iPhone’u Hackleyen İlk Kişi, Kendi Kendini Sürebilen Bir Araba Yaptı

0
134

Şükran Günü’nden birkaç gün önce, 26 yaşında bir hacker olan George Hotz, üzerinde çalıştığı projeye bir göz atmam için beni San Francisco’daki evine davet etti. 1 ay içerisinde yaptığı bir otonom araba olduğunu söyledi; bu iddia, bana biraz anlamsız göründü. Ancak o sabah oraya gittiğimde, garajda beyaz, 2016 model, tavanı lazer tabanlı radarla donatılmış, dikiz aynasının yakınına bir kamera monte edilmiş bir Acura ILX vardı.

 

Bir elektronikler yumağı, eskiden torpido gözünün olduğu ahşap gövde üzerine iliştirilmişti ve normalde vites topuzunu bulacağınız yere bir joystick yerleştirilmişti. Gösterge tablosunun merkezine de 21.5 inçlik bir ekran. Hotz, “Tesla’da yalnızca 17 inçlik bir ekran var” dedi.

 

O, projeyi bir süredir sır gibi saklıyor ve gösterime çıkarmak için sabırsızlanıyor. Teknolojisini incelemek için arabanın etrafında geziyoruz. Hotz, aracın, bir Linux işletim sistemi üzerinde işlem yapan bilgisayarını çalıştırıyor ve birçok sayı dizisi ekranı kaplıyor. Tekerleri döndürdüğünde ya da sinyal verdiğinde, birkaç numara değişiyor ve Hotz’un Acura’nın dâhili kontrollerine erişim sağladığını gösteriyor.

 

Bundan yaklaşık 20 dakika sonra, benim kuşkuculuğumu da fark ederek, yaratıcılığının neler yapabileceğini göstermenin tek bir yolu olduğuna karar veriyor. Motoru çalıştırırken, “Boş versene” diyor. “Hadi gidelim.”

 

17 yaşında cılız bir çocukken, sanal ortamda “geohot” olarak tanınan Hotz, Apple iPhone’u hackleyen ve herkesin (yani, bir lehim aleti ve bazı yazılım bilgisine sahip olan herkesin) iPhone’u AT&T harici operatörlerde de kullanmasına imkân tanıyan ilk kişi. Sonradan Hotz, Sony PlayStation 3’te bulunan çok güçlü savunma sistemlerini de hackleyen ilk insan oldu. Son birkaç senedir Hotz, bir gezinme içerisindeydi; bugüne kadarki en cesur hacklemesi olan otonom araba fikrinden önce, sıranın ne yapmaya geldiğine karar vermeye çalışıyordu.

 

“Şunu tutar mısın” dedi ve garajdan geri geri çıkmadan önce, kablosuz bir klavyeyi kucağıma bıraktı. “Ama sakın herhangi bir tuşa dokunma, yoksa ölürüz”. Hotz, otonom araba kurulumunun, Tesla’daki otomatik pilot özelliğine benzediğini, aynı şekilde otoyollar için yapıldığını, kargaşa dolu şehir trafiği için yapılmadığını açıkladı. San Francisco’nun Potrero Hill tarafından sürdü ve ardından Interstate 280’e çıktı.

 

Hotz hala direksiyonu tutarken, Acura’nın lazer radarı, etrafımızdaki her şeyin (otoban duvarları ve diğer araçlar da dâhil) piksellenmiş görüntüsünü önümüzdeki kontrol paneline çiziyordu. Mavi bir hat, arabanın seyrettiği rotayı çiziyor, yeşil hat da otomatik sürüş yazılımının önerdiği rotayı gösteriyordu. İkisi bir hayli uyumluydu, yani teknoloji çalışıyordu. Birkaç kilometre sonra Hotz, direksiyonu serbest bıraktı ve joystick üzerinde bulunan tetiği çekti, arabayı otomatik sürüş moduna aldı. Bu işlemi, biz saatte 90 kilometre hızla S şeklindeki viraja doğru ilerlerken yapıyordu. İçimden dua ettim. Hotz bağırıyordu: “Hadi be araba, hadi!”

 

Araba, aşağı yukarı, başarmıştı. İlk virajda doğru rotada kaldı. İkincinin sonuna doğru yaklaşırken Acura, sağımızdaki bir SUV’ye doğru saptı; yakında babasız kalacak çocuklarımı düşündüm – sonra, araba kendisini düzeltti. Hayrete düştüm; Hotz’a, arabayı ilk defa çalışır gördüğü zamanlarda neler hissettiğini sordum.

