GİRVAK Alumni’den | Büşra Tuncel ile Mezuniyet Sonrası

0
187

Girişimcilik Vakfı mezunlarımız ile söyleşilerimize Büşra Tuncel ile devam ediyoruz. İçten cevapları ve verdiği ilham için Büşra’ya çok teşekkürler!

1.Fellow Programı ile nasıl tanıştın? Süreci ve fellow olduktan sonra hayatında neler değişti  biraz anlatır mısın?

Üniversite birinci sınıftayken Brandiyo isminde bir girişimin kurulduğunu ve gönüllü çalışmak üzere ekip arkadaşları aradıklarını görmüştüm. Brandiyo ekibinin bir parçası olduktan sonra girişimin kurucularından Beste ile tanıştım. Beste, GİRVAK fellowuydu ve beraber olduğumuz zamanlarda vakıftan heyecanla bahsederdi. Vakıftan onun sayesinde haberim oldu.  O zamanlar girişimciliğe olan ilgim başlangıç düzeyindeydi ve ekosistemin içinde yer alabileceğimi daha önce hiç düşünmemiştim. Başvuruların son gününde yine Beste’nin bir mesajıyla “Neden olmasın?” dedim ve fellow programına başvuru yaptım.

Başvuru yaptığımda haziranın sonlarıydı. İlk aşamayı geçtikten sonra video aşaması vardı. Ailemden, birkaç arkadaşım ve öğretmenimden beni anlatan kısa videolar çekmelerini istedim. Planım, birinci ağızdan kendimi anlatmanın yanı sıra çevremdekilerin beni nasıl gördüğünü göstermekti. Eski videoları izledikten sonra bu aşamayı geçebileceğime dair soru işaretlerim olduğundan video çekmesem mi diye düşünmeye başlamıştım. Video yükleme zamanının bitmesine saatler kala denemeden bilemeyeceğimi, o videoyu çekmezsem sonrasında pişman olabileceğimi düşünerek okuldan bir arkadaşımı aradım, videomu çekmesini rica ettim. Çok az zamanım vardı, hava kararmak üzereydi ve kısa bir giriş konuşması hazırladım, devamında da o an içimden ne geliyorsa söyledim. Korktuğum başıma gelmedi ve büyük bir şaşkınlıkla ikinci aşamayı da geçtiğimi öğrendim. Ardından kişilik envanteri uygulamaları vardı, onları da geçtikten sonra beşinci aşama olan video mülakat aşamasındaydım. Fellow Programı’na kabul edilme ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşündüğüm pek çok kişi video mülakat aşamasına geçemediğinden bu aşamaya kadar nasıl geldiğimin şaşkınlığı içerisindeydim. Derken son aşama olan yüz yüze mülakata girmeye hak kazanan yaklaşık 100 fellow adayının arasındaydım. Mülakatımı Sina Afra yaptı ve vakıf merkezinden çıktığımda fellow olamayacağıma neredeyse emindim. Mülakattan 5 gün sonra Sina Afra’dan “Farkın özgürlüğün, cesaretin girişimin olsun!” konulu bir hoş geldin maili aldım. O an yaşadığım heyecan ve mutluluk tarif edilemezdi!

Fellow olduktan sonra inanılmaz yaşam dolu, kişisel farkındalığı yüksek, farklı ilgi alanlarına sahip bir ekibin parçası oldum. 4 senedir bu topluluğun bir parçasıyım ve her buluşmadan yenilenmiş ve enerji dolmuş şekilde ayrılıyorum. Diğer fellowlarla sohbet ederken hem keyif alıyor hem de pek çok şey öğreniyorum. Vakfın en büyük katkısı bu bence. Her birimiz o kadar farklıyız ki birbirimize anlatacak ve birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var.

2. Fellow’ken yaşadığın ve hiç unutamadığın bir anın var mı?

Neredeyse 4 sene olacak ama ilk FellowUp gününü unutamıyorum! Sabahın erken saatlerinde ışıl ışıl gözlerle, heyecanlı 40 fellow bir aradaydık. Hep beraber bir halka oluşturmuştuk. Kırmızı bir ip yumağımız vardı ve herkes o yumağı birisine atıp sorular soruyordu, kısa zamanda birbirimiz hakkında çok şey öğrenmiştik ve aramızda bozulması zor kırmızı bir “network” oluşmuştu. Fellow Programının özeti o kırmızı iptir sanırım!

