Girvak Alumni’den | Onur Can Kar ile Mezuniyet Sonrası

0
90

Girişimcilik Vakfı mezunlarımız ile söyleşilerimize Onur Can Kar ile devam ediyoruz. İçten cevapları ve verdiği ilham için Onur’a çok teşekkürler!

1.Fellow Programı ile nasıl tanıştın? Süreci ve fellow olduktan sonra hayatında neler değişti  biraz anlatır mısın?

Fellow Programı ile tanıştığımda üniversite ikinci sınıfın bahar dönemindeydim. Ekosistemle ilgili gelişmelerden ve etkinliklerden haberdar olabilmek için Twitter’ı aktif olarak kullanan birisiyimdir. O dönemde takip ettiğim kişilerden biri de Sina Afra’ydı. Fellow programının ikinci senesi için seçim duyuruları yapıldığı sırada Sina Bey’in paylaşımına denk geldim ve detayları öğrenebilmek için hiç vakit kaybetmeden araştırmaya başladım.

Gerek vakfın hedeflerini gerekse mütevelli heyeti ve yönetim kurulunda bulunan isimleri görünce oldukça heyecanlandım ve programa başvurmaya karar verdim. Programa başvurduktan sonra beni 6 aşamalı bir seçim süreci bekliyordu. Her aşaması ayrı bir heyecanlı bekleyişe sebep olan bu süreçleri birer birer atladıkça programa başvurmakla ne kadar doğru bir karar aldığıma ikna oluyordum. En son adımda yüz yüze gerçekleştirilen mülakatlarda tesadüf odur ki Sina Bey ile görüştüm. Benim için oldukça heyecanlı geçen bir görüşmenin ardından aylar süren bir seçim sürecinin sonuna gelmiştim ve artık sadece sonuçların açıklanmasını beklemek kalmıştı. En zorlu bekleyişin bu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Neyse ki bu bekleyiş fellow olarak seçildiğimi öğrendiğim bir emaille güzel sonuçlandı.

Sırada yeni bir heyecan vardı. Binlerce kişi arasından seçilen fellow arkadaşlarımla tanışmak için sabırsızlanıyordum. Gelecek kaygısının tavan yapmaya başladığı bir dönemde etrafındaki insanlar için olumlu bir farklılık yaratmak isteyen onlarca insanla bir arada olmak bana çok iyi hissettirdi. İlk tanışma toplantımızdan itibaren fellowların hikayelerini, başladıkları ya da başlamaya düşündükleri iş fikirlerini dinlemek benim için çok besleyici oldu. Arkadaşlarımı dinledikçe, gelecek kaygılarım azalıyor yerini “neden olmasın?”, “evet güzel şeyler yapabiliriz”, “kesinlikle denemeliyiz” gibi hayatımdaki pozitifliği ve geleceğe karşı umutlarımı arttıran konuşmalar alıyordu. Bu pozitif atmosfer yalnızca başarılı olabilecek iş fikirleri ortaya atmamı değil hayatı daha olumlu taraflarından yorumlamamı sağladı. Bu kazanım, bana göre iyi bir girişimcinin sahip olması gereken özelliklerden biri olan “dirençlilik” kavramının da temelinde yatıyor. Kontrolümüz dışında olan değişkenlere göre esneklik göstererek olaylara daha yapıcı şekilde yaklaşmak hayatımın en alanında faydalandığım bir yaklaşım haline geldi.

2. Fellow’ken hiç unutamadığın bir anın var mı?

Fellow’ken yaşayıp hep aklımda kalmış olan bir çok an olsa da sanırım İsrail gezimizde bir gün içerisinde çok farklı işler yapan girişimlerin ofislerini ziyaret ettiğimiz anlar başta geliyor. Hem henüz öğrenci olduğum hem de Türkiye’deki örneklerinin o dönemlerde oldukça az alması sebebiye bu ziyaretler benim için çok ufuk açıcıydı. İş modellerini, büyüme hikayelerini, yapılan hataları birinci ağızdan dinlemek hem çok keyifli hem de çok öğretici oldu benim adıma. Bu ziyaretleri ayrı ayrı günlerde daha uzun bir periyotta yapsak bu kadar etkilenir miydim bilmiyorum ama başta da söylediğim gibi bir ofisten çıkıp başka bir global girişimin kurucusunu dinlemek benim için unutulmaz bir deneyimdi.

3. Şu an neler yapıyorsun? Geleceğin için planların var mı? Bir sonraki adımın nedir?

Mezun olduktan sonra global bir yönetim danışmanlığı firmasında işe başladım. Girişimcilik penceresinden baktığımızda alınabilecek en iyi karar olmasa da o dönemde peşinden koşmak isteyeceğim bir iş fikrim olmadığı ve sektörde tecrübe kazanmanın da önemli olduğunu düşündüğüm için aldığım bir karardı. Üzerinden yaklaşık 5 sene geçti ve aldığım bu kararla ilgili herhangi bir pişmanlığım bulunmuyor. Girişimcilik ekosisteminde, kurumsal hayata karşı bir önyargı söz konusu. Bazı insanlar bu önyargıya çok katılmadığı durumlarda bile girişimcilik ekosisteminde olmanın daha çekici olduğuna inanma ihtiyacıyla kurumsal tarafla ilgili dışarıdan görünen kadarıyla yorum yapmaktan çekinmiyor. Halbuki ben her iki ekosistemin de kendine özgü kıymetli tecrübeler sunduğuna inanıyorum. Bu sebeple bir süre daha kurumsal hayatta tecrübe edinip; doğru zaman, doğru takım ve doğru çözüm denklemini kurabildiğim zaman girişimcilik dünyasına daha net bir adımla giriş yapmak istiyorum. İçinde bulunduğum işlerde beni en çok motive eden günün sonunda ortaya çıkan katma değer oluyor. Bu algımı koruyarak ilerleyen zamanlarda marjinal faydası yüksek olan bir girişimin parçası olabilmeyi çok istiyorum.

