Girişimciler dünyayı yavaş yavaş değiştirmeye neden devam etmeli

0
107

Girişimciliğin çeşitli popüler kültür akımlarında havalı bir şey olarak görülmesi, pek çok yeni başlayanı iş sahnesine sürüklüyor. Yine de, Zuckerberg’i taklit etme hevesi, bir kurucu olarak fark yaratmak için gereken yetenek ve çok derin sorumluluk duygusu yerine bir iş geliştirmenin ün getirme kısmını övüyor. Hatta HBO’nun popüler “Silicon Valley” serisi, her telefon uygulaması yapan girişimcinin dünyayı daha iyi bir yer haline getirme iddiası ile dalga geçiyor. Gelişmekte olan bir şeyin evresinde, sadece bir iş oluşturma fikri, menfaat sahibi kişilere adaletli bir şekilde davranmak ve toplumun iyi bir kölesi olmak yeterince çekici değil ve bu nedenle girişimciler yoldan çıkıyor.

 

Çoğu çaylak girişimcinin fark edemediği şey, kendilerini bir yöneticiden fazlası olarak görmeleri gerektiğidir. Onlar her şeyden önce müşteriler, tedarikçiler, yatırımcılar ve çalışanlar için problem çözücü kişilerdir. Aslında, onlar toplumumuzu temsil eder, işlettikleri şirketler ise değerlerini yansıtır. İşte bu nedenle, asıl önemli olan bir girişim veya çok ulusluluk değil, çalışanların hayatını etkileyen meselelerde takınılan tutumdur. Aslında gerçek değişimi sağlayabilecek yetenekleri var. Günümüzün en iyi CEO’ları bu konuda hemfikir olacaktır.

 

Yakın zamanda, 3,000’den fazla kişinin ağzına kadar doldurduğu San Francisco’daki Moscone Merkezi’ndeki Out & Equal’s Workplace Summit ‘de Wells Fargo CEO’su John Stumpf’ın iki tip insanın bulunduğu (kadın ve erkek) küçük bir tarım topluluğunda büyümek hakkındaki konuşmasını dinledim.

 

Her yıl Amerika ve tüm dünyadaki işyerindeki LGBT eşitliğini savunmaya yardımcı olmak adına toplanılan Workplace Summit’teki katılımcılar, Stumpf’ın 250,000’den fazla Wells Fargo çalışanına eşitliği nasıl sağladığının hikâyesini dinlemeye bayağı istekliydi. 11 çocuk arasından en büyük ikinci çocuk olduğunu düşündüğümüzde Stumpf’ın tüm çevresindeki her cinsten insana ulaşabilen doğuştan lider birisi olduğunu görüyoruz. Bu yolculuğun mümkün olmasının sebebi Stumpf’ın, Wells Fargo’nun en yetenekli yöneticilerinin, küçük çiftlik kasabasından farklı olduğunu kavrayışındandır. 1998’de, şirket yurt içindeki ortaklarının çıkarlarını arttıran ilk finansal hizmet şirketi olduğunda, Stumpf çoktan şirketin üst düzey yöneticisi olmuştu.

 

LGBT niteliği, girişimci olarak nasıl özel sektörü pozitif toplumsal değişikliğe ittiğinin ve kapsamlı iş çevresi arayan yöneticilerin olağan sayılmaya başladığının son örneklerinden biridir. 1998’de Wells Fargo eşcinsel ayrıcalıkları ile toplumun sınırlarını zorlayarak risk aldı. Yaklaşık 16 yıl sonra, Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerden birinin CEO’su Tim Cook ilk gay olduğunu açıklayan yönetici olarak yeniden sınırları zorladı. Gerek Stumpf’ın işyerinde eşitliği savunması gerekse Cook’un bu yılın başlarında yaptığı açıklama, hesaplanmış risklerdi. Global olarak, homoseksüellik 80’den daha fazla ülkede ceza uygulanan bir suçtur. Bu ülkelerin çoğunda Wells Fargo ofisi var ve de Apple marka ürünler alınıyor. Yine de, en iyi yöneticilerimiz, doğru olan şeyi yapmanın bedelinin ödemeye değer olduğunu varsayıyor.

 

Cook açıklama mektubunu şöyle sonlandırıyor: “Adalete olan aydınlık yolumuzu tuğla tuğla ördük. İşte bu da benim tuğlam.” Muhtemelen Cook’un kararındaki, örülen tuğlalar, onlardan önceki daha küçük toplumlardaki girişimciler tarafından günümüzde insanların eşitliği desteklemesine olanak sağlaması için buna eşdeğer veya daha büyük riskler alınarak örüldü. 1970’lerde iş sahiplerinin faaliyetleri ve savunulması, ilk defa San Francisco’daki Harvey Milk’in LGBT çalışanlarına işyeri koruması vermesi ile sağlandı. Zamanla, tüm ulus çapındaki işyeri sahipleri, LGBT çalışanlarına da herkes gibi davranmanın bilgeliğini gördü. Her lider, çoğu potansiyel müşteri olan nüfusun yabancılaşan ileri görüşlü kısmı için doğru olanı yaparak risk aldı. Bu riskler, Cook ve Stumpf gibi organizasyonların büyüklüğü yoluyla uluslararası çapta değişimi savunan yöneticiler için güvenli birer sığınak olarak sonuçlandı.

 

Hala yapılması gereken kayda değer işler varken, günümüzde girişimcileri zora sokan sosyal meseleleri merak ediyorum. Acaba Harvey Milk yaşasaydı, 2014’te neyi savunurdu? Gelir dengesizliği ciddi bir toplumsal kaygı oluşturuyor ve ayrıca yöneticileri çetrefilli bir sorunla yüzleştiriyor.  Güvene dayalı ve sosyal yaklaşım sorumlulukları arasında önem sırası nedir? Milk’in rakipleri yıllar önce aynı soruları gündeme getirmişti.

 

Nüfusumuzu parçalara ayırarak daha üretici ve verimli bir toplum oluşturmak girişimcilere bağlı.  Bu gelişme, sadece kendilerinden önce paylarına düşen tuğlaları yüksek giderlerle ve pozitif yönde tanınmanın verdiği mutluluk olmaksızın dizen girişimci ve yöneticiler sayesinde mümkün olabilir. Onlar topluma olan hizmeti oldukça ciddiye alan ve dünyayı tuğla tuğla daha iyi bir yer haline getirmeye cüret eden yöneticilerdir.

 

Bu makale  Young Entrepreneur Council’ın 23 Aralık 2014 tarihinde forbes.com’da yayınlanan yazısından çevrilmiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here