3. Şu an neler yapıyorsun? Geleceğin için planların var mı? Bir sonraki adımın nedir?

Üniversiteden 2020 yazında mezun olacakken okulu uzatıp Erasmus ile Berlin’e gitmeye karar verdim ve Almanya’da geçirdiğim altı aydan sonra 2021 yazında mezun oldum  Şu an Kuveyt Türk’te Dijital Dönüşüm ve İnovasyon Departmanı’nda çalışıyorum. GİRVAK’ta temeli atılan bazı yetkinlikleri ve metodolojileri daha ileri boyutta kullanarak kurum içi girişimcilik çalışmalarına destek veriyorum. Bununla beraber açık bankacılık alanında kendimi geliştiriyor, BaaS ve BaaP gibi konuları takip ediyorum. API entegrasyon süreçlerinde görev alarak Fintechlerle çalışıyorum. Eş zamanlı olarak da üniversitedeyken içinde bulunmaya başladığım, sadece Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve mezunlarına yönelik faaliyetleri olan bir vakıfta gönüllü olarak görev alıyorum.

Geleceğim için tek planım var diyemem, çünkü her zaman onlarca senaryo düşünür ve her ihtimalden dallanıp budaklanan çeşitli yollar oluştururum. Birkaç sene deneyim elde ettikten sonra inovasyon alanında çalışmaya devam edebilirim, farklı bir uzmanlık alanında yeni bir başlangıç yapabilirim, yurt dışına gidip yüksek lisans yapabilirim ya da yurt dışında iş arayabilirim. Tek bildiğim her zaman öğrenmeye devam edeceğim. Kendim için “en iyi” yolu hiçbir zaman bilemeyeceğimi düşünüyorum, bu yüzden hiçbir şeye kesin gözle bakmıyorum ve ani gelişmelere hayatımda her zaman yer var. Konuşmayı, anlatmayı, öğretmeyi çok seviyorum. Bu hayattaki en büyük motivasyon kaynağım bu üçlü olabilir, bu yüzden her zaman hayatımda yer alacaklar. Şu an için bir girişim kurma fikrim yok ama girişimci bakış açısını bulunduğum çevrelerde yaymaya çalışıyorum. Hayat öyle sürprizlerle dolu ki seneler sonra karşınıza bir girişimci olarak çıkarsam da şaşırmayın!

4. Bize kendi girişimcilik serüveninden ve girişimci bakış açısının hayatına etkilerinden  bahsedebilir misin?

Burayı okuyan bir fellow adayıysan fellow’ların hepsinin girişimi olduğunu düşünüyor olabilirsin ama aksine ben hiç girişim kurmamış birisiyim. Ama farklı zamanlarda farklı girişimlerde bulundum. Girişimci bakış açısı, insanı statükoyu sorgulamaya ve sorgulamakla kalmayıp bir adım daha atıp onu değiştirmek için çabalamaya itiyor. Bazen daha önce hiç konuşulmamış bir konuyu masaya yatıran ya da konuşmanın yönünü değiştiren oluyorsunuz. Kimileri için “çıkıntı” tipler olarak görülsek de ben bunu yapmaktan ve hoşa gitmeyecek olsa bile düşündüğüm şeyi açıkça belirtmekten memnunum. Aksi taktirde kendime saygısızlık yaptığımı düşünürüm. Bir önceki soruda her zaman farklı senaryolar düşündüğümden bahsetmiştim. Tek bir hayale sıkı sıkı tutunup her problemde darbe almak yerine daha çevik hareket edip nerede hata yaptığımı görüp hayallerimi, planlarımı dönüştürmeyi tercih ediyorum. Bu sayede duygusal dayanıklılığı daha yüksek bir insan haline geldim ve içinde bulunduğum koşullardan bağımsız olarak benim ne düşündüğüm ya da ne yaptığımın her şeyden daha büyük etkisi olduğunu anladım. Artık şans kapımı çalsın diye beklemek yerine fırsatlar oluşturmak için aksiyon alıyorum. Kendi kararlarımın arkasında durup her deneyimi öğrenmek için yeni bir fırsat olarak değerlendiriyorum, her denemede kendimi daha iyi tanıyorum. Birisi için harika olan bir durum bir başkası için felaket olabilir. Bu yüzden kendimize uygun olan koşulları bilmeli ve bu ortamı gerekirse biz oluşturmalıyız. Her şey önce kendini tanımakla başlar diyorum. Sonrasında ilerlemek içinse değişime açık olmak, sorgulamak ve harekete geçmek var. Diğer bir deyişle girişimci bakış açısı! Girişimci bakış açısı sonradan kazanılabilir ve geliştirilebilir bir özellik, başta zor gelse de zamanla karşılaşılan challengelar bulmaca gibi geliyor ve zorlukların üstesinden gelmek büyük bir motivasyon kaynağı oluyor.

