Girişimcilerin Kişisel Antrenörlerden Öğrenebileceği 5 Girişim Dersi

0
111

Forbes katılımcı ve girişimcisi Ilya Pozkin “Sağlıklı ve fit kalmak için zaman bulmak herkes için zordur” şeklinde belirtiyor. “Ancak girişimci olduğunuz için iş asla peşinizi bırakmaz ve bu da neredeyse imkansız bir vazife haline gelir. İş sahibi kimseler olarak, kendinize de bakmayı unutmak kolaydır.”

 

 

5-Business-Lessons-Entrepreneurs-Can-Learn-From-Personal-Trainers-720x340

 

Diğer yandan ise, bir kişisel antrenör için, düzenli egzersiz ve iyi beslenme ile sağlıklı bir yaşam tarzı edinmek hayati önem taşıyor. Sağlıklı yaşama olan ilgi, insanların psikolojik ve fiziksel engellerin üstesinden gelerek daha aktif bir yaşam tarzı edinmelerine olanak sağlıyor.

 

İşte, girişimcilerin antrenörlerden öğrenebileceği beş şey:

 

Yediğin şey seni yansıtır.

Ne yiyorsan osundur. Vücuduna (ve şirketine) aldığın şeyler önemlidir. Örneğin, basit bir şirket web sitesi oluşturmanız size itibar kazandırsa da, tam anlamıyla profesyonel bir marka imajı sağlamaz. Tıpkı düşük besin değeri olan yiyeceklerin size tüm gün yetecek enerjiyi vermeyeceği gibi. Birinci sınıf markalar, uygun kaynaklara doğru yatırımlar yaparak başarıya ulaşıyor. Kısacası, işinizi çöple doldurmak yerine, kaliteli yatırımlarda bulunun.

 

Acı yoksa kazanç da yoktur.

İyi bir kişisel antrenör, sağlıklı bir fiziğe sahip olabilmek için uykudan feragat ederek, sabah beşte koşmayı tercih eder.Aynı şekilde, iş hayatı da fedakarlık ister. Kendi işinizin sahibi olmanız, karşılığını uzun bir sürede alacağınız zor kararlar vermeye zorlar.

 

Örneğin, günü erken bitirip arkadaşlarınızla bir bara gitmek çekici gelebilir. Ancak biliyorsunuz ki, özellikle kendi işinizi yapmaya başladıysanız, iş günü saat 5’te bitmez. Disiplinsizlik, yerine getirilmemiş amaçlar ve daha yavaş ilerleme gibi acı sonuçlar doğurabilir. Ancak bir kişisel antrenör gibi çikolatalı keki görmezden gelip, emeğinizin ve kararlılığınızın karşılığını alabilirsiniz.

 

Birlikte idman yapın.


İyi bir antrenör, diğer insanlarla birlikte idman yapmanın yarar sağlayacağını bilir. Diğerleriyle birlikte egzersiz yapmak, zorunluluğu, eğlenceli bir sosyal aktiviteye dönüştürebilir. USA Today’in haberine göre “Araştırmalara göre birisiyle egzersiz yapmak motivasyonu arttırır ve daha yoğun bir şekilde egzersiz yapmanıza olanak sağlar. Ayrıca birlikte egzersiz yapmak sosyalleşme yerine de geçer, egzersiz seanslarına katılma ihtimalinizi arttırır.

 

Aynı konseptin işe uygulanması da güzel sonuçlar getirebilir. İş fikirleri ve ofis ortamı sizi boğuyorsa, belki de biraz ara vermeyi veya yerel girişimcilerle çalışmayı düşünmelisiniz. Bazen ilham almak için tek ihtiyacınız olan parlak iki çift göze bakmaktır.

 

Kendi kendini motive eden kişi olun. 


Herhangi bir kişisel antrenöre sorun, çoğu size sağlık ve sıhhatin içsel motivasyona bağlı olduğunu söyleyecektir. En iyi gününüzde, kendinizi spor salonuna gitmeye motive etmelisiniz. Bu yüzden Bodybuilding.com yazarı Neesha Chosky, spor salonunda ve egzersiz sonunda her zaman pozitif düşünmenizi öneriyor. “Kendinize bundan zevk aldığınızı söyleyin ve kendi kendinizi kutlayın. Pozitif teşvik, kendi kendinizi motive etmeniz için güzel bir yoldur.”

 

Benzer bir şekilde, bir girişimci olarak başınızda bekleyen ve tüm işlerinizi titiz bir şekilde inceleyen bir patronunuz yok. İşte bu yüzden kendinizin neşe kaynağı olup, motive kalabilmek için farklı yollar bulmalısınız.Örneğin, küçük amaçlar edinmek, pozitif teşvik ve spesifik dönüm noktaları peşinde olmak, size amacınıza ulaşmak konusunda yardımcı olabilir.

 

Asla pes etmeyin.


Biraz klişe gelebilir, ancak iş ve fitness amaçlarınızdan asla vazgeçmeyin. Zor anlar yaşadığınız ve ekstra motivasyona ihtiyacınız olan zamanlar olacaktır. Aynı zamanda işinizin inanılmaz derecede başarılı olduğu zamanlar da olacaktır, işte tam da bu nedenle, daha sıkı çalışmalısınız. Kişisel bir antrenör gibi, takımınızı oluşturduğunuzda, diğerlerini de motive etmelisiniz. Bu arada, kendi rekorunuzu da kırmalısınız. Birkaç kilometre daha kendinizi zorlamaktan korkmayın.

 

Bu makale  Rachel Hurley’nin 27 Ekim 2014 tarihinde yfsmagazine.com’da yayınlanan yazısından çevrilmiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here