Girişimcilik Vakfı Seçim Süreci, Neler Yapıyoruz & Vakıfta Tıp Öğrencisi Olmak

1
156

Girişimcilik ailemizin şimdilik tek tıp öğrencisi olan Fellow’uyum. Son iki haftadır okul  arkadaşlarımdan, tıp Fakültesi öğrencilerinin aktif projeler sürdürdüğü Türk Tıp Öğrencileri Birliği ve EMSA (Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği) bünyesinde aktif çalışmakta olduğum takım arkadaşlarımdan en sık gelen sorulardan yola çıkarak ailemizi anlatmak, spesifik olarak bir tıp öğrencisi için vakfın  önemine değinmek ve sizlerden aldığım tüm soruları ve yanıtları da özetlemek istedim. Öncelikle Girişimcilik Vakfı, üniversite öğrencilerine girişimciliği aşılamak, onları girişimci olmaya teşvik etmek ve bu sayede Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin gelişmesini sağlamak amacı ile 2014 Nisan ayında kuruldu. Girişimcilik Vakfı’nın Fellow programına başvuru yapabilmek için sağlanması gereken temel şartlar ise: Türkiye’de ikamet edip TC Vatandaşı olmak, üniversitesi öğrencisi ve 17  yaşından büyük olmak. Seçim sürecine çok kısa değinip sonrasında biz neler yapıyoruz bunları paylaşmak ve benim için Vakfın en önemli anlarını sizlerle paylaşmak istiyorum (seçim kriterleri hakkında bu blogda bulabileceğiniz çeşitli yazılara mutlaka göz gezdirmenizi öneririm). Fellow programına katılacak yeni takım arkadaşlarımız yenilikçi ve bilimsel bir seçim süreciyle belirliyor. Altı adımdan oluşan seçim süreci, içimizdeki girişimcilik potansiyelini belirlemeyi hedefliyor.

 

1. CV Puanlama

Online olarak doldurulan CV’nin puanlanması. Unutmayın,son başvuru tarihi 19 haziran 2016!

 

2. Video

Girişimcilik Vakfı Fellow Programı’na dâhil olmak için “Programa başvurma motivasyonun ne?” ve “Neden girişimcilik?” sorularının cevaplandığı, maksimum üç dakikalık bir YouTube videosu hazırlanması.

 

Video kısmının en önemli yanı şu: Dün vakıf yönetim kurulu başkanımız Sina Afra’nın da canlı yayında değindiği gibi, (yayın kaydını Girişimcilik Vakfı Facebook hesabından izleyebilirsiniz). İlk  sene altı bin, ikinci yılında ise 30 bin başvuru almış vakfımıza, başvuran öğrencileri kâğıt üzerinde değil ilk kez yüzyüze gördükleri; hayallerimizi, ideallerimizi, bizim için girişimciliğin ne anlama geldiği yani bizi asıl anlatan kısım bu aşama. Telefonu karşımıza koyup ben şuyum burda okuyorum vs. seklinde değil gerçekten gözünüzü kapatıp üstünde düşündüğünüz sizi gerçekten yansıtan yenilikçi ve özenli bir video bekliyorlar. 3 dakikalık videomuz seçim sürecinde çok önemli bir nokta. Geçmiş yıllardan Müge Ulusoy ve Doruk Tekin’in videolarına göz atabilirsiniz. Sina Bey her iki video için de “Akılda kalıcıydı ve izlemenizi öneririm.” diye bahsetti.

 

3. Enneagram Kisilik Deseni

Bireyin günlük ve iş yaşantısındaki davranış önceliklerini, kendini nasıl ifade ettiğini anlamaya yarayan kişilik envanterinin online olarak doldurulması.