 

“Adamım” dedi, “arabayı çalışır halde gördüğüm ilk sefer, bu sabahtı”.

 

Otomatik arabalar hakkında atılımlar, yaklaşık 10 sene önce başladı. ABD Savunma Bakanlığı’nın araştırma birimi olan DARPA, otomatik arabaların ne kadar uzağa seyahat edebileceklerini görebilmek için düzenlenen bir yarışma olan Grand Challenge’a sponsor oldu. 2004’teki ilk etkinlikte, çöl üzerindeki bir rota üzerinde, en iyi araç 241 kilometrelik parkurun yalnızca 11 kilometresini tamamladı. Sonraki senelerde araçlar, oldukça iyi hale geldiler ve hem çöl hem de şehir parkurlarını tamamladılar.

 

Bahsettiğim o ilk arabaları yapmak, karmaşık ve pahalı teknolojilere mal oldu. Bazı Grand Challenge yarışmacıları, neredeyse küçük bir veri merkezini arabalarında taşıdılar. Dış yüzeyler, genellikle araştırma laboratuvarlarında görülen bir dizi sensorla kaplanmışlardı. Bugün, yarışmacıların birçoğunu işe alan Google’ın filosunda; bilgisayar gücündeki, sensorlardaki ve otonom yazılımlardaki gelişmeler genel masrafı düşürmüş olsalar da, aynı teknolojiyi kullanan onlarca araba var.

 

Hotz’un uğraştığı yapay zekâ yazılım ve tüketici seviyesi kamera, zeki olan ve alet edevat işleriyle uğraşmayı seven birisinin, herhangi bir araba için düşük maliyetli otomatik sürüş sistemi kurmasına imkân verecek kadar iyi. İnşa ettiği teknoloji; Google, Uber, büyük otomobil üreticileri ve (eğer son zamanlarda sıkça duyulan söylentiler doğruysa) Apple tarafından tasarlanan çok daha pahalı sistemlere çıkan kestirme bir yolu temsil ediyor. Kısa vadede, güncel olarak sürüş destek teknolojilerini araçlarında kullanan Tesla Motors, BMW, Ford Motor, General Motors ve diğerlerine tedarik sağlayan bir İsrail firması olan Mobileye’a meydan okuyabileceğini düşünüyor. Hotz, Mobileye hakkında şöyle konuşuyor: “Absürt bir durum. Zamanın gerisinde kalan bir firmalar ve henüz zamana ayak uyduramadılar”.

 

Mobileye sözcüsü Yonah Lloyd ise şirketin kullandığı teknolojinin zamanın gerisinde kaldığını kabul etmiyor. “Kullandığımız kod, algılama ve kontrol için uçtan uca derin ağ algoritmaları kullanan, en son ve en modern yapay zekâ tekniklerine dayanmaktadır” dedi. Son çeyrekte Mobileye, bir yıl öncesinin aynı zaman periyoduna göre %104 artışla 71 milyon dolarlık bir gelir raporladı. Firma, arabalara otoyollarda rehberlik etmesi için, özgün bir çip ve ünlü yazılım tekniklerine güveniyor. Araba üreticileri henüz yeni yeni bu özellikle övünmeye başlamış olsalar da, söz konusu teknoloji bir süredir kullanılıyor. Örneğin Tesla, araçlarının artık “otopilot” özelliğiyle sunulduğunu iddia ederek, Mobileye teknolojisini pazarlama konusunda harika bir iş başardı. Tesla’nın hayranları, interneti video yağmuruna tutarak, tamamen elektrikli Model S sedan arabalarının otomatik modda seyrettiği ve hatta kendi kendine şerit değiştirdiği videoları internete yüklediler (E-postayla gönderilmiş bir açıklamada Tesla sözcüsü Ricardo Reyes, şunu yazmıştı: “Mobileye kıymetli bir iş ortağı; ancak radar, ultrasonik sistemler, GPS/navigasyon, kameralar ve süratli öğrenmeyi sağlamak adına Tesla sunucularına gerçek zamanlı bağlantıyı da bünyesinde barındıran, kolektif olarak Tesla’nın yapısını oluşturan onlarca dahili ve harici bileşenden yalnızca bir tanesini tedarik ediyor.”