5. GİRVAK’tan aldığın “Give Back” kültürünü kendi hayatının içerisinde ve gelecek  planlarında kullanıyor musun?

Ben “give back” kültürüne çocukluğumdan beri aşinayım ve bu kültürün bir parçası olmak bana her zaman büyük bir mutluluk ve manevi doyum hissi veriyor. “Give back” benim hayatımın vazgeçilmez bir parçası. Gelişimin etkisini bir kardan adam olarak düşünürsek bireysel gelişim küçük bir kar tanesiyken topluluk olarak gelişmek büyük bir kar topu oluşturmak gibidir. Sosyal varlıklarız ve birbirimizden etkileniyoruz. Dolayısıyla belki de dünyada yapılan her hareketin bize de etkisi var, bu yüzden çevremizden ve diğer insanlardan sorumluyuz. Birbirimizin eksiklerini tamamladığımızda, birbirimizi daha iyi bir insan yapmak için çabaladığımızda bu hepimizin ve gelecek nesillerin yararına oluyor. Herkes her şeyi deneyimleme fırsatı bulamayabilir ama herkes deneyimlemediği şeyleri deneyimlemiş en azından bir kişiyle tanışabilir. Birbirimizden öğrenecek çok şeyimiz var. Şu anda devam ettirdiğim bu kültür, hayatımın her alanında önceliklerim arasında olacak.

6. Son olarak şu an bu röportajı okuyanlar için bir tavsiye vermen gerekseydi bu tavsiye ne olurdu?

Dünyanın her geçen gün daha kötü bir hale gittiğini düşünüyorsan ilk adımı atmak senin elinde! Kendi çevrenden başlayarak bunu değiştirmek için çabalayabilirsin, bilginin ve iyiliklerin ne kadar hızlı yayıldığını bilsen şaşar kalırsın. O yüzden sen sen ol, benim yapacağım şeyin ne etkisi olur, deme. Yaptığın küçücük bir hamleyi milyarlarca insanın yaptığını düşünsene, ne kadar büyük bir etkisi olur değil mi? Önce kendimizden, sonra çevremizden sorumluyuz. Bunu unutma! 

Kendini tanımak için çabala. Sadece akademik ya da mesleki gelişime değil kişisel gelişime de önem ver; hatta önce kişisel gelişime önem ver, kendini tanıdıktan sonra gerisi gelir zaten. İlerlemek istediğin bir yol varsa seni yıldırmak isteyenlere gül geç. O yolda ilerlemenin hazzını tattığında onları çoktan unutmuş olacaksın. Kendine, olaylara, dünyaya bir adım geriden bak. Belki de dışarıdan senin düşündüğün gibi gözükmüyordur.

Ölü Ozanlar Derneği’nden bir şiirle bitirmek istiyorum:

“Kopar goncaları henüz vakit varken bugün

Anlamazsın zaman nasıl kanatlanır, uçar gider

O gonca sana gülücükler saçarken bugün

Gelince yarın, sararır solar, boynunu büker…”

Dilerim bu yazının hayatında etkisi olur! Kendi düşüncelerinizi paylaşmak ve sohbet etmek isterseniz bana LinkedIn, Instagram ya da e-posta adresim ([email protected]) üzerinden ulaşabilirsiniz. Sevgiyle kalın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here