Kendi Teknoloji Girişiminize Başlamak İçin 15 Adım: 2. Kısım

0
110
[ File # csp11130477, License # 2425079 ] Licensed through http://www.canstockphoto.com in accordance with the End User License Agreement (http://www.canstockphoto.com/legal.php) (c) Can Stock Photo Inc. / bloomua

4. Doğru yeri bulun

Berlin’deki ilk şirketimi kurduğumda, apartman dairemde kurucu ortaklarımdan biriyle birlikte yaşıyor ve çalışıyordum. Bir ofise ihtiyacımız yoktu, ürünümüzü oturma odamızda üretmiştik. Apartman dairesi inanılmaz ucuzdu ve çok eğleniyorduk.

 

Mitte’de, Berlin’in merkezinde yaşıyorduk ve sürekli olarak sohbet etmek için insanlar bize uğrardı. ‘Başlangıç günleri’ birçok kurucu için işte böyle ve bence eğer bir girişimcilik merkezinin yakınında bir yer kiralarsanız, sizin gibi görüşleri olan kişilerle bağlantı kurup düşünce alışverişi yapmanız çok daha kolay olacaktır. Bu durum, kişiye ilham vermesinin yanında insanı motive de ediyor.

 

Şu anda teknoloji girişimleri için ana merkez San Fransisco. San Fransisco, teknoloji sektöründe çalışan ve bir sonraki adıma atlamaya hazır olan insanlarla dolu, harika bir şehir. Ama orada girişimciliğe yeni biri olarak karşı karşıya kalacağınız sorunlar da bir o kadar büyük.

 

Yaşam maliyeti oldukça yüksek ve becerileriniz için dünyanın en başarılı teknoloji şirketleriyle rekabet içinde olacağınızı da unutmamak gerek. Eğer bu konularda başarılı olursanız, becerikli insanları işe almak için diğer şehirdekilerden çok daha fazla para harcayacaksınız. Jason Evanish, San Fransisco’ya Taşınmadan Önce “Keşke Bilseydim” Dediğim 25 Şey diye bir yazı yazmış.

 

Eğer yeni bir girişimciyseniz, San Fransisco şirket kurmanız için en doğru şehir olmayabilir. Neyse ki günümüzde dünyada girişimcilik yapmak için San Fransisco gibi birçok şehir var. New York, Tel Aviv, Londra ve Berlin de hareketli teknoloji merkezlerinden bazıları. Yeni şirketinize bağlı olarak kurduğunuz yer de önemlidir. Eğer internet/yazılım işindeyseniz, başlamanıza yardımcı olacak bir yer seçmeye dikkat edin. Berlin’i şu sebeplerden dolayı seçtik:

 

  • Berlin birinci sınıf yeteneklere ev sahipliği yapıyor ve onları cezbediyor mu?
    • Genç ve yetenekli kişilerin yanında çok deneyimli olanların da dahil olduğu sağlıklı bir denge kurmak istedik. Wunderlist’in başarısı çok yetenekli kişileri çekmemize yardımcı oldu; ama Berlin de bize katılan kişiler için motive eden bir faktör oldu. Underground müzik kültürü, dikkat çekici sanat galerileri, şık barları ve düşük kiralı daireleriyle Berlin, uluslarası boyutta çok çekici bir şehir. Geçtiğimiz birkaç yılda Berlin, dünyanın dört bir yanından yetenekli yazılımcılar, tasarımcılar, pazarlamacılar ve yaratıcı kişilerin buluşma noktası oldu.

 

  • Berlin’de yaşam maliyeti nedir?
    • Berlin, dünyadaki başkentler arasında en yüksek ve aynı zamanda en ucuz yaşam standartlarına sahip. Şehir hızla büyüse de yaşayıp yakında çalışma masrafları hala karşılanabilir miktarda.

 

  • Takımı büyütmek açısından bakınca hangi şirketlerle rekabete giriyoruz?
    • İşe başladığımızda küresel teknoloji şirketlerinden yalnızca birkaçı Berlin’deydi. Aralarından en ünlü olanı SoundCloud. Zaten Berlin’de çok fazla yetenek vardı, ve işe alım da bu yüzden bir o kadar kolaydı. Şimdilerde ise bu süreç zorlaşmaya başladı; çünkü daha fazla girişimle rekabet ediliyor. Fakat rekabet hâlâ San Fransisco’dakiyle yarışacak kadar değil.