 

Hotz, Mobileye teknolojisini, piyasada kolay bulunan elektroniklerle geçmeyi planlıyor. Aracın etrafına yerleştirilecek, 6 kameradan oluşan bir kit (akıllı telefonlardaki 13 dolarlık olanlara benzer) hazırlıyor. Kameralardan 2 tanesi dikiz aynasının yan taraflarına, 1 tanesi arkaya, 2 tanesi kör noktaları kapsama alanına almak için yanlara ve 1 tane balık gözü kamera da üste. Ardından, ‘nöral ağ’ olarak bilinen bir şeyi (kendini eğitebilen, sürücülerden veri toplayarak onları seçimlerini öğrenen bir çeşit yapay zekâ mekanizması) kullanarak, kontrol yazılımını kameralar için eğitiyor. Amaç, kamera ve yazılım paketini 1000 dolar karşılığında araç üreticilerine ya da, ihtiyaç duyarlarsa, Hotz tarafından işletilen bir showroom’dan özelleştirilmiş araçlar almak isteyen müşterilere doğrudan satmak. “Bir tane almak isteyen 10 arkadaşım var bile” diyor.

 

Tüm bunların zamanı belirsiz. Hotz, birkaç ay içerisinde, Acura’nın Tesla Model S’i, Los Angeles’taki Interstate 405 otoyolunda mağlup edeceği bir YouTube videosu yayınlayacağını söylüyor. Öncelikle bu video teknolojinin çalıştığını ve satışa hazır olduğunu kanıtlayacak (öyle umuyor). Ardından, Hotz’un, Tesla’nın CEO’su Elon Musk’la girdiği iddiayı kazanmasına yardım edecek.

 

Hotz, Crypto Kalesi’nde yaşıyor. Ön kapıya yapıştırılan “burada Bitcoin tercih edilir” etiketini saymazsak, beyaz ve İspanyol tarzı döşenmiş, Potrero Vadisi’ndeki diğerleri gibi görünen bir ev. İçerisi, 5-10 kişi arasında geek tiple dolu. Alt kat, büyük ölçüde Hotz’a ait. 9 metre karelik odasında, gömülü bir yatak da var. Alan; kutular, araba parçaları, havlular ve önceki hane sakinlerinin geride bıraktıkları bir kutu kadın elbisesiyle dolu raflarla donatılmış. Arka kısımda koltuklar ve bir televizyonun bulunduğu oturma odası var. “Yalnız yaşamaktan nefret ediyorum” diyor, “dün gece oda arkadaşlarımla Grand Theft Auto oynuyordum, muhteşem bir eğlenceydi.”

 

Odasından birkaç adım uzakta, Hotz’un çalıştığı garaj var. İki ekranlı bilgisayarı, su ısıtıcısının yanındaki bir çalışma masasının üzerinde. Tahta bir masanın üstünde bir matkap, bir düzine tornavida, bir şerit metre, biraz siyah yapışkan bant, bir kutu Red Bull ve bir yığın açılmamış posta zarfı var. Garajın çoğunu, beyaz Acura kaplamış. Hotz, arabanın kaportasını, büyük ve siyah bir virgül işaretiyle dekore etmiş, arka çamurlukta da büyük, siyah harflerle “comma.ai” (yeni şirketinin adı) yazıyor. “Bir virgül her zaman bir noktadan daha iyidir” diyor.

 

Hotz, New Jersey’de Glen Rock’da büyüdü. Babası, bir Katolik lisesi için teknoloji gözetmenliği yapıyordu, annesi ise terapistti. 14 yaşında, prestijli bir etkinlik olan Intel Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’nda (Intel International Science & Engineering Fair), bir odayı tarayabilen ve ölçülerini tespit edebilen bir robot geliştirerek finale çıktı. Birkaç sene sonra Neuropilot adını verdiği, düşüncelerle kontrol edilebilen bir başka robot tasarladı. “Farklı frekanslardaki beyin dalgalarını tespit edebiliyor ve nasıl odaklandığınıza göre ileri ya da sağa sola gidebiliyordu” dedi. Sonraki sene, 2007’de, yarışmalardan birinde, bir çeşit holografik görünüm tasarlayarak, en prestijli ödülü, Stockholm’deki Nobel Ödülleri Töreni’ne katılma seyahatini kazandı. “Bu bilim fuarlarını keşfedene kadar lisede berbat bir öğrenciydim” dedi. “Onlar benim için en iyi olan şeylerdi. Bir şeyler yapabiliyordum ve işin içinde sevdiğim bir şey olan satıcılık da vardı.”

