Kendi Teknoloji Girişiminize Başlamak İçin 15 Adım: 3. Kısım

0
247

7. Bir sporcu gibi düşünün, görevinizi tanımlayın

Girişimcilikten bahsettiğim zamanlarda sık sık bunu sporculardan bahsederim. Sporcular her zaman net bir hedefle egzersiz yaparlar. Bu bir yarışmaya katılmak veya daha spesifik olmak gerekirse o yarışmayı kazanmak olabilir. Eğer bir girişimci olmak istiyorsanız, bir sporcu gibi düşünüp kendi görevinizi tanımlayın.

 

Neden bir iş kurmak istiyorsunuz? Bir birey olarak ana hedefiniz nedir? 30 sene içinde kariyerinizin nasıl olmasını istersiniz? Dar fikirli olmayın! Ufkunuzu genişletin ve etrafınızdaki insanları nasıl etkilemek istediğinizi, hatta nasıl dünyayı değiştirebileceğinizi düşünün. İşinizin ve birey olarak kendinizin hedefini belirleyin.

 

Şirketimi düşündüğümde sık sık bir futbol kulübü olduğunu hayal ediyorum. Eğer başka birinci sınıf futbol kulüpleriyle rekabet içinde olmak istiyorsam, tek motivasyonum kazanmak olamaz. Aynı zamanda tutku olmalı. Çünkü ürettiğimiz şey ve sıkı çalışmamız, hedeflerimizi gerçekleştirmeye katkıda bulunmalı. Birinci sınıf antrenörlere, akıl hocalarına, doktorlara ve en önemlisi birinci sınıf bir takıma ihtiyacım var.

 

Birinci sınıf çalışanı çekmek parayla gerçekleştirilebilir; ama becerikli insanları kazanma şansınızı arttıran daha da büyük bir faktör varsa o da kültürdür.

 

İşinizdeki başarıları tanımlayan şey sadece para değil, ayrıca işleri yaparkenki yaklaşımınızdır. Eğer bir takımı nasıl kurmak istediğinize yönelik tarzınızı tanımlarsanız, para harcamadan takımınızın kalitesini arttırabilir ve hırslı insanlar için kendilerini motive ettikleri bir ortam oluşturabilirsiniz.

 

Yüksek kalitede ve endüstride önde gelecek sonuçları üretmek için her gün çalışanlarınızı nasıl motive etmek istediğinizi tanımlayın. Google, Facebook ya da Apple gibi şirketlerin birinci sınıf yetenekleri yakalayıp ellerinden kaçırmamalarının en büyük sebeplerinden biri budur. Ya da eğer futbol analojisinden hoşlanıyorsanız, Barcelona, Manchester veya Bayern Münich’in sürekli olarak başarılı olmasının sebebi de budur. Elbette para burada önemli rol oynuyor, ama bunun yanında tüm kulüpleri bir arada tutan bir başka öge de benzersiz ve güçlü kültürleri.

 

Takımlarını nasıl motive ettiklerini anlamak için düzenli olarak farklı teknik direktörler ile ilgili belgeseller izliyorum. Girişimcilik dünyasıyla alakasız olsa da “Being Liverpool” adlı belgeseli izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. İzlediğinizde Liverpool’un yerine kendi şirketinizi koyun. Demek istediğimi anlayacaksınız.

 

6Wunderkinder’da motivasyonumuz, yaptığımız işe olan tutkumuzla (dünyadaki en iyi üretkenlik yazılımını yapmak) etkileyici takımımızı ve işimizi oluşturmak için bitmek tükenmek bilmeyen güçlü ve sonsuz irademizin bir kombinasyonundan geliyor. Bir girişimci olarak misyonum her zaman tasarım odaklı, dünyayı yönetecek bir yazılım şirketi kurmak oldu (ve öyle olmaya da devam edecek). Yıldızı bir anda parlayıp sönmekten öteye giden ve başarıdan başarıya ulaşıp kendini geliştirebilen bir şirket kurmak istedim. Beni harekete geçiren ve motive eden de bu.

