Girişimci bir şehir kurmak için üç strateji

0
136

Bir şehir sadece büyük projeler veya planlanmış bölgeler ile canlanmaz. Yakın zamanda Kentucky eyaletinin Louisville şehrindeki boş bir arsada şahit olduğumuz aktivitelere benzer şeylerle de canlanır. Burada, yani şehrin Bourbon bölgesinde, yiyecek kamyonları tekerlekli bir tamirci dükkanı olan MakerMobile’ın etrafında dolaşarak kalabalığa yiyecek dağıttılar. Bu treylerin içinde bir 3B yazıcı çalışıyordu ve lazerler defterlerin ve şişe açacaklarının üzerine yazılar kazıyordu.

 

Dışarıdaki küçük bir sahnede Louisville’in sosyal etki hızlandırıcı programı olan Village Capital’den yeni bir grup girişimci sunum yaptı. Bu girişimcilerin dinleyenleri arasında ülkenin dört bir yanından gelen düzinelerce belediye başkanı bulunuyordu.

 

Bu belediye başkanları  Ewing Marion Kauffman ve benim ofisim tarafından ortaklaşa olarak belediye başkanları için düzenlenen ikinci olağan girişimcilik konferansı için Louisville’de bulunuyorlardı. Konferans iki temayı birleştiriyordu: girişimcilik ve büyüyen “maker (mucit) hareketi”.

 

Konferansın amacı  şehir liderlerini ve girişimcilik uzmanlarını toplayarak girişim aktivitelerini nasıl destekleyebileceklerini ve şehirlerinde nasıl daha yüksek seviyede girişimciliği teşvik edebileceklerini konuşturmaktı. Bu senenin üç teması girişimciliği, ekonomik gelişmeyi ve şehir dinamizmini mahmuzlamanın yollarını araştırmayı isteyen şehirlere yol gösterdi.

 

 1. Aşağıdan yukarıya inovasyonu ve deney yapmayı kolaylaştırmak

 

Geçtiğimiz on yıllar boyunca kamusal söylemlerin çoğuna ‘ekonomik gelişmede geleneksel yukarıdan aşağıya yaklaşımlar’ hakim oldu. Aralarında bilim parklarının ve multi milyon dolarlık kamu girişim fonlarının da bulunduğu yukarıdan aşağıya yaklaşımların gerçekleştirilmesi zor ve zaten az olan vergi gelirlerinin kullanılmasını gerektiriyor. Louisville ve diğer şehirler devletin tepeden emrettiği senaryonun yerine aşağıdan yukarıya inovasyonu ve deneyleri destekliyorlar. Bu anlayışa göre inovasyonun temelinde girişimciler olmalı, devlet değil.

 

Bu düşünceyle birlikte Louisville, Village Capital’ı konferanstaki belediye başkanlarına göstererek bu girişim hızlandırıcısının nasıl ABD’nin dört bir yanından tarım ve temiz enerji şirketlerini bir araya getirerek girişimlerini geliştirdiğine tüm belediye başkanlarının şahit olmalarını sağladı. California’dan Massachusetts’e kadar birçok farklı yerden gelen girişimlerin ürünleri arasında endüstriyel tarımda kullanılan pilotsuz model uçaklardan evde bitki yetiştirme ünitelerine, toprağın nemini ölçen kablosuz sensorlara kadar birçok farklı örnek bulunuyordu.

 

Burada altını  çizmek gerekiyor ki şehir bu girişimi destekliyor ancak onu yönetmiyor. Yerel hükümetin rolü bu tarz bir inovasyonu kontrol etmek değil, desteklemek.

 

2. Yerel güçlerinizi geliştirin

 

Ev aletlerinizi akıllı  hale getirebilecek ve böylece onlara internetten kontrol edilme gibi yetenekler kazandıracak bir uygulama yapabilseydiniz nasıl olurdu? Mesela işe gittikten sonra evinizdeki fırını kapatabilir ve yemeği aklınızdan çıkartabilirdiniz veya çamaşırlarınızın yıkanması bittiğinde bir kısa mesaj alabilirdiniz.