 

2007 senesinde henüz lisedeyken iPhone’u hackledi ve uluslararası bir ün kazandı, televizyon haberlerinde ve programlarında ekrana çıktı. 3 sene sonra PlayStation 3’ü hackledi ve herkesin kullanması için yazılımı yayınladı. Sony, karşılık olarak Hotz’a dava açtı ve iki taraf, Hotz’un bir daha Sony ürünleriyle uğraşmayacağı garantisi vermesi üzerine, ihtilaf konusu davayı kapattı. Bu başarıları, henüz 22 yaşındayken ona New Yorker’da bir profil kazandıracak yeterlilikteydi. “Ahlak ilkeleriyle yaşıyorum, kanunlarla değil” dedi Hotz, hikâyesinde. “Kanunlar, puştların yaptıkları şeylerdir”.

 

Ancak Hotz, belirtildiği gibi bir siyah şapkalı (kötü niyetli) hacker değildi, ticari sistemlere ekonomik kazanç elde etmek için girmeye çalışmıyordu. Bundan ziyade, karmaşık teknolojilerin üstesinden gelebileceğini kanıtlayan bir yapboz bağımlısıydı.

 

2007’den bu yana Hotz, tam bir kodlama derbederi oldu. Rochester Teknoloji Enstitüsü’ne başladı, Google’da birkaç sefer 5 aylık stajlar yaptı, SpaceX’te 4 ay çalıştı ve ardından da Facebook’ta 8 ay çalıştı. Bu işler, onu memnuniyetsiz ve sıkkın hale getirdiler. Google’da, genellikle web tarayıcılarındaki açıkları düzeltmek gibi alelade işlere atanan çok zeki geliştiricilerle karşılaştı; Facebook’ta kullanıcıların reklamlara daha fazla tıklamalarının nasıl başarılabileceğini belirlemek için çabalayan zekâ küpü kod yazarları tanıdı. “Facebook’un yapay zekâyla yaptığı şey beni korkutuyor” dedi, “insanların Facebook’ta daha çok zaman geçirmeleri için otomatik öğrenme teknikleri kullanıyorlar”.

 

Ek iş olarak Hotz, Android kullanıcılarının telefonları üzerinde tam kontrole sahip olmalarına yarayan, Towelroot adında bir uygulama geliştirdi. Yazılım, ücretsiz indirilebiliyordu ve 50 milyon defa kullanıldı. Popüler donanım ve yazılımlardaki açıkların bulunmaları için düzenlenen yarışmalara katılarak, kendisini meşgul etti. Pwnium adlı yarışmada, bir Chromebook dizüstü bilgisayara sızmayı başardı ve eve 150,000 dolarla döndü. Pwn2Own adlı başka bir yarışmada, sadece 1 günde Firefox’taki bir açığı bularak 50,000 dolar daha kazandı. 4 kişilik takımlar için tasarlanan ve Kore’de düzenlenen bir yarışmaya tek başına katıldı, birinci oldu ve 30,000 dolar ödül kazandı.

 

2012 sonbaharında yarışmalardan sıkılmaya başladı ve yeni bir alana yönelmeye karar verdi – yapay zekâ. Carnegie Mellon Üniversitesi’ne doktorasını yapmak ümidiyle kayıt yaptırdı. Derslere katılmadığı zamanlarda büyük yapay zekâ araştırmaları üzerinde çalıştı ve buna rağmen eğlenceye de zamanı kalıyordu. Bir noktada, sanal gerçeklik firması Oculus Rift, bir iş fuarında standına adam bulmak konusunda başarısız oldu, bu işi Hotz devraldı ve firmaya eleman alacak bir kişi olarak, okul arkadaşlarının özgeçmişlerini topladı. Bunların hiçbirisi, onun, konuya ilgi duymasını sağlayacak kadar iyi değildi. “İki sene okula devam ettim ve en zor sınıflarında 4.00 ortalama yaptım.” dedi, “Bir gün Google’da biraz daha fazla para kazanmak için debelenen, çaresiz ve inekleyen yüksek lisans öğrencileriyle tanıştım. Gördüklerim ve üniversitelerin geldiği hal karşısında şok oldum. Tanıdığım en zeki insanlar lisedelerdi, üniversitedeki insanları görünceyse tam bir hayal kırıklığına uğradım.”

 

Hotz, üniversite deneyimini bunaltıcı olarak anlatsa da, üniversite onun güven kazanmasını ve Silikon Vadisi’ne dönme isteğinin artmasını sağladı. En son teknoloji yapay zekâ araştırmalarını bir solukta okudu ve söz konusu teknolojinin, üzerinde uzmanlaşmak için çok da zor olmadığına karar verdi. Yüksekten uçan bir yapay zekâ girişimi olan Vicarious’ta, Ocak ayında, söz konusu teknolojiye yukarıdan bakabilmek için bir iş buldu ve bu, şüphelerini doğruladı. “Modern araştırmaları anladım” dedi, “işin matematiği basit. Hayatımda ilk defa kendime ‘bilinecek ne varsa biliyorum’ dedim.”