 

Bu teste kendinizi olduğu gibi aktarmanızı, tümüyle doğal olmanızı ve gerçekten olduğunuz kişiye göre testi yanıtlamanızı öneririm. Kendinize karşı dürüst olun ve her soruyu özenle okuyun. Dün soru cevap kısmında gelen sorulardan biri şuydu; vakfa seçilmek için karakter tipimiz mutlaka Intuition mı olmalı? 16 farklı kişilik tipinin olduğu bir sisteme göre değerlendirilen bir testten geçiyoruz. Bu test 100 girişimci ile yapılmış ve girişimcilerin profillerinin yoğun olduğu bazı bölgeler  gözlenmiş. Adayların bu bölgelere yakın olmalarına göre bir değerlendirme yapılmış (şunu da belirtmek de fayda var aramızda pek cok farklı kişilik tipi var kendi aramızda konuşmuştuk yani illa tek bir tip seçiliyor gibi düşünmeyiniz).

 

4. Visual Questionary

Başvuranın karakterini daha iyi anlamak amacıyla beş dakika süren görsel testin yanıtlanması.

Bu kısım şekiller, resimler yani adından anlaşıldığı üzere görsellik odaklı bir test.

 

5. Online Mülakat

Adayların ön seçim komitesi ile online olarak mülakat yapması.

 

6. Yüzyüze Mülakat

Tamamlanan adımların genel değerlendirmesi yapıldıktan sonra, adayların Yönetim Kurulu üyeleri ile mülakat. Mülakata dair yaşadıklarımı yazının en sonunda anlatacağım.

 

Biz neler yapıyoruz?

İlham

Her iki ayda bir FellowUp’larda, Fellowlarımız ilham verici girişimci hikayelerini dinliyorlar. Başka hiçbir yerde öğrenemeyecekleri detayları dinliyorlar. En özel kısım ise sadece başarı öyküleri değil; bu başarının öncesini, yaşanan olumsuzlukları, mücadeleyi,  yani tüm süreci doğrudan yaşayan kişilerden dinleme fırsatı buluyor oluşumuz.

 

Network

İlhamı network ile birleştirmek girişimciliğin altın kurallarından biri. Fellowlarımız program süresince katıldıkları etkinlikler ve tanıştıkları kişiler sayesinde global bir networkün parçası haline geliyorlar.

 

Vakıf bünyesinde sürpriz etkinlerimiz ile FellowUplarımız ile yada sizin belli bir alana odaklanıp o alana dair vakıftan mentorluk istemenize bağlı olarak pek çok özel isimle bir araya gelme şansınız oluyor. Bu sene Tel Aviv gezisi benim için inanılmaz güzel bir sürprizle geçmişti. Google’da katıldığım etkinlikte, tesadüfi açılan ilgi alanım ve çalısma konularım üzerine bana Amerika’da kalp pilleri ve yapay kalp kapakçıkları üzerine çalışmakta olan bir profesörle kontakt kurmamda yardımcı olunmuştu. Vakıfta sadece e-ticaret alanında çalışmalar var diye düşünen arkadaşlarımla da paylaştığım üzere, çok fazla alana dönük olarak doğru kişilere ulaşmak bizim elimizde, vakıf çok güzel enerjisi ve inanılmaz dayanışma ortamı dışında, aynı zamanda kılavuzumuz olma özelliği de taşıyor. Sadece emek verin ve yoğun çalışmanın mutlaka doğru kişilere ulaşacağına inanın. Örnek olarak Endeavor Türkiye’nin yarışması sonrası 10-15 dakika Yomi Kastro ile sohbet etme fırsatım oldu ve o kısacık 15 dakika bile hem ilham hem de mentörlük doluydu.

 

Vakıf yönetim kurulumuz ve mütevelli üyelerimiz ve onlarla sohbetlerimiz başlı başına ilham ve network. iki ayda bir düzenlenen etkinliklerde hem kendileri ile sohbet etme şansı buluyoruz ve fikirlerimizden bahsediyoruz hem de onların enerjisi ve desteğini hissetmenin mutluluğu ve bize olan güvenlerinin bilinciyle yaptığımız çalışmalara daha da özeniyoruz. Çok sevgili Sina Afra, Yomi Kastro, Erol Bilecik, Mehru Aygül, Hakan Baş, Asuman Bayrak, Alemşah Öztürk, Hasan Aslanoba, Faruk Eczacıbaşı, Nevzat Aydın, Ali Sabancı, Murat Özyeğin vakfımızın yönetim kurulu ve mütevveli heyeti üyelerinden bazılarıdır (tüm heyetin listesi için sitemize bakmanızı öneririm).