 

Bence birçok yetenekli girişimci ve Avrupalı (özellikle Alman) kurucunun sorunlarından biri de yeterince büyük düşünememeleri. Hepsinin harika fikirleri var; ama genellikle uzun ömürlü ve büyük bir iş kuracak hırsa sahip olmuyorlar. Bunun sebeplerinden biri korku. Saf ve hatta deli gibi görünme korkusu. 18 yaşındayken Berlin’de kariyerime başladığımda, sık sık hırslarımı insanlara ifade ediyordum ve “gözlerin devrilmeye başladığı an”ı bizzat kendim deneyimledim. Başınıza bu da gelecek; ama bunu sallayın gitsin.

 

Olumsuz bakan kişileri görmezden gelin, kendinize dürüst olun ve istediğiniz şirketi kurun. Misyonunuzu bulmak genellikle çok düşünmeyi ve öğrenmeyi gerektiren, uzun bir süreçtir. Eğer büyük yetenekleri toplamak istiyorsanız, misyon sahibi olmak anahtar rolü oynar. İnsanlar neden şirketinize katılmaları gerektiğini anlamak isterler ve genelde kararlarını duygusal düşünerek verirler.

 

Bir sonraki Steve Jobs, Elon Musk ya da Bill Gates olmaya çalışın. Dev bir şirket, milyar dolarlık bir iş kurma hayali yıllarca devam edebilir. Binlerce mühendis ve tasarımcıyı işe alabilen, bünyesine farklı şirketleri dahil edebilen ve yaratıcı bir çalışma ortamı sağlayabilen bir şirketten bahsediyoruz. Eğer bana soracak olursanız, Berlin’in (ve Avrupa’nın) tam olarak ihtiyacı olan da bu: Hırslı, yaratıcı ve başarılı milyar dolarlık şirketler.

 

8. Başarısız olmaya hazırlanın, deneyenlerin %95’i başarısız oluyor

Bu altından kalkması zor bir yük; ama bir o kadar da önemli. Uluslararası, iyi eğitimli ve çok becerikli insanlarla küresel bir teknoloji şirketi kurup aylık olarak milyonlar değerinde gelir sağlamak inanılmaz derecede zor bir iş. Paranızın tükenmesi, önemli insanların sizi terk etmesi veya uğruna çok çaba verdiğiniz bir işi kapatmak zorunda kalmanız gibi inanılmaz düşüşler yaşayacaksınız. Ama unutmayın, sizin işiniz tam olarak da bu. Girişimci olmak risk almak anlamına gelir. Çünkü risk almazsanız asla başarılı olamazsınız.

 

Riskleri anlamanız ve yönetmeye başlamanız önemlidir. Eğer gözünüzü karartıp yeni bir maceraya atılırsanız, düşüşleriniz gereğinden daha fazla canınızı yakacaktır. Ödevinizi ne kadar iyi yaparsanız, şirketinizin hayatta kalma olasılığı da o kadar yüksek olur. Keşke ben de daha iyi hazırlansaydım; çünkü pes etme eşiğine çok geldiğim oldu.

 

3 farklı şirketi kurarken işte başıma gelenler:

 

  1. Bir ürünü piyasaya sürdüm ve her şey kötüye gitti

Haftalarca ya da aylarca bir şey oluşturup daha sonra onu piyasaya sürmek harika bir histir. Bu eğlenceli bir iştir ve o aşamada çok heyecanlı olursunuz. Basından büyük ilgi, kullanıcılardan büyük talep ve sonuç olarak büyük kutlamalar beklersiniz. Ama aslında bu sadece küçük oranda girişimler için geçerli olan bir durum. Bir ürünü piyasaya sürmek, aksaklık sürelerine, buglara ya da en kötüsü “hiçbir şeyin olmamasına” tüm gücünüzle hazır olmanızı gerektirir. Kimsenin ürününüzü umursamamasına hazırlıklı olun ve hızlı ve cesur kararlar verme konusunda da soğukkanlı davranın.

 

  1. Param bitti

Wunderlist’le her zaman müşterileri çekmeyi başardık; ama işe başlamak o kadar da kolay değildi. İlk ciddi finansal desteğimizi almadan önce, takımımızın maaşını karşılayamamaya çok yaklaşmıştık. Finansal durumumuz hakkında tamamen şeffaf olarak bu konuda başarılı oldum (hala da şeffafım). Neyse ki durum hiçbir zaman ciddileşmedi; çünkü herkes durumun farkındaydı ve kendini ayarlayabiliyordu. Dürüst ve şeffaf olun. İnsanlar pes etmeden çalışmaya devam etmenizin yanında cesaretinizi de sayacaklardır.