 

Temmuz ayında Vicarious’tan ayrıldı ve fikirlerini test etmeye karar verdi. Bir arkadaşı, Musk’a ondan bahsetti ve California Fremont’raki Tesla fabrikasında buluşarak, yapay zekâ teknolojisinin olumlu ve olumsuz yönleri hakkında konuştular. Çok geçmeden bu iki adam, Hotz’un Tesla’daki otomatik sürüş teknolojisinin geliştirilmesine yardımcı olması üzerinde anlaştılar. Musk, şöyle bir teklif yaptı: Eğer Hotz, yapılan bir testte Mobileye’ın teknolojisinden daha iyi sonuç elde ederse, Musk onu kazançlı bir kontratla ödüllendirecekti. Bunun karşısında Hotz, Musk’ın şartları değiştirip durduğu hissine kapıldığında konuşmayı kesti. Musk, Hotz’a gönderdiği bir e-postada “Açıkçası, bence sadece Tesla’da çalışmalısın” yazmıştı. “Mobileye’la olan sözleşmemiz biter bitmez sana gelir sağlayacak olan, uzun vadeli bir şekilde, milyon dolarlık bir bonusla seninle çalışmaktan memnuniyet duyarım”.

 

Hotz, şu şekilde yanıtladı: “Teklif için teşekkür ederim, ancak söylediğim gibi, bir iş aramıyorum. Mobileye’ı ezdiğimde sizi dürterim.”

 

Musk, sadece “Tamam” yazarak cevapladı.

 

“Hayatımda ilk defa kendime ‘bilinecek ne varsa biliyorum’ dedim.”

 

Hotz, aynı şekilde giyiniyor olsa da, cılız bir ergen olduğu günlerden bu yana büyümüştü. Genellikle kot pantolon ve kapüşonlu sweat shirt giyiyordu ve garajda çoraplarıyla dolanıyordu. Sıradan bir sakalı ve âdemelmasından dışarı uzanan, biraz uzun, başıboş sakal telleri vardı. Tutumları, haylaz görünümlü tarzıyla eşleşmiyordu. Hotz’un coşkusu bulaşıcıydı ve herhangi bir şey hakkında bir şeyler açıklarken, kalıcı bir şaşkınlık durumuna sahip biri gibi, sürekli el hareketleri ve büyümüş göz bebekleriyle bir şeyler anlatıyordu.

 

Hotz ve Steve Wozniak arasında bir bağlantı kurmak, yeterince kolaydı. Hotz gibi Wozniak da, hackleme günlerine yasaların uçlarında başlamıştı – 1970’lerin başında, arkadaşı Steve Jobs’la birlikte Apple’ı kurmadan önce. Woz, insanların ücretsiz uzun mesafeli görüşmeler yapmasını sağlayan küçük cihazlar yapıyordu. Silikon Vadisi’nde bile sadece birkaç insan, donanım ve yazılımda yeteneklilerdi. Woz da öyleydi, Hotz da.

 

Hotz, Ekim ayının sonlarına doğru, hevesli bir şekilde kendi otomatik teknolojisi üzerinde çalışmaya başladı. Yetkili bir Honda servis merkezi olmak için başvurdu ve kabul aldı. Bu, Acura’sı için kullanıcı kılavuzları ve şemaları indirebilmesine imkân sağladı. Çok geçmeden, torpido gözü bölümünü, aralarında Intel NUC mini bilgisayarı, bir çift GPS ünitesi ve bir iletişim anahtarının da bulunduğu elektronik cihazlarla donattı. Hotz, tüm bu donanımı aracın ana bilgisayar sistemine bağladı ve tavandaki ışıklı radara giden kabloları güvene almak için yapışkan bant kullandı.

 

Hotz’un sistemini mümkün kılan iki dönüm noktası vardı. İlki, Grand Challenge günlerinden bu yana, programlama gücünde meydana gelen yükselişti. Normalde oyun konsollarına güç sağlayan grafik çiplerini, arabanın kamerasının elde ettiği görselleri işlemek için, hızlı Intel çiplerini ise yapay zekâ hesaplamalarını çalıştırmak için kullandı. Grand Challenge ekipleri donanımlarına ve sensorlarına milyonlar harcarken Hotz, hackleme yarışmalarından kazandıklarıyla, toplamda 50,000 dolar harcadı – bunun 30,000’i arabanın kendisi içindi.