 

Bu yılın en önemli GirVak etkinliklerinden biri olan, Sipahiler Event ortaklığında düzenlenen, Inspired Istanbul’a katılan isimler arasında da Richard Branson, Allon Taylor vardı.

 

Burs

Fellow programına katılımlarmız ve kişisel gelişimlerimizi desteklemek için 12 ay boyunca 500 TL karşılıksız burs alıyoruz. Vakfın fikirlerimize değil bizlere olan yatırım desteğidir. Örnek olarak, ben bu sene Amerika’da düzenlenen tıp kongresine vakıf bursumu biriktirip gittim. Ekonomik anlamdaki bu desteği sizin için gerçekten önemli olan seyler için kullanmak ve sizi destekleyen bir ailenin üyesi olduğunuzu bilmek çok motive edici diye düşünüyorum.

 

Fellow programı, Fellowlardan neler bekliyor?

Girişim Elçileri

Fellow programına seçilen üniversite öğrencileri hem programdan aldıkları ilhamı çoğaltmak hem de çarpan etkisi ile girişimcilik kültürünü yaygınlaştırmak için üniversitelerinde girişimcilik etkinlikleri düzenliyorlar (Bu sene Acıbadem Üniversitesi Sağlıkta Girişimcilik Vakfı kuruldu ve seneye yapmayı düşündüğümüz 2 günlük bir çalıştay projemiz var. Bu çalıştay ile Türkiye’de sağlıkta kariyer konsepti altında şu anki önemli sağlık startupları ile sağlık sektörünün çok değerli isimlerini biraraya getirmeyi ve hem tıp fakültesi hem biyomedikal mühendisliği öğrencilerini hem de mühendislik okuyan ve aklında sağlık girişimciliği olan arkadaşları doğru hocalarla doğru imkanlarla buluşturacağımız networking ve çalışma alanınıza dair çok çeşitli sunumlarla dolu 2 gün planlıyoruz).

 

Blog

Fellowlarımız giveback kültürünün bir aşaması olarak katıldıkları her etkinlikten ve kendi deneyimlerinden yılda en az 3 blog yazısı yazıyorlar

 

Vakfa kabulünüzde herhangi bir somut iş fikrinizin, projenizin ya da şirketinizin olması gibi bir zorunluluk yok. Aynı zamanda bu, programa dahil olduktan sonrası için de geçerli, herhangi bir fikir bulmanız ya da bir proje yapmanız gibi bir zorunluluk koşulmuyor. Yani bir proje ya da fikrin olmaksızın tutkun, azmin ve heyecanını yanına alıp bizlere katılabiliyorsun. Aramızda şuan kendi startupları olan arkadaşlarımız ve çok güzel çalışmalar mevcut, bunlar arasından benim için özel olan  3 girişimi paylaşmak istiyorum.

 

SciRobot (Mehmet Sencer Karadayı): Alzheimer, birden fazla bilişsel yeteneğin kaybedilmesiyle ortaya çıkan bir nörödejeneratif hastalıktır. WHO ve Alzheimer’s Disease International gibi uluslararası kurumların yaptığı çalışmalara göre, hasta sayısındaki üstel artış ve hastalığa karşı alınan tıbbi, ekonomik ve teknolojik önlemlerin yetersizliği, Alzheimer’ı 21. YY’ın en büyük sorunlarından biri yapmaktadır.Bu bilgiler ışığında GoLiveIt projesi, mobil cihaz destekli sosyal robot ve dijital etkileşim teknolojileri üzerinden; kişi ve grup etkinliklerine olanak tanıyan sosyal, bilişsel ve fiziksel etkileşimli aktivitelerle kullanıcıyı zinde tutmayı, bakım ihtiyacını azaltarak sosyal ve ekonomik baskıları hafifletmeyi ve Alzheimer ile geçen bir hayatın daha uzun süre mutlu, sağlıklı, bilinçli ve düzenli geçmesine olanak sağlamayı hedefler.

