Her Girişimcinin İhtiyacı: Duygusal Zekâ ve Nasıl Geliştirileceği

0
248
Logic meet Inspiration

Duygular insanları yönlendirir, insanlar da performansları. Bu demektir ki aldığınız (veya almadığınız) aksiyonlar aslında duygularınıza bağlıdır. Burası da duygusal zekânın (EI) ortaya çıktığı yerdir.

 

Ne var ki, duygusal zekâya sahip olmak mantığı tamamen ortadan kaldırıp atmak değildir. Onun yerine gerçek duygusal zekâ rasyonel düşünme ve duyguların bilgeliğinin bir kombinasyonudur.

Duygusal zekâ ve bunun liderlik ve eğitimde ne kadar önemli olduğuna dair makaleler ve kitaplar okuduğunuza bahse girerim. Fakat bir girişimci veya küçük esnaf duygusal zekâsını geliştirerek menfaat elde edebilir mi? Tabii ki öyle!

İşte duygusal zekânın bir girişimci ve küçük işletmeleri için çok büyük değer oluşturabilecek olan dört yönteme bir bakış.

 

1.     Özfarkındalık – Kendinizi bilin.

Özfarkındalık, kim olduğunuzu bilmek, güçlerinizi ve zayıflıklarınızı fark etmekten daha fazlasıdır. Bunlar önemlidir, ama sadece onlara odaklanırsak, ikisi arasındakileri kaçırıyorsunuz demektir. Büyük bir adamın (Dr. Phil, bir televizyon siması, yazar ve psikolog) bir zamanlar söylediği gibi “Kabul etmediğiniz şeyi değiştiremezsiniz.”

Özfarkındalığa ve neden duygusal zekânın köşetaşı olduğuna dikkat çekme sebebimiz duygularımızın davranışlarımızı yönlendirmesindendir. Bu yüzden, eğer başka bir yönde hareket etmek istiyorsak, hissettiklerinize dikkat edin – yargılı olmaksızın.

2.     Öz-Yönetim – Kendinize rehberlik edin.

Bir girişimci olarak işletmede başarılı olacaksanız, öz-yönetim olması gereken şeydir. Yani demek istediğim… Diyelim ki bir ürün veya hizmet piyasaya sürdünüz, ama çok fazla insan kaydolmadı veya varlığının farkında bile değiller. Bu tecrübeyi bir başarısızlık olarak mı değerlendirirsiniz, yoksa uyarlama, değişiklik ve büyüme için bir fırsat olarak mı?

Bu durumdaki pek çok insan bu tecrübeyi özümser ve kendi kendilerine bir başarısızlık olarak etiketlerler. Sonuç olarak, bir girişimci olma hayallerinden vazgeçerler. İnsanlar size eleştirdiğinde ve yarattığınız şeyden hoşlanmadığında, kendinizi onların yorumlarına göre yargılar mısınız ya da onları göz önünde bulundurarak devam mı edersiniz? Bu durumu nasıl yönettiğiniz sizin kendinizi duygusal düzeyde yönetme yeteneğinize dayanır.

 

3.     Toplumsal Bilinç – Bağlantıyı kurun.

Bir girişimci olarak, bahse girerim ki payınıza düşenden daha fazla networking organizasyonuna katılmışsınızdır. Toplumsal bilinç yeni bir ilişki kurmanıza yardım edecek, bu ilişki gerek olası bir müşteri veya bir iş ortağı ile olsa da. Hiç önünüzdeki insanın kendi iş kartını sizin elinize verirken sadece kendi hakkında ve işiyle ilgili konuştuğu bir organizasyona katıldınız mı?

Bu kişi yanınızdan ayrıldıktan sonra başka bir insanın yanına koşup “kanıtlanmış networking süreci”ni tekrarlamaya başlar, ve siz iğrenç bir hisle kalırsınız. Onda eksik olan şey toplumsal bilinçtir.

Eğer bir adım geri atabilse, gözlerinizdeki boş bakışı görebilir. (ve bu organizasyonda etkiletişim kurduğu çoğu insandaki)

Bu networking organizasyonlarına katılırken insanların çoğunun yaptığı büyük bir hatadır. Odak her zaman ilişki kurmaya yönelik olmalıdır, işinizi satmaya değil.

 

4.     İlişki Yönetimi – İlişki kurun.

 

“Önemli olan neyi bildiğiniz değil, kimi tanıdığınızdır.” sözünü muhtemelen duymuşsunuzdur. Etkileyenler ve muhtemel iş ortaklarıyla güven inşa etme yeteneğiniz ya işinizde gereğinden fazla çabalamanıza sebep olacak ya da sizi aşırı hızda ilerletecektir.

Bu hayranlık uyandıran insanlardan ne elde edebileceğinize odaklanmakla alakalı değil, onlara ne verebileceğinizdir. Diğer tüm duygusal zekâ yetenekleri güçlü ilişkiler kurmada bir araya gelir ve farkındalığınız bağlantı kurma ve onların hayatlarında nasıl değişimler yapabileceğinizi keşfetmenizde yardımcı olur—bir bakıma sadece sizin nasıl olduğunu bildiğiniz.

 

Duygusal zekânın herhangi bir girişimcinin işinde kullanabileceği çok daha fazla pratik faydası vardır, ama bunlar başlamak için dört iyi yoldur.

 

Bu makale yfsmagazine.com’da Nina Andrijanic tarafından 2015’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here