımlarla bir sonraki sayfaya?” demiştim videoda. Pes etmedim bu yüzden, geliştirdim kendimi ve bir sonraki sene tekrar başvurdum. Tüm aşamaları tamamladıktan sonra mail geldi, Sina bey seni Challenger’a davet ediyoruz dedi. Anlayamadım önceleri. Ne demekti Challenger? Nasıl olunuyordu, kim oluyordu…

Kafamda sorularla başladım maceraya…

Dinledik önce. Challenger’ın ne olduğunu, neler yaptığını dinledik. Elbette anlatılandan ibaret değildi Challenger, kendisi yolunu çizendi. Belki de bu yüzden program bizimle şekillendi. Tanıştık ardından. Farklı bedenlerde aynı atan kalplerle tanıştık. O an hissetmeye başladım, meydan okuyanlarla bir aradaydım. Kimisi kendi şirketini kurmak için mücadele veriyor, kimisi gönüllü olup topluma geri veriyordu. Kimisi yatırım alırken, kimisi yolunu çizmeye yeni başlamış, geleceğe yatırım yapıyordu. Kimisi mühendis, kimisi yazardı… Günün sonunda hepsinin mücadele eden, zorluklara meydan okuyan ruhları vardı! İlham aldım her birinden. Başarılardan, başarısızlıklardan. Doğrulardan ve yanlışlardan. Destek olduk birbirimize. Birlikte güldük, sinirlendik, dinledik. Birbirimizi, hikayelerimizi… Konuştuk sabahlara kadar, güneş doğdu bizimle. Gülümsedi arkadaşlığımıza neşeyle…

Zamanın nasıl geçtiğini anlamazken yazıyorum bu satırları. Tıpkı sabahlara kadar sohbet ettiğimiz günlerde zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım gibi. Bu bir yıllık süreç bana bir çok şey öğretti. Hiç sarılmadığım insanlarla birlikte aynı dertlere sahip olabileceğimi öğrendim mesela. Bir kere olmadığında nasıl inatla çabalamak gerektiğini. Geri vermenin kıymetini. Mücadeleyi, pes etmemeyi. En önemlisi de ekip olmayı. Bi çok şey de deneyimledim. Konuştum, kendi grubumu kurdum. Organizasyon yaparken toplantıdan toplantıya koşturdum. Hissettim bir de! Yapmak için çabalarken desteklenmeyi, çabalayanlara destek olmanın nasıl güzel bir his olduğunu hissettim. Kocaman bir ailenin parçası olmayı, fikirlerimin kıymetli olduğunu hissettim…

İşte bu yüzden söylemek isterim ki, iyi ki girdin hayatıma GirVak, iyi ki varsınız Challengerlar! Her birinizin mücadelesi çok kıymetli, ilham almaksa keyifli. Hayatımın sizinle geçen bu yılını hiç ama hiç unutmayacağım. Sabahladığımız geceleri, konuştuğumuz muhabbetleri, desteklerinizi. Eminim ki bu dünya zorluklara meydan okuyan biz Challengerlarla güzelleşecek. Meydan okumamız ise hiç ama hiç bitmeyecek. Challenger olmanın ne demek olduğunu birlikte deneyimleyenlere, mücadelesiyle ilham olanlara ve takla atan güvercinlere selam olsun. Bu dünya sizinle güzel. İyi ki varsınız!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here