Fellow’umuzun “Girişimcilik Vakfı Serüveni”ni Kaçırmayın!

1
130

“Bittiği için ağlama. Yaşandığı için gülümse.”

Dr.Seuss

Hiç hız trenine (roller coaster) bindiniz mi? Sakin başlayan serüven, hiç beklenmeyen adrenalin patlamalarına yola açan heyecanlarla devam eder. Biraz adrenalin seven, beklenmedik olaylardan keyif alan biriyseniz, size ayrılan sürenin sonuna geldiğinizde içinizi bir hüzün kaplar. Hiç ara vermeden tekrar bu serüvene atılmayı istersiniz. En azından benim için durum bu şekildeydi.

 

2014 yazında, bir serüvene atıldım ve bir hız trenine bindim. Trenimizin adı “Girişimcilik Vakfı”. E- Tohum San Francisco’ da Sina Afra’dan adını duyduğum ilk anda merakımı cezbeden Girişimcilik Vakfı, o zaman anladığım kadarıyla girişimci ya da girişimci ruhlu üniversite öğrencileri için burs sağlayan, onları eşine rastlanmayan bir ağın içine sokan bir oluşumdu. Böyle bir oluşumun olması benim için çok değerliydi. Herkesin üniversite yıllarından bir beklentisi vardır. Benim beklentim kendi şirketimi kurup, dünyayı değiştirebilecek işler yapmaktı. Birinci sınıfta ortağım ile Ankara Bahçelievler’ de iki göz odada ilk ofisimizi kurarken yaşadığım hazzı hala hatırlıyorum. Masaları monte ederken adeta hayallerime dokunuyordum. Bu durumu ne yazık ki herkes takdir etmiyor. ODTÜ gibi bir üniversitede okumak ve yüksek notlar almak gibi kutsal bir görev varken önümde girişimcilik yapmam insanların anlamlandıramadığı bir şeydi. Ama makûs talihim değişiyordu. Düşünsenize, benim gibi 39 tane yaşıtımın daha olduğu bir yer olacaktı. Kesinlikle bu vakfın bir üyesi olmam gerekiyordu.

 

Başvuru süreci hız treni deneyiminin ilk birkaç dakikasına benziyordu. Özgeçmiş formu, sakin bir başlangıç gibiydi. Video çekimlerinde işler biraz kızıştı, farklı olmak lazım sonuçta. Kişilik testlerine geldi sıra. İçimizden geldiği gibi cevaplamamız lazım soruları, fakat bir yandan seçilmek de istiyor insan. Sürekli “doğru” şıkkı arıyor gözler. Onu da bir şekilde atlattık. Tüm bu süreçlerin sonunda son 100’ e kaldığımı öğrendim. Dile kolay. 6400 kişiden ilk 100. Mülakatlar ayrı bir heyecan. Mülakatlarda vakfın Mütevelli Heyetinden birinin daha olacağı söylendi bizlere. Listede nereye bakarsam bakayım kendi sektöründe “rock star” olan insanlar var. İstediğiniz kadar mülakat tecrübeniz olsun, “Mülakata girmeden önce yapılması gereken 1000 şey” i de yapmış olun, inanın yine büyük bir heyecan kaplıyor insanın içini. Benim mülakatımda Hakan Baş vardı. 10 dakika sürdü ya da sürmedi ya da bana öyle geldi. Kuruçeşme’den Beşiktaş’a yürürken “galiba olacak bu iş” dedim içimden.

 

Evet, artık ben de 40 “fellow”dan biriydim. Serüvenin heyecanlı kısmının sonuna geldiğimizi hissettiğimi hatırlıyorum. Bundan sonrası düzlükmüş gibi görünüyordu o zaman. Gerçeğin hiç de öyle olmadığını nerden bilebilirdim. Daha ilk toplantıdan sağ olsun Mehru Hanım haksız olduğumu gösterdi bana. Bu yazıyı okuyup başvuracak arkadaşlar için sürprizleri berbat etmek istemiyorum. Sadece lafı gelmişken her “Fellow Up”, 2 ayda bir yaptığımız toplanmalar, birer küçük hız treni kıvamında geçiyor. Bilgilerinize 🙂

 