 

  • Berlin kültürü, bizim misyonumuza uygun mu?
    • San Fransisco hakkında diğer yerlerden farklı olan şeylerden biri, yeni şirketlerin kurulmasına yönelik enerjik kültürü. Herkes bundan bahsediyor ve herkes bunun bir parçası. Çok daha hareketli bir yer; ama Berlin de bu tempoya yetişmek üzere. Berlin’e gitmeye karar vermemizin sebeplerinden bir tanesi de Berlin’in girişimcilik kültürünü şekillendirmek istememizdi. Bir sonraki aşamada hep Amerika’ya genişlemeyi planladık.

 

Berlin’deki girişimlerin çoğu Mitte, Prenzlauer Berg ve Kreuzberg’de bulunuyor. Bu bölgelerden birinde bir daire kiralamaya çalışın. Eğer bütçeniz darsa, maddi olarak daha karşılanabilir ve merkezi olan Wedding harika bir seçim olabilir. Bu bölgeler sözünü ettiğimiz toplulukların merkezi olmasının yanı sıra güzel ve yaşanılası yerler.

 

Eğer çalışmak için bir ofise ihtiyacınız varsa ortak çalışma alanlarını araştırın. Bu tür alanlar Berlin’de sıklıkla bulunur, işte bazıları: Betahaus, Ahoy!, Co-Up, mobilesuite, Raumstation.

 

5. İyi ve kötü fikirleri erkenden tespit edin

Kurucular olarak her gün bir dolu yeni ürün fikirleri aklımıza gelir. Bazıları gelecek vaat eder; ama aslında çok azının başarılı, hızla büyüyen ve kâr getirecek iş haline gelmek için gerçek bir potansiyeli vardır.

 

Wunderlist’e başlamadan önce birkaç farklı ürün ve iş fikri arasında gidip gelmiştik. Ama sonunda hepimizin paylaştığı bir sorunu çözmeye karar verdik: Hem özel hayatımızı hem de iş hayatımızı düzenleyecek bir programa sahip olmamak. Daha önceden hiç yapılacaklar listesi uygulaması kullanmamıştık; ama projelerimizi organize etmek, iş koordinasyonunu sağlamak ve müşterilerle iletişim kurmak için proje yönetme sistemlerini kullanmıştık.

 

Birçok çözümü denedik; ama hiçbiri bizi tatmin etmedi. Hızla kendi kendimize çözüm üretmeye başladık ve bu işi doğru yaparsak bunun kendi kendine bir iş haline gelebileceğini fark ettik.

 

Kullandığımız çoğu proje yönetim aracı, yüksek kâr getirebilecek olmasının yanında kullanması zor, çirkin ve kötü kurulmuş ürünlerdi. Bunlar düzeltebileceğimize inandığımız sorunlardı; ama bu sektörde çoğu kişinin görmediği daha da büyük bir fırsat vardı.

 

Çoğu proje yönetim sistemi her tür projeyi organize etmeye yönelik güçlü çözümler üretir; ama sezgisel tasarımı yoktur ve karmaşık ücretlendirmesi ve kötü kurulumlarıyla insanların özel hayatlarında kullanmasına engel olurlar. Kimse evde bir proje yönetim çözümünü kullanmıyordu; ama buna ihtiyaç olduğu kesindi.

 

Bir “Yapılacak Listesi” uygulaması kadar basit olup bir proje yönetim aracı kadar güçlü de olan bir araç üretmek için bir fırsat olduğunu da bu aşamada anladık. Bu durum aynı zamanda bize basit ve yavaş biçimde bir başlangıç yaparak ürünümüzü daha büyük hale getirmede yardımcı oldu. Bildiğiniz üzere Wunderlist, çok büyük olan soruna en basit yaklaşımımızla insanların özel ve iş hayatlarını düzenlemelerine yardımcı olan en değerli ürünümüz.

 

Bu, milyonlarca mutlu kullanıcıya hizmet etme potansiyeliyle basit bir çözümdü. Bunu kanıtlayabileceğimiz bir noktaya gelince, amacımıza yaklaşmak için ürünümüzü adım adım büyütebildik.

 

Peki dünyayı değiştirme şansı olan bir fikri nasıl seçebiliriz?