4. Bize kendi girişimcilik serüveninden ve girişimci bakış açısının hayatına etkilerinden  bahsedebilir misin?

Girişimcilik, teknik yetkinlikleri açısından her ne kadar sonradan öğrenilebilecek bir kavram olsa da karakterinizin girişimciliğe uygunluğunun da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Girişimciliğin teknik konularıyla (iş modeli bilgisi, yatırım süreçleri, ürün yönetimi vb.) üniversite yıllarımın sonlarına doğru tanışmış olsam da geriye dönüp baktığımda girişimci karakterimi hayatımın farklı dönemlerinde aktif olarak kullanabildiğimi görebiliyorum. Konuya karakter uyumu olarak baktığımızda “girişken” olmakla karıştırılabiliyor. İnsanlarla kolay iletişim kurabilen, bulunduğu ortamlarda ön plana çıkma konusunda iyi olan kişileri girişken olarak tanımlayabiliriz ancak bu iyi bir girişimci olabileceğiniz anlamına gelmemelidir bana göre. Girişimcilik bakış açısına sahip olan kişilerin belli bir kitle için sorun haline dönüşmüş konuları kendine mesele edebiliyor olması, bu sahiplenme sonrasında onların hayatlarını kolaylaştıran sürdürülebilir iş modelleriyle ortaya çıkması gerektiğine inanıyorum. Tabii ortaya çıkmakla yetinmeyip bu fikri somut çıktılara kavuşturmak işin esas önemli kısmı. Ben bu kısımda şimdiye kadar çok başarılı olamadım. Üzerine kafa yorduğum bir kaç iş fikrim proje aşamasındayken bilgisayarımda bir klasör halinde kalmış durumda. Bazı fikirlerimin benzerlerinin sonradan başkaları tarafından yapılmış ve başarılı olmuş olması biraz burukluk yaratsa da gelecekte ortaya atacağım fikirlerin başarılı olma ihtimaliyle ilgili beni umutlandırıyor. Az önce de bahsettiğim zaman-fikir-takım denklemi benim için hazır olduğunda girişimcilik serüvenimle ilgili daha iyi cevaplar verebilmeyi umuyorum.

5. GİRVAK’tan öğrendiğin “Give Back” kültürünü kendi hayatının içerisinde ve gelecek  planlarında kullanıyor musun?

GİRVAK hayatıma çok farklı konularda dokunmuş olsa da beni “Give Back” kavramıyla tanıştırması en büyük kazanımlarımdan biri olabilir. İlk duyduğumdan beri daha iyi anlayabilmek adına her fırsatta üzerine düşünmeye çalıştığım, hayatımın her alanında aklımda tuttuğum bir kavram benim için. Günümüzün rekabetçi yapısı bizleri sadece kendimizi düşünerek ilerlemeye itiyor. Çocukluğumuzdan beri tek başımıza daha iyi olabilme üzerine yönlendiriliyoruz. Tek başına zirvede olmanın fikri daha çok küçük yaşlarda hayatımıza sokuluyor. Sınıfın en hızlı okuyanı ya da en çalışkanı olmak gibi hedeflerle büyüyoruz. Eğer şanslıysanız bu bireyselliği dengeleyebilmek için takım duygusunu tecrübe edebileceğiniz aktivitelerde bulunmak senaryoyu biraz daha iyileştirse de öğrendiklerini paylaşmanın ya da başkalarına ilham olmaya çalışmanın ne kadar önemli olduğunu atlayarak yetişebiliyoruz. Bilgi paylaştıkça çoğalır fikrine her zaman inanmış biri olsam da “give back” gibi bu konuya çok daha kapsayıcı bir bakış açısıyla yaklaşan bir kavramla tanışmış olmak benim için büyük bir şans oldu. “Give back” kültürünü hem iş hem de bireysel konularımda her zaman uygulamaya çalışmakla kalmıyor, bu kültürle yolu kesişmemiş olan arkadaşlarıma “give back”ten bahsederek yaygınlaşması için elimden geleni yapıyorum.

6. Son olarak şu an bu röportajı okuyanlar için bir tavsiye vermen gerekseydi bu tavsiye ne olurdu?

Pes etmemek. Bu bir iş fikri ya da hayatımızda ulaşmak istediğimiz herhangi bir hedef olabilir. Vazgeçmeden, elinden gelenin en iyisini yaptığıyla ilgili bir kuşku yaşamadan peşinden koştuğumuz hayallerin bazen planladığımızdan geç olsa da gerçekleşmesinin büyük bir ölçüde kendi elimizde olduğuna inanıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here