İş, Okul ve Sosyal Hayat Dengesizliği Üzerine

1
327

Günümün, yaşantımın en zorlu problemi, hayatımın temel taşları arasındaki zaman ve odak dengesizliği problemim diyebilirim. Düzenli aralıklarla bu problemi tamamen çözmek için bazı metotlar uyguluyorum fakat dengeyi henüz bulabilmiş değilim. Bu yazımda sizlerle, kullandığım yöntemleri, karmaşaya alışmaya çalışırken yaptığım hataları, pişmanlıklarımı ve genel deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. Daha da önemlisi sizlerden destek ve tavsiye talep ediyorum, belki de bahsedeceğim konularla ilgili deneyimleriniz benim için ve ulaşabildiğim diğer insanlar için çözüm yolu olabilir.

 

Üniversiteye başladığım dönemlerde aklımdan geçen tek şey derslerime yoğunlaşıp, spor ve müzik yaparak 5 seneyi kendimi bu yönlerde geliştirerek geçirmekti ve bu 3 alanda hayatımı yönetmeyi çok iyi başarabilen birisiydim. İlerleyen dönemlerde topluluklara katılmamla birlikte yoğunlaşan sosyal hayatım yüzünden geri plana attığım ilk şey derslerim oldu, spora ve müziğe ara vermeyi hiç düşünmemiştim bile J Çalıştığım dernekler, yönetiminde bulunduğum farklı kulüpler, organizasyonlar, spor, müzik derken okul başarım çok sert biçimde düştü ve bu beni yapım gereği çok geriye attı. Başlarda hedeflediğim şey akademik kariyerdi ve dersler içten içe hep önemliydi benim için.  Girişimcilikle tanıştıktan sonra, o tadı bir kez aldıktan sonra okula olan bağlılığım biraz daha azaldı. Artık derslere katılmıyordum, artık hiçbir hocam beni etkilemiyordu. Kendi girişimim hariç başka işlerde de yoğun olarak çalışmaya başlayınca artık okul benim için bitme seviyesine gelmişti. Hatta bir makalemin arkasına bir hocam ‘’bu ciddiyetsizlikle devam edersen asla mezun olamayacaksın’’ diye bir not bile iliştirdi. Hayatım boyunca ilk kez tanık olduğum bir şeydi bu. Bölümüm gereği yakın olarak takip ettiğim siyasete bile ilgim gözle görülür bir biçimde azaldı. Fakat şimdi fark ediyorum ki bu benim için bir hata olmuş. En azından şu an hislerim bu yönde… Bu bahsettiklerim sonucunda çok önemli 2 ders aldım:

 

1. Eğer öğrenciyseniz ve dersleriniz sizin için önemliyse geriye kalan işleri ikinci plana atın, o işler zaten sizi bir gün bulacaktır.

Çünkü bunu yapmazsan kafanı diğer şeylere berrak bir şekilde veremiyorsun arkadaşım. Eminim ki buna ters düşen örnekler de vardır ama benim ve çevremdeki birkaç samimi dostumun yaşadığı temel sıkıntıların başında geliyor bu problem. Okul başarısındaki düşüş ile birlikte uğraştığın işlerin de sekteye uğradığında kendini ciddi şekilde sorguluyorsun ve sonuçları pek de güzel olmuyor.

 

2. Erteleyin, ama az erteleyin, mükemmel olmaya çalışmayın.

Burada içi boş bir motivasyon dersi vermek istemiyorum. Çoğumuza verilen en büyük öğütlerden birisi olan ‘işlerimizi asla ama asla ertelememeliyiz’ öğüdü ve buna benzer keskin öğütler bizi sanki mükemmel insan yapmak için veriliyor gibi ne dersiniz? Hepimiz erteliyoruz. Şunu gördüm ki daha az erteleyen, kendisine pay veren insanlar günü daha rahat geçiriyorlar. Bunun yanında mükemmeli yakalamak isteyenler ise tek bir hatada motivasyonlarını kaybedip pes edebiliyorlar.