 

Bence bu, kendi problemlerinizi tespit edip bunlar üzerinde akıllıca çözümler üretme becerisinden geçiyor. Büyük bir sorun, binlerce basit çözümle hallolabilir ve aralarından en iyisini seçmek sizin görevinizdir. Kendinizin en büyük eleştrimeni haline gelmeniz gerekir. Takımınızla birlikte her bir fikri en uç noktalara kadar zorlayın. İlk başta çok akıllıca görünen fikirlerin çoğunun ya önceden başkası tarafından kullanıldığını ya da ilerletmek istediğinizde aslında o kadar da harika olmadığını unutmayın. Şeytanın avukatı olmaya çalışın.

 

Harika bir fikir her zaman yepyeni bir şey yapmak anlamına gelmez. Bazen sadece daha iyi bir şey yapmak daha da iyidir. Bizim durumumuzda ise biz, bir tür uygulama yazılımına tekerleği yeniden keşfeder gibi davranmak yerine bambaşka bir yaklaşımda bulunduk.

 

Üretkenlik yöntemleri yerine üretilen şeyin basit, insani ve kullanımı eğlenceli olmasına odaklandık. Ayrıca geri bildirim almak için çalışan bir prototipi çok erkenden insanlara vermenin de önemli olduğunu öğrendik. Geri bildirime açık olmayı öğrenmek lazım; ama herkesin de sözünü dinlemeyin.

 

Uzlaşmacı olmayan kişileri tespit edin ve sözlerine kulak asmayın. Size dürüst ve kıymetli geri bildirimde bulunan insanlar bulun. Herkesin beğendiği bir fikir bulmaya çalışmayın; çünkü büyük olasılıkla öyle bir şey yok. Başarıyla sonuçlanan en saçma girişimcilik fikirleri neler?

 

Kevin Systrom, Instagram ile ilgili ilham verici bir konuşma yaptı ve başarılı olmasının sebeplerini açıkladı. Sanırım Instagram’ın başarısı, çözdüğü 3 basit soruna dayandırılabilir:

 

  • Instagram’dan önce, güzel görüntüleri yakalamak zordu. iPhone kamerası ve cep telefonlarında fotoğraf filtrelerinin icadı bu sorunu çözdü.

 

  • Instagram’dan önce, fotoğraf yüklemek zordu. Yine cep telefonları ve Instagram’ın akıllı yükleme süreci bu sorunu çözdü.

 

  • Instagram’dan önce, fotoğrafları paylaşmak zordu. Tumblr, Facebook, Foursquare ve Twitter’ın bu uygulamaya entegrasyonu fotoğraf paylaşımını çok kolaylaştırdı.

 

Görebildiğiniz üzere, sıklıkla konu problemleri tespit etmenin yanında onları düzeltmek için akıllı yollar bulmaktan geçiyor. Bu, zor ve uzun bir süreç. Hızlı fikirler bulup rota belirlemeye yönelten süreçleri netleştirmenize yardımcı olabilecek belirli yöntemler vardır.

 

Lean Startup’a göz attığınıza emin olun: Bu, harika fikirleri tespit edip geliştirmek için en iyi kitaplardan biri. Önerdiğim bir diğer kitap ise Business Model Generation. Her iki kitap da siz ve takımınızın neyin keşfedilmeye değer olduğunu ve işe başlamak için hangisini seçmeniz gerektiğini netleştirmenize yardımcı olabilir.

 

Bir şirket kurucusu olarak tüm yöntemler ve kitaplar bir yana, içinizdeki sesi dinlemeye de teşvik ediyorum. Wunderlist ile hepimizin hayatında olan büyük bir sorunu çözdük. Bu fikre dayanarak işe başlamak da doğru bir his gibi gelmişti.

 

6. Trendleri ve piyasayı anlayın

Şirketi açtığımızda, Dropbox ve Evernote en hızlı büyüyen cloud şirketlerinden ikisiydi. İkisine olan ilgi de büyüktü ve bir üretkenlik uygulamasının dev bir müşteri bazında değerlendirilmesinin mümkün olduğunu gösteriyordu. Her iki şirket de trendi cloud çevresinde geliştirmeye (kullanıcılar, gazeteciler ve özellikle yatırımcılar arasında) yardımcı oldu.

