Girişimcilerin enerjilerini yükseltmeleri için en kolay yol

0
183

Beton ormanları  içerisinde, hayatın her alanından girişimciler ve yöneticiler her gün “mücadele et veya terk et” anlarını aşmanın zorluğuyla karşılaşıyorlar. Fakat seçimlerinden bağımsız olarak hepsinin karar verme aşamasında karşılaştıkları bir ortak nokta var: stres.

 

Bildiğimiz üzere devamlı  stres pek çok kronik sağlık problemlerine sebep oluyor. Bunların iyi bilinenlerinden bir tanesi stresin bağışıklık sistemi üzerine yaptığı etkiler ve değişiklikler. Bağışıklık sistemindeki fonksiyon bozuklukları, batılı endüstriyelleşmiş devletleri etkileyen kalp ve damar hastalıklarından diyabete, obeziteden nörodejeneratif hastalıklara, kanserlerden bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar pek çok kronik bozukluk ve hastalığın ortak noktasıdır.

 

Bilimsel bulgular ise sağlığımızı – veya sağlıksızlığımızı – etkileyen en kritik unsurlardan birinin “ne yediğimiz” olduğunu giderek daha fazla bir şekilde söylüyor. Dr. Mike Fenster (aynı zamanda bir kardiyolog, aşçı ve savaş sanatçısı), The Fallacy of the Calorie kitabında ne yediğimizin bizleri hem direkt olarak hem de bağırsaklarımızdaki bakterileri etkilemek aracılığıyla dolaylı olarak nasıl etkilediğini detaylıca anlatıyor.

 

Maalesef sağlıklı seçim her zaman apaçık ortada olan olmayabiliyor. İri bir biftek işlenmiş balık sandviçinden daha iyi bir seçenek olabiliyor. Taze yumurta (sarısı ve tamamı) kolesterolsüz sentetik benzerine göre daha iyi. Taze kızarmış karides ise adeta zombileştirilmiş sebzelerden çok çok daha iyi.

 

Dr. Mike sürekli aktif olan girişimcilere yemek seçimlerinde yardımcı olmak için aşağıdaki üç tüyoyu veriyor. Daha iyi beslenmek enerjinizi arttırabilir ve her girişimcinin karşılaştığı stresin zararlı etkilerini en aza indirebilir.

 

1. Pratik fakat yüksek derecede işlenmiş besinlerden uzak durun. Paketlenmiş besinler çabuk ve amaca uygundur fakat bir bedelleri vardır. Bu gıda maddeleri modern uygarlığımızda görülen hastalıkların ve sakatlıkların giderek artan bir şekilde sorumlusu ilan ediliyor.

 

2. Taze alın. Sonsuz “Fast food” ve abur cubur yağmuruna en etkin çözüm taze alternatiflerini aramaktır. Pek çok lokanta çiftçilerin pazarlarından elde ettikleri müthiş yerel ürünlerin yanında artık mevsime has yemekler sunuyor. İş yemeklerinizi eski usul zincir restoranlar yerine bu tip yerlerde ayarlamaya çalışın.

 

3. Paketleyin. Evde hazırladığınız yiyecekleri paketleyerek işe getirmek size zaman ve para kazandıracağı gibi bağırsaklarınızın sağlığını da garantileyecektir. Mümkün olan yerlerde organik yiyecekleri tercih etmeni faydalı olduğuna dair her geçen gün yeni kanıtlar bulunuyor. Dışarıda yemek yerken bu tip malzeme kullanan yerleri araştırmak çekilen zorluğa değer.

 

Bir marka profesyoneli olarak her zaman insanların diğer kişilere dair algılarını neyin etkilediğine dikkat ederim. Kötü beslenen biri bunu birkaç şekilde belli eder. Birincisi aşırı hassas olurlar ve düşük sabırları vardır. İkicisi dış görünüşleri değişir. Son olarak da enerji seviyeleri ve canlılıkları düşer.

 

Eğer çalışanlarınızın, müşterilerinizin ve stratejik ortaklarınızın bunları fark etmediğini düşünüyorsanız kendinizi kendi topuğunuzdan vuruyorsunuz demektir. Kendi sağlınız için değilse bile şirketiniz ve geliştirmek için yıllarınızı harcadığınız markanızın iyiliği için değişiklikler yapın.

 

Dr. Mike’ın dediği gibi: teknolojideki gelişme ve nasıl daha verimli olacağımızın yollarına olan odağımız artsa bile verimlilik vücudumuzu beslemekle başlar. Besinin kendisine dikkat etmek sadece kalori hesabı yapmaktan daha önemlidir.

 

Bu makale  Young Entrepreneur Council’ın  12 Kasım 2014 tarihinde forbes.com’da yayınlanan yazısından çevrilmiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here