 

Şimdiye kadar bahsettiğim, kafamdaki bu sorular ve sorunlar hep okul ve iş ile ilgiliyi. Bu iki durumun sosyal hayatıma, ilişkime olan etkileri benim için hep en önemli nokta oldu. Yoğun çalışma temposu, programsızlık, kafada dolaşan çok fazla soru beni daha gergin ve daha umutsuz hale getirdi. Yaptığım hiçbir şeyin bana yetmediğini hissediyorum ve bu yüzdendir ki hiçbir şartta mutluluğu yakalamıyorum. Düşündüm, acaba ben neyi atlıyorum diye… Atladığım şey tam olarak, yukarıda sizlerle paylaştığım 2 maddeden sonuncusu. Her durumda mükemmel sonuca varmayı, makine gibi yaşamayı planlayıp sürekli tökezlediğim için ne kendime ne de çevreme bir hayrım dokunmamaya başladı. Sevdiklerimi ihmal edip, gerçekten onların derinliklerine inmeyi atladığımı düşünüyorum. Arkadaşlarımın buluşma teklifinin en az %80 ini reddediyorum. Başlarda ‘hayır’ demeye alışmak çok hoşuma gitmişti, fakat bu ilerleyen dönemlerde yalnızlaşmaya götürdü beni. Evet, bu bir itiraf. Peki şimdi ne mi yapıyorum?

 

3. Amaçlarımı kendime hatırlatıyorum ve bunun için küçük notlardan yararlanıyorum, deneyin.

Hepimiz sevdiklerimize, dostlarımıza değer veririz. Onlarla ilgilenemeyeceksem ve temel amaçlarımı atlayıp gerileceksem, neden istemediğim bir tempoda hayatımı devam ettireyim ki? Eğer siz de böyle düşünüyorsanız temel amaçlarınızı mutlaka ve mutlaka bir kenara yazın. Bana inanın, en iyi motivasyon kaynağınız tam şu anınız ve bu anın geleceğinize olan etkisi. O küçük notlar ilerleyen dönemde okuduğunuzda size özünüzü hatırlatacaktır. Nasıl mı yapacaksınız?

  1.  Eğer sırt çantanızla ya da herhangi bir çantanızla gezmeyi seviyorsanız küçük bir not defteri edinin ve günlük olarak notlarınızı oradan takip edin.
  2.  Eğer akıllı telefonunuz varsa takviminize gün içinde yapacaklarınızı not edin. Böylelikle notlarınızı sanal ortamdan sürekli takip edebilirsiniz. Hatta mail adresinizin kayıtlı olduğu bir takvim uygulaması kullanıyorsanız, notlarınızı mail adresinizin aktif olduğu tüm cihazlarınızdan takip edebilirsiniz.
  3. Eğer bu ikisi yoksa küçük kağıtlara notlar alıp cebinize iliştirin.

 

Ayrıca sürekli ertelediğiniz dostlarınıza zaman ayırın, gerekirse uzakta olanların yanlarına gidip 3-5 gün de olsa onlarla birlikte zaman geçirin. Müthiş bir enerji depolayacaksınız, inanın.

 

Son olarak bahsetmek istediğim sorun, çağımızın en temel problemlerinden ve bu problemin kökü de yine mükemmeli yakalama arzumuzdan kaynaklanıyor.

 

4. Sınırlarınızı kavrayın ve kendiniz için sınırlarınıza uygun günlük hedefler koyun.

Çevremizde dikkatimizi dağıtacak o kadar çok unsur var ki… Bazen koskoca bir günü, o gün yapmayı planladığım işlere başlamaya çalışmakla geçiyorum. Galiba bunun sebebini anladım son zamanlarda. Not defterlerime bakınca net bir şekilde görülüyor ki genellikle bir gün içinde yapıp bitirmeye çalıştığım işlerin madde sayısı 9-10 civarında. Sayfayı açıp acaba hangisinden başlasam diye düşünmekten baya bir zaman kaybediyormuşum. Daha sonra bir şekilde karar verip başladığım işlerimin tamamını hallettiğim gün sayısı ise 1 ayda 5-6 günü geçmemiş. Kendi sınırımı keşfedene kadar denemeler yaptım ve artık iş yüküme göre hedefler koyuyorum ve bu genelde günlük 5-6 maddeyi geçmiyor.

 

Özetlemem gerekirse, gerçekten tatmin edici bir başarı için temel değerlerimizin farkına varıp, onlar üzerine yoğunlaşmaya başlamamız gerekiyormuş, bunu anladım. Eğer bunu yapmazsak, gündelik mutluluklar haricinde iç huzurumuzu kaybedebiliriz ve bu dünyadaki geri kalan her şeyi anlamsızlaştırabilir ve bir süre sonra kaçırdıklarımız sebebiyle pişmanlık duyabiliriz.

“İnsan, yaptıklarından pişmanlık duymadan, devamlı bir şeyler yapabildiği sürece vardır.” –Demiş Sartre

 

Pişman olmadan yaşayacağınız güzel ve huzurlu bir ömür dileğiyle…

 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here