 

Cloud’un kendisi teknoloji sektöründe bir tartışma konusu, ve bu bizim de büyük oranda dikkat çekip bugün olduğumuz şirket haline gelmemize çok yardımcı oldu. Ama ilk etapta yeni bir proje yönetim aracı için para toplamaya başladığımızda yatırımcılar bizi dinlerken uyuyakalıyordu. Cidden, ne zaman “Proje Yönetimi” kelimesini söylesem, gözlerini deviriyorlardı. Kimse bunun geliştirilebileceğine inanmıyordu.

 

Ama daha sonra hikayeyi “Cloud’daki yapılacaklar listesi” olarak yeniden şekillendirdiğimizde, aldığımız tepkiler çok değişti. Dropbox ve Evernote’un ölçülebilir ve kâr sağlayan yeni bir pazar türünü nasıl icat ettiğini açıkladık. Cloud işinin etrafında dönen bir trend vardı ve bunun yanında artık üretkenlik uygulamaları faaliyet gösteriyordu. Kendi işinizi kurduğunuzda, mevcut trendlerin ne olduğunu anlamaya çalışıp bununla ilgili bir hikaye oluşturun.

 

Berlin’e geldiğimde, trend olan konular e-ticaret, topluluklar ve hizmet olarak yazılımdı. Sonradansa bu konular sosyal, mobil ve cloud oldu. Trendler dikkat çekmede size yardımcı olabilir, ama dikkat edin. Trendler geçicidir ve hedefiniz uzun ömürlü bir şirket kurmak olmalıdır.

 

Bir girişimci olarak, uzun vadede hedefleri olan bir şirkete başlarsınız. Kalıcı olan ve hem müşterileriniz hem de çalışanlarınız olmak üzere insanların hayatına değer katan bir şey yaratmak istersiniz. Bu noktadaki sıkıntı, kendinizi ya da ürününüzü kölesi haline getirmeden trend ve devinirlik arasındaki farkındalığı dengelemektir. Bu biraz sörf yapmaya benzer. Okyanusu değiştiremezsiniz, bu yüzden suyu gözlemleyip anlamanız ve dalgayla dans edebilmek için tam olarak doğru zamanda ayağa kalkmanız gerekir.

 

Şirketi hayata geçirmemizden bir sene sonra Skype’ın kurucularından biri olan Niklas Zennström, Wunderlist’e yatırım yaptı. Skype’ı İsveç’te kurmuştu. Benimle konuştuğu ilk konulardan biri “Dünya Hakimiyeti” idi. İlk başta bunu tam olarak anlayamadım; bu yüzden şöyle dedi:

 

“Skype’a bak. Eğer İsveç’te başarılı olabilseydik, hiç başarılı olamazdık. Wunderlist’i öyle bir oluştur ki, dünyanın her yerinde, her ülkede ve her dilde kullanılabilsin. Dünyaya hakim ol.”

 

Bu benim için anahtar rolü oynayan bir tavsiye oldu. Şirketi hemen açtıktan sonra, topluluğumuzdan ekstra yardım almak için ilk versiyonu açık kaynak haline getirdik. Wunderlist’in 20’den fazla dile çevrilmesi sadece birkaç gün aldı. Şimdiyse Amerika, Asya, Avrupa ve Afrika’da küresel bir ürün haline geldi. Almanya’da başlasak bile tek pazarımızın orası olmadığı gerçeğini öğrenmek bizim için önemliydi. Pazarımız bütün dünya, ve ürünü herkes için yapıyoruz.

 

Ne kadar çok büyüdüysek ülkeler ve kültürler arasındaki farkı o kadar anladık. Bugün en iyi ülkelerimiz (şimdiye kadar) Amerika, Birleşik Krallık, Hollanda, Çin ve Japonya. Ama tüm bu ülkeler birbirlerinden farklı özelliklere sahip. Örneğin Almanya’yı ölçeklendirmek ve orada büyümek kolay olsa da tatmin edici olmak ve gelir elde etmek çok daha zor. Amerika’da gelir elde etmek çok kolay; ama dikkat çekmesi zor.

 

Fikrinizle bir adım atmadan önce ödevinizi yapın. Pazarınızın ne kadar büyük olduğunu ve en hızlı hangi ülkelerde büyüyebileceğinizi anlayın. Sadece sizin ülkenizde değil, küresel olarak işlevi olabilecek bir marka ve ürün oluşturun. Gerçekten dünya sizin pazarınız olsun.

 

 

Bu makale thenextweb.com’da Christian Reber tarafından 2013’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here