 

Peki ya tüm bunları  sadece 19,95 dolara yapabilseydiniz?

 

Belediye başkanları  Louisville’de bir maker bölgesi olup böyle bir inovasyonu mümkün hale getiren FirstBuild’i ziyaret ettiler. FirstBuild’de yapılan bir ürün olan Green Bean, bulaşık makinelerinden buzdolaplarına kadar farklı birçok ev aletini destekleyen bir maker modülü ve yazılım geliştirme kiti.

 

Firstbuild ve onu oluşturan ortaklık yerel güçleri geliştirme üzerine bir örnek. FirstBuild özellikle üç anahtar yerel oyuncuyu bir araya getirmiş: genel merkezi şehirde bulunan büyük bir üretici olan GE Appliances, Speed School of Engineering at University of Lousville ve yerel maker topluluğu.

 

Her şehrin kendi özel karakteristiği ve gücü bulunuyor. Lousville ve diğer şehirler Silikon Vadisi gibi bir yer inşa etmek yerine kendi rekabet avantajlarını belirleyip onları kullanarak güçlü girişimcilik ekosistemi inşa ediyorlar.

 

3. Şehrinizde küresel yetenekleri ağırlayın

 

Louisville’in nehir kıyısında yürürken Amerika’nın önemli bir şehrinde görülmesi çok mümkün olmayan bir görüntüye denk gelebilirsiniz. Bir Uganda doğumlu girişimci olan Elizabeth Kizito, geleneksel Doğu Afrika kıyafetleri giymiş bir şekilde başının üzerinde el ile örülmüş kocaman bir sepet taşıyarak sokaklarda kurabiye satıyor, 35 yıldan fazla bir süredir yaptığı gibi.

 

Kizito kurabiyelerini satmaya başladığında tek dağıtım kanalı kendisi ve kafasındaki bir sepet kurabiyeymiş. Şimdi ürünleri üç farklı eyalette tam 62 mekanda satılıyor. Yerel olarak “Kurabiye Hanım” olarak biliyor ve sağlam bir şirketi yöneten Louisville ünlüsü olmuş.

 

Yerel boyutta bakarsak Kizito ülkemizdeki göçmen girişimcilerin pozitif etkilerine bir örnek teşkil ediyor.

 

Göçmenler Amerika’da girişimciliğin en önemli yönlendiricilerinden biri. Hem birinci hem de ikinci nesil Göçmenler Fortune 500 şirketlerinden yüzde 40’ından fazlasını kurmuş durumda ve göçmenlerin girişimci olma ihtimalleri Amerika’da doğmuş yerel insanlardan iki kat daha fazla.

 

Genel olarak göçmenliği bir federal siyaset meselesi olarak görürüz ve bu büyük ölçüde de doğrudur. Ancak göçmenlik reformu Washington’da sıkıştığı sürece ABD içindeki şehirler yerel girişimleri destelemede ve ekonomilerini güçlendirmek için küresel yeteneklerin dostluğunu kazanmada liderlik ediyorlar.

 

Louisville’de belediye başkanları, şehrin Kizito gibi girişimci göçmenlere akıl hocalığı ve eğitim sağlayan bir girişimcilik teşebbüsü olan RISE – Refugees and Immıgrants Succeeding in Entrepreneurship programını incelediler.

 

RISE çok farklı  geçmişlere sahip girişimcilere hizmet veriyor ve göçmen girişimci kavramının cebinde çok az parasıyla şehre gelmiş eğitimsiz kişilerden kaliteli bir okuldan doktora derecesi almış bir mühendise kadar çok geniş bir skalada insanı kapsadığının da farkında.

 

Girişimci bir şehir yapmanın yolları Louisville ve Amerika’daki diğer şehirlerde belirleniyor. Sıradaki zorluk ise deneyimlerin paylaşılması ve diğerlerinden bir şeyler öğrenmek. Bunu da Mayors Conference on Entrepreneurship’te yapmış bulunuyoruz.

 

Bu makale  Kauffman Foundation’ın 20 Kasım 2014 tarihinde forbes.com’da yayınlanan yazısından çevrilmiştir.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here