 

Otsimo (Zafer Elçik): Bizler dünyayı değiştiriyoruz sloganıyla yola çıkılmış zaferin anlamlı projesi… Otsimo otizm sendromlu çocuklar ve aileleri için geliştirilmiş mobil eğitim platformudur. Otizmli çocuklar için eğitsel oyunlar ve aileler için ayrı bir bilglendirme uygulaması içerir. Proje tamamen açık kaynak geliştirilmektedir; bu sayede herkes projeye uzaktan katkı yapabilir.

 

Medikal süreciyle ilgili olarak ben de onun sayesinde bu konuyu daha cok arastırma fırsatı buldum ve Dünyada yapılan uluslararası otizm ve neurological disorders başlıklarında kongreleri yakından  takip ediyorum ve yeni tedavileri ve bu alandaki makaleleri Türkçe’ye çeviriyorum. Önümüzdeki aydan itibaren medikal köşesinde ailelere dönük olarak bu makaleleri tıbbi terimlerinden biraz daha arındırıp, ailelerin rahatça anlayacağı bir  bilgilendirme kösesinde yayınlamayı düşünüyoruz.

 

Stationear –Engelsiz inovasyon (Serkan Türkoğlu):  İşitme kaybı yaşayan dünya üzerindeki 640 milyon insanın hayatları boyunca karşılaşabilecekleri iletişim problemlerine çözüm bulmak amaçlı geliştirilen mobil uygulama ve entegre mikrofonlardan oluşan bir giyilebilir teknoloji ürünüdür. Mobil uygulama aracılığıyla kullanılan VO-IP/Speech-to-Text teknolojileri ile işitme kaybı yaşayan insanlar verimli bir şekilde telefon görüşmeleri yapabileceklerdir. Bu görüşmeler sırasında ses, eş zamanlı olarak mobil uygulama ekranına yansıtılacak ve işitme kaybı yaşayan bireyin anlık cevap verebilmesi sağlanacaktır.

 

Fellow programı yukarıda bahsettiğim gibi sizden herhangi bir fikir, proje ya da şirketinizin olmasını beklemiyor ama üzerinde çalıştığınız bir projeniz ya da şirketiniz varsa bunun için olabildiğince destek veriyor ve network sağlıyor.

 

Örnek olarak ben bu sene aktif olarak iki araştırma projesinde yer almaktayım ve birinin deney hayvan çalışmaları  tamamlandı ve makalesini yazmaktayız ve bu yıl Dublin’de düzenlenecek olan Uluslararası Fizyoloji Kongresi’nde de sunum yapacağız. İkinci olarak ABD’de kurulan ve sadece dünyanın sayılı beyin cerrahlarının arasına alındığı, Amerikan Beyin Cerrahi Akademisi üyesi çok değerli mentörüm Necmettin Pamir Hocanın öğrencisi olarak aktif olarak çalışmaya başladığım beyin tümörleri aşı projesinde yer almaktayım. Bilindiği üzere uzun soluklu olan ve klinik calısmaları, literatür calısmaları ile entegre olan bu süreçler emek isteyen ama nihayetinde insan hayatına dokunan yönüyle bizleri çok çok mutlu eden projeler. Benim, GirVak’a başvuran arkadaşlara ve özellikle tıp fakültesi öğrencisi arkadaşlarıma önerim; neyi seviyorsunuz hangi alana ağırlık vermek istiyorsunuz bunu belirlemeniz (Türkiye’de 43 uzmanlık başlıgı var ve bu sadece TUS sonrası alınacak bir karar olmamalı). Şimdiden sizi heyecanlandıran, “Ben bu alanda çalışmalı, şu konuya çözüm bulmalıyım” dediğiniz seyleri not edin ve eğer birden fazla alana sıcak bakıyorsanız, projelerde aktif yer alın ve yeteneğinizi, ilginizi, sizin için hangisinin daha iyi olacağını, her şeyi şimdiden sorgulayın ki bu anlam dolu mesleği layığıyla ve hakkını gerçekten gönülden vererek yapabilelim. Bu kendimizi sorgulama ve “Neye çözüm arıyorum/aramak istiyorum?” sorusu girişimciliğin de bir parçası. Beynimizi, ilgimizi, her seyimizi öyle çok bu konu üzerinde harcamaya başladığımızda sizin için doğru kariyer planı  da şekillenecektir. Kurumsal mı çalısmak isteyeceksiniz, girişimci mi olmalısınız sorularına yanıt olacak bir yolculuğun ilk ayağı vakfımız.