 

  1. (Neredeyse) Bitiyordum

Wunderlist’in başarısı, Wunderkit’in başarısızlığı kadar bunaltıcıydı. İkisinde de benim ve takımımın üzerinde çok büyük baskı vardı ve sıklıkla durumlarla istediğim şekilde baş etmiyordum. Baskının insanlara neler yaptırabileceğine inanamazsınız. Gece gündüz çalışıyordum, yemek yemeyi unutuyordum, hiç spor yapmıyordum, neredeyse hiç uyumuyordum, vücudumun bana verdiği sinyalleri tam anlamıyla görmezden geliyordum ve sık sık gerektiği şekilde davranmıyordum.

 

Bu dönemler neredeyse akli ya da fiziksel arazlar yaşamama sebep olacaktı; ama şanslıyım ki bana her zaman yardımcı olan harika akıl hocalarım oldu. Disiplinli olun, kendinizi ve etrafınızdakileri dinleyin!

 

  1. İnsanların gitmesine katlanamıyordum

Benim için kesinlikle atlatması en zor olan şey bu oldu. Birçok kurucu, insanların gitmesiyle başa çıkamaz. Ama büyük olasılıkla bu konuda en kötü olan benim. İşime yakın arkadaşlarım ve kız arkadaşımla başladım. Şimdiyse birlikte çalıştığım çoğu kişiyi en yakın arkadaşlarımdan bile daha iyi tanıyorum. Aile gibi olan şirketler çok hoşuma gidiyor, ve kesinlikle beni mutlu eden ortam bu.

 

Kültürümüz çoğu kişi için zorlayıcıdır. Hırslı ve yoğun bir çalışma temposu vardır; ama gerçekten de birbirimize değer veririz (çoğundan daha fazla hem de). Kendi yeteneklerimizi geliştirip besleriz. Bizimle çalışan kişilere sadece para ödemekle kalmayız.

 

Zor zamanlar geçirdiğimiz sıralarda (Wunderkit’in kapatılması gibi), ilk defa insanların takımdan ayrılmak istediği o korkunç dönemi deneyimledim. Her birinin gitmek için farklı sebepleri vardı ve bazı durumlarda iki taraf için de daha iyi sonuçlanacaktı. Ama çoğunda artık arkadaş olduğumuz için o kişilerle çalışmaya devam etmeyi çok isterdim. Genelde tepkim çok sert (ve tabii ki uygunsuz) oldu.

 

Bu tür durumlarla başa çıkmayı öğrenmek de bir süreç, ve zaman alıyor. Profesyonel olmaya çalışın ve her zaman hazırlıklı olun.

 

Girişimler başarısız olur. Bu normaldir. Bununla başa çıkmayı öğrenin. Alman kültürümüz henüz başarısızlık (ya da başarı) ile başa çıkmayı tam olarak öğrenebilmiş değil; ama adım adım ilerleme kaydediyoruz. Kurucuların güvenli alanlarının dışına çıkması ve başarılı olmak için büyük riskler alması gerekiyor.

 

9. Doğru kurucu ortakları ve danışmanları bulun

Bir şirket kurmak kolay değildir. Yine de harika ortak kurucular sayesinde risklerle ve günlük sıkıntılarla başa çıkmak kolaylaşabilir. Doğru ortak kuruculara sahip olmak çok ama çok önemlidir. Her gün onların yüzüne bakarsınız, birlikte savaşıp birlikte kaybedersiniz. Bu kişileri bulmak zordur; çünkü maceranıza başladığınızda ya da macerayı tamamladığınızda doğru seçimi yapıp yapmadığınızı yalnızca siz bilebilirsiniz.

 

Kurucuların her zaman müdür olmasına gerek yoktur. Şirketimi 5 arkadaşımla kurmuştum: Bir yazılımcı, bir kullanıcı ara yüzü tasarımcısı, bir görsel tasarımcı, bir pazarlama sorumlusu ve bir finans sorumlusu. O dönemde en deneyimli yazılımcı bendim, ve Wunderlist’in ilk versiyonunu oluşturduktan sonra öncelikli olarak olayın işletme kısmına hızla odaklandım.