 

İkinci dönüm noktası, son birkaç senede atılım yapan bir yapay zekâ teknolojisi olan ‘derin öğrenme’ydi. Bu teknoloji, araştırmacıların bilgisayarlara bir görev atamasına ve ardından, makine kendi kendine verilen görevi nasıl başaracağını ve o görevde nasıl ustalaşacağını öğrenirken, arkalarına yaslanmalarına imkân veriyordu. Geçmişte, bir bilgisayarın bir fotoğraftaki sandalyeyi tanımlamasının tek yolunun, bilgisayara kusursuz bir sandalye tanımı yapmak olduğu düşünülüyordu – bilgisayara 4 ayaklı, düz oturaklı vs. bir şey aramasını söylüyordunuz. Son yıllarda ise, diskler ucuz ve çok çeşitli olurken, bilgisayarlar da çok daha güçlü hale geldiler. Bu durum, araştırmacıların bilgisayarı bilgi yağmuruna tuttukları ve sistemin veriyi anlamlandırdığı, bir çeşit brute-force tekniğinin yolunu yaptı. Hotz, şunları söyledi: “Bir bilgisayara 1 milyon tane sandalyeli, 1 milyon tane de sandalyesiz görsel gösteriyorsun. Nihayetinde bilgisayar, sandalyeyi, bir insanın tanımlayabileceğinden çok daha iyi bir şekilde tanımlayabilir hale geliyor”.

 

Bu çeşit bir yapay zekâ yazılımının arkasındaki teori, tüketicilerin kanıksadıkları ürünlerde gömülü olarak on yıllardır mevcut. Örneğin, Google’ın yardımıyla, “sahil resimleri” aramasını yapabilirsiniz ve yapay zekâ yazılımı sizin fotoğraf koleksiyonunuzu derinlemesine araştırarak, sahille ilgili olanları ortaya çıkarabilir. En büyük dönüm noktalarının bazıları, Apple’ın Siri’si ve Microsoft’un Cortana’sı gibi, gürültülü ortamlarda dahi sahibinin sesini tanıyabilen ses tanıma teknolojilerinde meydana geldi. Aynı durum, yüksek hacimli metinleri inceleyen derin öğrenme algoritmaları sayesinde yeni diller öğrenen anlık çeviri uygulamalarında da mevcut. Arabasıyla Hotz, aynı prensipleri bilgisayar görüşü alanına da yaymak istiyor.

 

I-280’deki ilk sürüşümüzden önceki ay Hotz, zamanının büyük çoğunu, sedanı sensorlar, hesaplama ekipmanları ve elektronik cihazlarla donatmaya harcadı. Tüm sistemler çalışır hale geldikten sonra, aracı 2.5 saat boyunca sürdü ve bilgisayarın kendini gözlemlemesini sağladı. Garajına döndüğünde veriyi sürücüden bilgisayarına indirdi ve algoritmaları, çeşitli durumlarda neler yaptığını analiz etmeleri için ayarladı. Araba, Hotz’un şeridin ortasında kalmaya ve önündeki araçla arasındaki güvenli sürüş mesafesini korumaya eğilimli olduğunu öğrendi. Analiz tamamlandığında yazılım, araç için en güvenli olan yolu tahmin edebiliyordu. Birlikte yola çıktığımız zaman araba, direksiyon başında sadece birkaç saatlik tecrübesi olan bir ergen gibi davrandı.

 

İki hafta sonra ikinci bir sürüşe çıktık. Arabayı birkaç saat daha fazla eğitim için dışarıya çıkardı ve fark etkileyiciydi. Artık araba, uzun dönüşlerde şeritte kalarak seyredebiliyordu. Ekranda görülen çizgiler (arabanın gerçek izini gösteren bir tane ve bir tane de bilgisayarın izlemek istediği çizgi), kusursuz bir şekilde çakışıyorlardı. Bazen Acura, önündeki arabaya kilitlenmiş gibi ya da yanındaki arabanın virajı nasıl aldığından ders çıkarıyor gibi görünüyordu. Hotz, bu davranışlar için bilgisayarı programlamamıştı. Arabanın yaptığı tüm şeylerin nedenlerini açıklayamıyordu, araba kendi kararlarını almaya başlamıştı.

 

Aralık başlarında Hotz, beni üçüncü bir sürüşe çıkardı. O zamana kadar yalnızca direksiyonu değil, gaz ve fren pedallarını da otomatikleştirmişti. Araç artık, dikkat çekecek derecede kusursuz bir şekilde, kilometrelerce şeridin ortasında kalabiliyordu. Önümüzdeki bir araç yavaşladığında, Acura da yavaşlıyordu. Bir seferliğine sürüşe geçtim ve adrenalin patlamasını hissettim – arabanın her şeyi kontrol etmesi sebebiyle değil, harika bir şekilde çalışması sebebiyle.