 

Yaratıcılık, Motivasyon ve GirVak

Şimdi benim için  güzel ve özel  birkaç anıyı paylaşmak istiyorum. İlki mülakat günü Erol Bilecik ve Mehru Aygül ile yaptığım yüzyüze mülakat. Sabah Acıbadem Maslak hastanesinde danışman hocamla gözlemci olarak katıldığım ameliyat sonrası koşa koşa vakfa geldim o kadar heyecanlıydım ki ilk kez ellerimin titrediği bir gün yasıyordum. Mülakatın başlamasına yaklaşık iki saat vardı, dısarda çardakta benim gibi mülakata gelmiş ve farklı bölümlerden arkadaşlarla tanıştım. Bambaşka hayallerimiz ama hepimizin inanılmaz yüksek bir enerjisi vardı. Aramızda mülakata katılacağı mütevelli heyeti üyelerini araştırmış notlar almış olanlar vardı. Benim içinse durum biraz farklı. “Örnek video dahi izlememeliyim çünkü ufak dahi olsa etkilenmek istemiyorum.” diyip motivasyon videomu örneklere bakmadan hazırlmıstım  ve tümüyle doğal olmam için kiminle mülakat yapacağım sürpriz olsun diyip hiçbir mütevelli heyeti üyemizi çok detaylı araştırmadığım halimle mülakat günündeydim.

 

Vakfın tüm mütevelli heyetine siteden bakmıştım ancak tek tek  kişileri araştırmadığım bir mülakatın bekleyişi  heyecanımı biraz daha arttırmıştı. Hafif yorgunluk, çok yoğun heyecan ve heyecandan yemek yememiş olduğum bir günün kritik anları… Birbirimizle konuşmak hem heyecanlandırmış hem de rahatlatmıştı (Tam bir Türkiye karmasıyız. Her ilden ve üniversiteden pek cok insan var.)  Bölümlerimizi de konuşuyoruz ve tıp fakültesinden başvurmuş olmam konuştuğum arkadaşlara başta çok garip geliyordu. Oysa sağlık start-upları ve hekim-biyomedikal mühendislerin ortak calısmaları günümüzün en popüler konusu. Amerika’da sağlık girişimciliğine yönelik çok fazla destek mevcut ve çok sayıda kongre düzenlenmekte.

 

Ülkemizde de sağlık girişimciliği kavramı gitgide önem kazanıyor. Bana, “Vakıfta tıp fakültesi, tıp mühendisliği, biyomedikal mühendislik gibi baslıklarda öğrenci kabul edilmiyor ben öyle biliyorum. Tüm arkadaşlarım son aşamada elendi.” şeklinde gelen mailler de mevcut. Hayır, vakfımızda okuduğunuz bölüm şu olmalı bu olmalı seklinde bir ayrım söz konusu değil.

