İlham

0
123

İlham; belki sabahın ilk ışıklarında, belki gecenin bir vaktinde, belki yeni keşfettiğiniz bir şarkıyı dinlerken, belki de eski bir şarkının anılarında kaybolurken, belki kalabalığın arasındaki yalnızlığınızda, belki de tek başınıza kalabalık duygularınızlayken… Ansızın kanınıza giren heyecan verici ve bir o kadar da şaşırtıcı o his… Ama özellikle de kaybolmuşken, tanımadığınız bir yerde, bilmediğiniz bir dilde, farklı bir kültürde. Düşünmek; düşündükçe merak etmek, sormak, sorumsuzca, korkmadan, kaybolarak. Her gün, sanki bir önceki hiç yaşanmamışcasına. Günlük koşuşturmadan uzak, ne istediğini bilerek ya da bilmeyerek. Uçsuz bucaksız bir yerde. Belki de tek ihtiyacımız olan budur. İlham almak için düşünmek, yaşamak değil de sonuna kadar dolu dolu yaşarken, sorgularken ilhamı bulmaktır. Uzaktayım, evimden, arkadaşlarımdan, şehrimden, dilimden ama bir o kadar da yakınım kendime; düşüncelerime, istediklerime, hayallerime. Sokaklardaki eski evlerin yaşanmışlıklarına bakarken, metroda insanların hayatlarını izlerken.

 

Çok uzun zamandır düşünüyordum. Nasıl, nerede ilham alabilirim, kendimi geliştirebilirim, girişimcilik hayallerimi büyütebilirim diye. Fark ettim ki, insanın bir süreliğine bile bir şeylerden uzaklaşması, tek başına kendi ayaklarında durmaya çalışması, zorlandıkça güçlenmesi aslında beklediğinden daha çok etkileyebiliyormuş insanı. Ve ilham almak kadar vermenin de ne kadar büyüleyici olduğunu anlayabiliyormuş. Eğer kaybolduysanız veya kaybolmak istiyorsanız size tavsiyem çıkın, dolaşın. Sokaklarda, insanların arasında, kendi içinizde. Duvarlarınızı aşın, kapılarınızı aralayın. Sizden yaşça büyükleri dinleyin ya da çok daha yaşça küçükleri izleyin. En önemlisi günün sonunda bütün yaşadıklarınızın değerini bilin, gülümseyin çünkü en ufak şey bile ilk önce sizden başlar. İçinizden, hissettiklerinizden, hissetmek istediklerinizden.

 

Çıkın ve başlayın.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here