 

Hotz’un yaklaşımı, var olan otonom araç teknolojisinin düşük maliyetli bir çakma kopyası değildi. Yapay zekâ yazılımının kameralardan gelen veriyi yorumlama tarzını geliştiren (birçoğu hakkında detay vermeyi reddettiği) keşifleri olduğunu söyledi. “Derin öğrenmeyle uyumlu şekillerde sürüş problemlerinin nasıl ifade edileceğini bulduk” dedi. Diğer otomatik sürüş modlu araçlardaki gibi on binlerce satırlık kod yerine, Hotz’un yazılımı 2,000 satırdan oluşuyor.

 

Konuşacağı esas gelişme, derin öğrenme tekniklerinin otonom teknolojide sundukları avantajlardı. Her zamanki uygulamanın, belirli durumların üstesinden gelebilecek kuralları elle tanımlamak olduğunu söyledi. Arabanın otoyoldaki diğer araçları takip etmesine yardımcı olan kod ve bir anda yola çıkan bir geyikle başa çıkabilmek için kodlar var. Hotz’un arabasında, bunlara benzer gömülü kurallar yok. Hotz’un arabası, sürücüsünün çeşitli durumlarda neler yaptığını öğreniyor ve o davranışı taklit edip mükemmelleştirmeyi deniyor. Örneğin, Acura’sı bir bisikletlinin yanından geçerken, normal arabalarla bıraktığı mesafeye oranla daha fazla alan bırakıyor; çünkü geçmişte Hotz’un bunu yaptığını gördü. Hotz’un sistemi, if/then satırlarından oluşan kod bloklarına nazaran, genel amaçlı bir çeşit yapay zekâya sahip. Geliştirici tabiriyle Hotz’un söylediği gibi: “IF komutları öldürür”. Bu komutlara güven olmaz ve garip davranışlar ve ince farklarla dolu gerçek dünyada isabetsizdirler. Bilgisayara, katı kuralları öğretmek yerine umulmayanla başa çıkmayı, sürekli olarak görsel ipuçlarını işleyen ve deneyimlerini kullanan bir insan gibi olmayı öğretmek daha iyi.

 

Gelecek haftalarda Hotz, Uber şoförü olma niyetinde, böylece araba için kilometrelerce eğitim yapabilecek. 5 ay içerisinde birinci sınıf otonom bir araca, Musk’a gösterebileceği bir şeye sahip olmayı hedefliyor. Hotz, Tesla’nın, Golden Gate köprüsünü geçerken, zayıf şerit çizgileri sebebiyle zorlandığını duydu. Bu yüzden, Golden Gate üzerinde bir Tesla’yı mağlup eden Acura’nın videosunu çekmeyi ve ardından da Musk’ın yaşadığı Los Angeles’ta I-405 otoyolu üzerinde son bir test yapmayı planlıyor. Hotz’un YouTube videoları milyonlarca görüntülenme alıyorlar ve Musk’ın mesajı alacağından emin. “Büyük bir Elon fanıyım, ama keşke 3 ay boyunca beni oyalamasaydı” diyor. “Şimdi teknolojiyi iki katına satın alabilir” (Tesla sözcüsü Ricardo Reyes “Ona bol şans diliyoruz” dedi).

 

Hotz’un yazılımının ve kendi kendine öğrenebilen teknolojisinin en nihayetinde ne kadar etkili olacağından bahsetmeye gerek yok. Kendisinin finanse ettiği deneyi, Hotz’un âcizane bir şekilde Google’ın kapısını tekrar çalarak iş istemesiyle sonuçlanabilirdi. “Evet, elbette kuşkuculuk olacak” diyor. “Harika bir maceranın bir parçası. Tüm söyleyebileceğim, ‘izleyin’ demek.”

 

Garajındaki kirli, önceden krem renge sahip koltuğunda bacak bacak üstüne atmış bir şekilde otururken Hotz, yapay zekâ ve insanlığın gelişimi üzerinde felsefe yapıyordu. “Kölelik, herkes ahlaklı olduğu için bitmedi” dedi. “Köleliğin bitmesinin nedeni, insanların kas gücünü modası geçmiş hale getiren bir endüstri devrimi geçirmiş olmamız. Son 150 yıldır ekonomi, insanlığın zihnine dayanıyor. Öyle görünüyor ki kapitalizm, insanlar bir çubukla dürtülmektense, önlerine konan bir havucu kovaladıklarında daha iyi işliyor. Şimdi, yeni bir endüstri devriminin eşiğine geldik. Şu anda tüm internet, 10 tane beynin işlem yapma gücüyle eşit güce sahip, ama durum her zaman böyle olmayacak.”

