Girişimcilik Bir Film Olsaydı Dövüş Kulübü Olurdu

0
335

1999 yapımı Dövüş Kulübü filmi başarılı bir girişimci olmak için tahmin ettiğinizden daha fazla ders vermektedir. Kitaba sadık kalarak yapılmış film Gen X’in fantastik çelişkisini incelemekte, toplumun iki yüzlülüğü ve adaletsizliğini ironik şekilde incelemektedir.

 

Ana karakteri olan Tyler Durden (Brad Pitt) isimsiz bir maaş kölesi olan Edward Norton’un hızlı konuşan öteki egosunu canlandırmaktadır ve filmin üretken girişimci karakteridir. Durden  modernitenin sancılarına karşı tanımadıkları rastgele kişiler ile sokakta kavga etme ve Dünya’nın finansal merkezlerini büyük nitrogliserin bombalar ile Project Mayhem adı altında patlatmak gibi işlere kalkışmıştır.

 

Bu stratejiler bize pek uymayabilir. Film o kadar hayal kırıcıydı ki 1999’da çıktığında reklam bütçesi kesildi ve bu projeye onay veren kişi işten atıldı. Fakat Dövüş Kulübü filmi daha sonradan çok büyük bir film haline gelmiştir.

 

Buna ek olarak onun hareketleri modern hayata yaratıcı bir biçimde yaklaşmak olarak görülebilir fakat kalanı  ayin gibi olan ders kısmı size gerçek hayattaki girişimciliğinizde işinizi büyüttüğünüz zaman iyi bir şekilde hizmet edecektir. Eğer kendi (umuyoruz daha az yıkıcı olur) Project Mayhem’inizi oluşturup Tyler Durden’ın başarısına ulaşarak onu geçmeyi planlıyorsanız onun doğrudan filmden alınmış önerilerini dinleyin:

 

TD: “Sen işin değilsin. Sen bankada olan paran da değilsin. Sen ne sürdüğün arabasın ne de cüzdanının içindekilersin. Sen s*ktiğim kahverengi pantolonların da değilsin.”

 

Eğer kendini unvanlar ile, 15 günlük ödemeler ile, köşe başı ofisi ile ya da adı yazan park noktası ile tanıtmaktan mutlu olan biriysen yeni bir işe girişmek senin için uygun değil. Kendi başına başarılı olabilmen için rahat ettiğin yerden baya uzaklaşman lazım. Yine de bazı ödüller olacaktır, fakat eğer başarılı biriysen bunlar asıl ödüller değildir.”

 

TD:” Ben diyorum ki asla tam olma. Ben diyorum ki mükemmel olmaktan vazgeç. Ben diyorum ki gelişelim, bırak cips kırıntıları düşebileceği her yere düşsün.”

 

Bu Steve Jobs’ın “Aç kalın, budala kalın” önerisine benzemektedir. “Tüm cevaplara sahip olmadığın gerçeği ile yüzleşmedikten sonra ve ne beklediğinden daha farklı olarak karşılaştığın sonuçları kabul edene kadar hiçbir zaman büyüyemezsin. Bu kendini dışarı atmaktır, yumruklarla yuvarlanıp gitmektir.”

 

TD: “Hiçbir yara izim olmadan ölmek istemiyorum.”

 

Gerçekten risk almanın nesi yanlış? Yara izlerin tecrübeyi, kazanılan bilgeliği ve cesareti temsil eder. Bu yaklaşıma sahip olmak seni başarı yolunda en hızlı götürecek şeydir. Yeni bir iş kurmak ne yaparsan yap risklidir, göze çarpmayan yolları seçme hatasını yapma.

 

TD: “Kıçına tüy takmak seni tavuk yapmaz.”

 

Kendi yalanına sakın inanma. Tüm anlamıyla birçok durumda “yapana kadar yapmış gibi davran” kuralını uygulayacaksın fakat bu performansına kendin sakın inanma. Sen neysen o sun. Limitlerini biliyorsun. Hala bir tavuk değilsin fakat bunun için çalışıyorsun ve bu gerçeği unuttuğun an mahvolursun. Yani biraz alçakgönüllü ol.

 

TD: “Acı olmadan, fedakarlık olmadan hiçbir şeyimiz olmazdı. Uzaya giden ilk maymun gibi bir şey işte.”

 

Şunu unutma:  Her türlü mukavementle, yıpranmayla ve engellerle karşılaşacaksın. Kızacaksın. Bu yolculuğun bir kısmı. Süreç her seferinde tek maymun için hazırlanmış ve bu sefer sen bu maymun olacaksın, kendi küçük kapsülünde giderken şaşıracaksın. Seni bekleyen zorlukları kucakla ve evrenin en kötü halinde bile kötü değil, eli açık olduğunu unutma.

 

TD: “Korku yok. Dikkatini dağıtacak hiçbir şey yok.  Buna izin verebilmek gerçekten kötü yola düşürür. ”

 

(İtiraf: Bu benim favorim)  Ne fark etmez biliyor musun? Ofis lobisindeki koltuğun rengi ya da ofis lobisine sahip olup olmaman. Sen büyük şeylerle uğraşırken bırak diğerleri küçük şeyler için ter döksün. Düşüncelerin sınırlı bir kaynaktır. Eğer küçük şeylere kafa yoruyorsan zamanının tam olarak bu parçasını boşa harcıyorsun demektir. Ayıp sana.

 

Eğer hala okumadıysanız film Chuck Pahlaniuk’un orijinal kitabına çok sadıktır. Bu kitap hızlı bir hafta sonu okumasına değer. İçinde daha basit yaşamak için bir çok ders vardır ve kitap bizim materyalist bakış açımıza karşı gelmektedir. Daha da önemlisi Dövüş Kulübü’nün ana konusu Dünya’da iz bırakmak (umarız bir şeyler inşa ederek)isteyenlere koltuklarından kalkıp işlerin başına geçmeleri için ilham vermektedir..

 

Bu makale profitguide.com’da Ian Bell tarafından 2015’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here