Hız treninin tepeye ulaştığı noktalar vardır ya, sonrasında büyük bir heyecanın geldiğini bilirsiniz, bu da sizi daha çok heyecanlandırır, vakıfla yaptığımız yurt dışı gezileri işte o tepe noktaları. Girişimcilik etkinliklerine gittiğimde hep karşıma çıkan, girişimler için “kutsal topraklar” olan iki yer oldu. Birincisi hepinizin omurilikten söyleyebildiği “Silikon Vadisi”. Geçtiğimiz yaz 1 ayımı orada geçirme şansı elde ettim. Ve evet herkes çok haklı, özellikle teknoloji girişimleri için Silikon Vadisi “kutsal topraklar”. Diğeri ise Tel Aviv’ di. Açıkçası kendimi hiç Tel Aviv’ i yakın bir zamanda ziyaret edecek şekilde hayal etmemiştim. İşte Girişimcilik Vakfı burada devreye giriyor. Hayal bile etmediğiniz şeyleri gerçekleştirmek için. Sina Bey, İsrail gezisinden bahsettiğinde vücudumun habere verdiği fizyolojik tepkileri hatırlıyorum. Baş dönmesi, karnında kelebeklerin kanat çırpıyor oluşu… Benim için çok önemli bir şeydi, Silikon Vadisi gibi çekici değildi ama teknoloji girişimlerinin ikinci adresiydi Tel Aviv. En önemlisi bu deneyimi Girişimcilik Vakfı ile yaşayacaktım, yalnız değildim. En az benim kadar heyecanlı 39 arkadaşım daha vardı. Gezinin içeriğinden pek bahsetmeyeceğim. Merak edenler olursa, Serkan’ ın güzel, detaylı bir yazısı var, öneririm.

 

Hız trenlerinde sevdiğim, aslında insanları hayatta tuttuğuna inandığım şey beklenmedik heyecanlar, mutluluklar. Çok önce değil daha geçtiğimiz haftalarda bir çekilişi oldu vakfın. 40 kişi arasından yaklaşık 10 kişi değişik şehirlerdeki önemli etkinliklere gönderilmek üzere seçilecekti. Ben neredeyse her benzer çekilişe girdiğimde, sonucu hüsran olmuştur. Bu konularda şanslı bir adam değilimdir. O yüzden çekiliş heyecanını başka arkadaşlar için yaşamaya karar verdim. Sonucu bize duyurmak için çekilen video biraz büyük boyutta olduğu için, aziz internet sağ olsun, sonuçları öğrenmemiz geç vakitlere kaldı. “Nasıl olsa bana çıkmaz” zihniyetiyle bastıran uykuya teslim ettim kendimi. Sabah uyandım, video yüklenmişti, sosyal medya üzerinden insanlar birbirini tebrik etmişti bile. Benim adım, tahmin ettiğim gibi hiçbir kutlama yazısında geçmiyordu . Moskova çekilişi oldu, 5 arkadaşımın adı çıktı. Sıra geldi Berlin’ e. Sina Bey Berlin’ deki etkinliklerle ilgili çok güzel sözler söyledi ve iki tane isim çekti. Son çektiği ismi ilk olarak açıkladı, tahmin edin kimdi? İnanmazsınız, ben de inanmadım ama ben çıkmıştım. Bir iki hafta içerisinde Berlin’ de NOAH adlı, dünyanın önemli iş liderlerinin bir araya geldiği bir konferansa katılıyorum. Ne programa başvururken ne içindeyken hiçbir zaman aklıma gelmeyen bir şans yakalamış oldum.

 

Girişimcilik Vakfı adlı hız treninde bana ayrılan sürenin sonuna geliyorum, yakında programdan mezun olacağım. Hiç inmek istemiyorum, inmemem için yukarıda anlattıklarım haricinde onlarca nedenim var. Çok güzeldi, bir daha binmek istiyorum. Galiba benim gibi daha yüzlerce insanın bu keyiften mahrum kalmaması için artık inmem gerekiyor. Sen, bu yazıyı okuyan arkadaşım, umarım sen de bu serüvene katılırsın, sen de bu heyecanları yaşarsın. Ben bu serüven bittiği için üzülmüyorum, yaşandığı için gülümsüyorum. Ömrümün sonuna kadar da hep gülümseyerek hatırlayacağım.

 

Mehmet Sencer Karadayı

 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here