 

Hepimizin birkaç yıllık iş deneyimi vardı ve genel anlamda pek deneyimli olmayan bir takımdık. Daha önceden hiç Mac uygulaması yapmamıştık, aynı şekilde iPhone uygulaması da; ama bir ajansta birlikte 3 sene çalışarak, birçok müşteri için web sitesi kurup marka ve ürün tasarlayarak deneyim edinmiştik. Bu takım, işimizi hızla kurmamızda bana yardımcı oldu. Şirketi kurmamızdan birkaç hafta sonra bir ürünü piyasaya sürdük.

 

Bu benzersiz bir durumdur. Bizim için işe yaradı; ama sizin için de yararlı olacağı anlamına gelmez. Ortak kurucular bulmak zordur; ve ortak kurucu işe almanızı asla önermem. Genellikle yıllardır tanıdığınız biriyle bir işe başlarsınız (çünkü aranızda zaten oluşmuş bir güven vardır ve görevlerini yerine getirip getiremeyeceklerini de bilirsiniz).

 

Teknoloji işi için 4 kişiden oluşan kurucu/idari bir takımla başlamanızı öneririm:

 

  • Üründen sorumlu kişi
    • Bu kişi, ürün detayları ve stratejisine tamamen hakim olmalıdır. Harika bir ürünün oluşturulmasına yardımcı olacak çok iyi tasarımcıları işe alabilmelidir. Bir ürünün küçük ama aynı zamanda büyük detaylarını sürekli olarak düşünebilmelidir. Ayrıca (tercihen) farklı ürünleri oluşturmada deneyimli olmalı ve nasıl tasarlandığının yanında teknik anlamda nasıl oluşturulduğunu da kavramalıdır.

 

  • Mühendis
    •  Bu kişinin mühendislik alanında çok yetenekli olması ve tercihen baş teknoloji yöneticiliği konusunda deneyimi olması gerekir. Mühendisleri nasıl işe alacağını, ölçeklenebilir mimariyi nasıl tanımlayacağını, güçlü bir mühendislik kültürünü nasıl kuracağını ve bakım yapılabilir bir ürünü nasıl oluşturacağını bilmelidir.

 

  • Pazarlama/satış makinesi
    • Sıradaki kişi (çoğu şirketin atladığı biri) deneyimli bir pazarlama/satış kurucusudur. Bu rolü üstlenen kişinin birinci sınıf bir markayı tanımlayıp daha sonra küresel çapta geliştirebilmesi gerekir. Yeni müşterileri çekmek için harika hikayeler anlatırken, var olan müşterilerin de ilgisini koruyabilecek güçlü bir takım oluşturmalıdır.

 

  • İşletme/finans sorumlusu
    • Takımda bir finans dehası bulundurmak çok büyük bir artıdır ve başlangıç etabında büyük finansal hatalara düşme riskini azaltır (yanlış yatırım şartlarıyla anlaşmak gibi). Bu rolü üstlenen biri olmadan bir daha asla bir şirket kurmam.

 

Ayrıca geleneksel olarak bu dört kişiden birinin lider rolünü üstlenmesi gerekir. Lider olmadan bir şirket kurmanın da yolları vardır; ama bence birine son kararı verme yetkisini vermek en sağlıklısı olacaktır. Bu, hızınızı kaybetmemenizi sağlar.

 

Konu eşitlik olunca adil davranın. Herkes işe aynı derecede enerji ve zamanını vermelidir. Ayrıca ilk çalışanlarınızı düşünün. Sanal hisse seçeneklerini açıklayarak şirketin finansal başarılarına çalışanların da dahil olmasını sağlamak normaldir (bu konu hakkında bir sonraki bölümde konuşacağım). Şirketi kurmak için deneyimli bir avukatı işe almayı da unutmayın. Eğer işinize Berlin’de başlamaya karar verirseniz, Lacore ile çalışmanızı önerebilirim; ama Berlin Startups grubundan “Avukat” kelimesini de aratabilirsiniz.

 

 

Bu makale thenextweb.com’da Christian Reber tarafından 2013’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here