 

“Gerçek şu ki, modern şekliyle bildiğimiz ‘çalışma’ kavramı, o kadar da uzun süredir piyasada değil; ben de yapay zekâyı o kavramı ortadan kaldırmak için kullanmak istiyorum. Herkesin işini almak istiyorum. Birçok insan bundan memnuniyet duyacaktır, özellikle de işlerini sevmeyenler. Gelin onları zihinsel bıkkınlıklarından kurtaralım ve bu işi makinelere devredelim. Önümüzdeki 10 sene içinde, insan gücünün büyük bir bölümünün geri çekildiğini göreceksiniz. 25 sene içinde yapay zekâ, bir insanın yaptığı neredeyse her şeyi yapabilir hale gelecek. Bir iş sahibi olan son insanlar, yapay zekâ programcıları olacaklar.”

 

Hotz’un geleceğe dair öngörüleri, robotların yakıt için vücutlarımızı kullandıkları Matrix filmindeki kadar kasvetli değil. Hotz, makinelerin, yiyecek ve diğer ihtiyaçları üretmekle ilgili işlerin büyük çoğunluğunu halledeceklerini düşünüyor. Böylece insanlar, bilgisayarlarını fişe takıp sanal gerçeklikte kaybolma özgürlüğüne sahip olacaklar. “Bugün bu durum zaten gerçekleşiyor” dedi ve devam etti: “İnsanlar işe arabayla gidiyorlar, tüm gün boyunca bilgisayarlarının başında oturuyorlar ve eve döndüklerinde de bilgisayarlarının başına geçiyorlar”. Hotz’a göre 20 yıl içinde ‘bilgisayar başında oturma’ kavramı, dünya üzerinde inşa ettiğimizin çok daha ötesindeki şeylere sahip olan sanal dünyalarla, çok daha eğlenceli bir hal alacak. “Bu seyahat hakkında endişelenmeyi bırakın” diyor. “Varacağınız yerin keyfini çıkarın. Daha iyi bir dünyaya sahip olacağız. Akıllardan oluşan bir toplumda yaşayabileceğiz”.

 

Hotz, otonom araba çalışmalarına, onları devrimdeki 1. Adım olarak gördüğü için başladı. Taşımacılık, yapay zekânın çok büyük bir etki yaratabileceği bir alan. Hotz, ardından, mağazalarda kusursuz bir şekilde işleyen insansız ödeme sistemleri inşa ederek, teknolojisini satabilmeyi umuyor. Yapay zekânın birçok işi üstlenmesi konusundaki tutkusu, kısmen de olsa, neredeyse-dinsel şekilde güce duyulan inanç ve teknolojinin nihai amacından ileri geliyor. “Teknoloji iyi ya da kötü değil” diyor. “Nükleer güç gibi iyi tarafları, nükleer bomba gibi kötü tarafları var. Teknoloji ondan ne yaptığımızdır. Yapay zekânın hepimizi öldürme ihtimali de var; ancak şunu biliyoruz ki, teknolojinin karşısında olursanız, kaybedersiniz. Teknolojiden yana olmak her zaman doğru olandır.”

 

Tüm bu konuşma, Hotz’un hacker ruhundaki evrimi gözler önüne seriyor. Hotz, eskiden, Apple ve Sony ürünlerini paramparça ederdi, çünkü zor yapbozlar çözmekten keyif alıyordu ve tek bir insanın milyarlarca dolarlık imparatorlukları perişan ettiği düşüncesine mest oluyordu. Arabayla, yazılımıyla ve tüm ekonomileri bulandıracak planlarıyla Hotz, dünyadaki en derin ürünlerin birçoğunun yapımcısı olarak bir saygınlık elde etmek istiyor – insanların hayatlarını sonsuza kadar değiştirebilecek ürünlerin. “Parayı umursamıyorum” diyor ve devam ediyor: “Güç istiyorum. İnsanlar üzerinde bir güç değil, doğa ve teknolojinin kaderi üzerinde bir güç. Sadece her şeyin nasıl işlediğini bilmek istiyorum.”

 

Bu makale medium.com’da Ashlee Vance tarafından Aralık 2015’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir. 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here