Düşkünüz Biz Seyir Eylemeye..

0
398

Doğduğumuzda sudan çıkmış balığa dönmemizle başladı her şey. Zaman geçtikçe hayatta olup
bitenlere ilgimiz arttı, canlı renkleri sevdik, hareket eden varlıklar hep dikkatimizi çekti. Hatta ilginçtir,
bir anda beliren insanlar, yüksek kahkahalar ya da göz alıcı ışıklar mest etti bizi. Dokunmak, tatmak ve
koklamak istedik.
Daha ileriye gittikçe yeni oyunlar yaratmak hoşumuza gitti, oturmayı hiç sevmiyorduk artık. Farklı
yerler ve kişiler gördükçe heyecanımız artıyordu. Öyle ya, arkadaş edinmekten daha keyifli bir şey var
mıydı?

Aklıma takılan şey, bu süreçten sonra bize ne olduğu. Yerimizde duramazken, yerimizden kalkmamanın yollarını aramaya koyulma sebebimiz neydi? İki adım sonra dahi karşımıza neyin çıkacağını bilmezken attığımız minik cesur adımların yerini hangi
korkular aldı? Evet evet duyuyorum, hani şu para garantisinden, kariyer merdivenlerinden, aile
kurmaktan ve huzuru aramaktan mütevellit. Ne hikmettir ki biz salondaki koltuk düzenini bile değiştirirken iki elimizi başımızın arasına alan insanlara dönüşmüşüz. Sanki kantarın topuzunu biraz kaçırmışız.
Etrafımızdaki herhangi bir bireyin, nesnenin ya da durumun değişmesinin bizi korkutması çok doğal.
Beyin dahil bütün organlarımız alıştığı stabil ortamından ayrıldığında uyum sağlamakta zorlanır. Fakat dünyaya ilk geldiğimizde her türlü farklılığa uyum sağlama yeteneğimiz bu kadar yüksekken şu an bu denli direniş göstermemizin sebebini anlamakta zorlanıyor insan. Gittiğimiz yol bir süre dümdüz gitmeyegörsün, bir ufak yokuşu uzaktan gördüğümüzde titremeye başlıyoruz. Yaşadığımız ortam bir süre aynı yerde olsun, iki sokak öteye taşınma ihtimali bizi delirtmeye yetiyor. Bir kariyer planı yapmış olalım, plandaki minik bir kıvrım bizi ne yapacağını
bilemez hale sokuyor. Bırakın bunları, yıllarca doğru olduğuna inandığımız bir fikrin dahi başka biri
gelip aksini söylediğinde bu ona içten içe kin gütmemiz için yeterli olmuyor mu?
Biz en çok ne zaman rahat ederiz biliyor musunuz? Kafamızda planladığımız her şey yerli yerinde ve
tam zamanında istediğimiz gibi gerçekleştiğinde. Çünkü beklemediğimiz hiçbir şey yoktur, her şey
öngörülebilirdir.
Güneş sarı, gökyüzü mavi ve çimenler yeşildir. Boyama kitabımız elimizde, ama önceden olduğu gibi
her rengi kullanmak yasak, üzgünüz. Herkes nasıl boyuyorsa, öyle boyayacağız. Ne eksik, ne fazla.
Sonra da seyir eyleyeceğiz işte.

Aman kendimizden bir şeyler katmaya kalkmayalım, sonra elimize yüzümüze bulaştırırız değil mi?
İyi seyirler, demeye gönül razı gelmez. Bir gün boya kalemlerimizin hepsini elimize alıp kullanmamız
dileğiyle..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here