 

Şuan için evet, tıptan bir tek ben varım ama başvurularınızla umarım sizleri de ailemizin bir parçası olarak görürürüz. “Çok fazla kişi başvuruyor, 30 binden de fazla olur bu sene” gibi bir düşünce taşımayın, yine dün Sina Bey’in röportajında da değindiği üzere, “Güzel olan her seye talep çok olur.”

 

6 aşamadan oluşan ve uzun soluklu bir süreç ama verdiğiniz tüm emeğe değer ve sizi gerçekten olgunlaştıran bir süreçten geçersiniz.

 

Açıklamaları da tamamladıktan sonra sıra mülakat anında. İsmim söylendi,hemen içeri girdim ve Erol Bilecik ile Mehru Aygül’ün sıcak gülümsemesiyle rahatladım.Heyecanlı olduğumu fark edip hemen biraz konuşup rahatlattılar ve normalde katı olduğunu düşünebileceğiniz mülakatta meyve tabağımız kuruyemiş vardı. Şu an hala dönüp güldüğüm bir seyi yaptım: özür dileyip birkaç tane kuruyemiş atıştırıp önce sabahtan beri düşmüş olan kansekerimi kendine getirip, rahatlamış sekilde soru cevaplara başladım. Özgün sorularla sizi anlamaya çalışıyorlar, senin için önemli kavramlar, değerlerin hayallerin ve ters köşe kimi sorularla sana dair fikir topluyorlar. Aslında 15 dakika olan mülakat bana çabucak bitti gibi gelmişti ve dışarı çıktım yüzümde istemsiz bir gülümsemeyle. Seçilip seçilmemem değil, o an aklımda hep sorular ve soruların aslında ne kadar öğretici ve güzel olduğu fikri vardı. Sorulan sorularla ben de kendimi söze dökmüş hedeflerimi sesli paylaşmıştım ve o an seçilip seçilemesem de yapacaklarım netti ve bir yandan da bu ailenin bir parçası olmayı o an çok daha fazla istediğimi fark etmiştim.

 

Vakıf aracılığıyla çok güzel insanlarla tanışma fırsatım buldum, gerçekten ortak dili konustugum bir ekibin parçası olmak ve farklı bölümlerden insanların biraraya geldiğinde yarattığı sinerjiye ve birbirimizin en büyük destekçisi oluşuna tanık olmak benim için çok anlamlı.

 

Tüm seçim aşamalarının ve parçası olduğumuz bu güzel sürecin  fikir, bakış açısı ve deneyim olarak bizlere çok şey kazandırdığına inanıyorum. Fellowlar olarak bizlerde kendi aramızda fikir ve düşüncelerimizi paylaşıp birbirimizden feedback almaya olabildiğince gayret ediyoruz  ve  birbirimizin en önemli destekçileri yine bizler oluyoruz.

 

Gelin kendimizi ve Türkiye girişimcilik ekosistemini birlikte geliştirelim ve deneyimlerimizle, yaptığımız güzel işlere bu aileye daha da değeri birlikte katalım. Türkiye Girişimcilik Vakfı 2016  başvuruları  19 Haziranda sona eriyor.

 

Haydi, bu ailenin bir parçası olabilmek ve girişimciliğine ivme kazandırabilmek için ilk adımını at, başvurunu yap.

 

Cansu Ünal,  Fellow 15’
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrencisi

1 Yorum

  1. Cansu Merhaba,
    Ben de 3. dönem tıp fakültesi öğrencisi (4e geçiyorum artık tabi) olarak başvurumu yaptım. Beni çeken ekibin kalitesi oldu. Ancak kaygılarım var elbette. Ben Erzurum’da okumaktayım ve artık hastaneye geçiyorum. Zorunlu toplantılarınıza katılmak zor olmuyor mu, bizim gibi devam zorunluluğu olan bölümler için?
    Bir sorum daha da sen seçilen tek tıp öğrencisi misin yoksa kalmayı başarabilen mi? 🙂

    Sevgilerimle,
    Rozerin Şengül

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here