Keşke Daha Önce Öğrenseydim Diyeceğiniz 3 Önemli Girişimcilik Dersi Daha

0
155

“Keşke Daha Önce Öğrenseydim Diyeceğiniz 3 Önemli Girişimcilik Dersi” yazımızda girişimcilik yolculuğunda eninde sonunda öğreneceğiniz, 3 kaçınılmaz dersi paylaşmıştık. İşte bu yazının devamı niteliğindeki 3 önemli ders daha…

 

Ders#4: Carpe diem.

Anı yaşayın…

 

Kabul ediyorum ki bu ilk bakışta biraz dramatik bir cümle gibi görünebilir. Ancak sizi temin ederim ki, bu iki kelimeden çıkacak anlam oldukça değerli. Asil fikirlere tamamen karşı yöntemleri savunuyor değilim. Daha ziyade, “anı yaşamak” için daha az görkemli bir yol izleyebileceğinizi söylüyorum: Her gün, amacınıza uygun somut bir adım atın.

 

Bu, şirketinizi gerçekleştirmek için harekete geçmek anlamına geliyor. Formülasyon sürecinde (özellikle de bugünün teknolojisiyle) uzun süreler harcamak- fikirler üretmek ve geçerliliklerini değerlendirmek çok fazla kolay. Dürüst olmak gerekirse, girişimcilik adımları en beklenmedik anlarda, ya da toplumdaki “bozuk konseptler” iyileştirildiğinde gerçekleşir.

 

Bununla birlikte, fikir üretmek şirketleri oluşturmaz, sadece şirketler için fikirler verir. Gerçek “değer”in oluşmaya başladığı an, şirketinizi kuran ve somut sonuçlar veren, fikirlerin gerçeğe dönüşmesi anıdır.

 

Bunu her gün yapın- sonuç almadığınız bir gününüz bile geçmesin. Sonuç derken, her gün çığır açmanız gerektiğinden bahsetmiyorum. Sonuç bir e-postayı göndermek, belge taslakları üzerinde çalışmış olmak, ya da potansiyel müşterilerinizi arayarak değerlendirme yapmak anlamına da gelebilir.

 

Hayatın karşımıza çıkardığı detaylarda boğulmak kolaydır. Şirket fikrinizi geliştirmek için izlenecek en iyi rota belirli düzeyde ilerleme kaydetmeden günü bitirmemektir. İlla ki dönüm noktalarına gelmenize gerek yok, yalnızca “somut” olmalı. “Küçük şeyleri” gerçekleştirdiğinizde, o noktada durmayıp ivme kazandığınızı göreceksiniz. O yüzden, buyurun carpe diem deyin.

 

Ders #5: Sıfatlara güvenmeyin.

Sıfat hastalığına yakalanmış bir toplumda, çoğu zaman isimlerimizin önüne gelen eklere – çalışanları sıralandırma gibi düşünülen kelimelere – fazlasıyla güveniriz. Bu, kağıt üstündeki rollerin ötesini görme ihtiyacımızı arka plana atmaktadır.

 

Bir fikir, yalnızca siz ve ekibiniz gerçekleştirilmesi gereken iş fonksiyonları “şapkalarını” takıp benimseyebildikleri sürece gelişebilir. İş unvanları genel amaçlar için verilebilirken (özellikle başlangıç aşamasındaki girişimler için) bireylerin rolleri çok daha geniş kapsamlıdır.

 

Aslına bakılırsa, kapsamı bireysel rollerle sınırladığımızda, çalışanlar kendilerini kendi iş unvanları dahilindeki işleri daha iyi hale getirmekte ve işlerinin şirketin bütününü nasıl ilerletebileceğine odaklanmazken bulabilirler.

 

Ne yapılması gerekiyorsa yapın. Karışık fonksiyonlu ekipler daha verimlidir– ilerleme kaydetmek için sınırlı rollerin dışına çıkarlar. Elinden her iş gelen insan olma konsepti çok uzak bir ihtimal değil. İş sorumlulukları esneklik gösteremiyorsa, fikirler büyük resmimdeki bir gerçeklik haline gelemeden bastırılır.

 

Şirket fikrinizin büyüme aşamasının başlangıcında, esnemezlik ihtiyacı düşüktür. Arada sırada başka “şapkaları” denemeye açık olun. Unvan her şey değildir ve girişimler için neredeyse hiçbir anlam taşımazlar.

 

Ders #6: Başarısızlık Yolun Bir Parçasıdır

Bir fikir geliştirmek üzere çıktığınız yol sapaksız ve dümdüz bir yol değildir. Bu yolda sayısız defa kendinizi sorgulayacak, başarısızlık korkusu yaşayacak ve planlarınızdan şüphe duyacaksınız. Bu, fikrinizin oluşum süresinde oldukça sık gerçekleşecek ve beklendik bir durumdur.

 

Genel olarak ilerlemenin önündeki bir engel gibi görünse de, başarısızlık sürecin değişmez bir parçasıdır. Başarısızlığın meydana gelme ihtimali hiç olmama ihtimalinden çok daha fazladır. Bu başarısızlık, rezalet bir ürün sunumu da olabilir, ürünün tasarımındaki bir hata gibi küçük bir şey de. İki durumda da, mükemmeliyet beklentisi kendi içinde hatalı bir beklentidir.

 

Burada amaç ilk denemede mükemmeli hedeflememek. Değişiklikler gerekebilir, biraz kırpmalar yapılabilir; bu “başarısızlıklardan” alınan dersler artık başarısızlığa isteksiz değil, açık yaklaşan bir zihniyet kazandırır. Başarısızlık, fikrinizi eskisinden daha iyi hale getirebilir.

 

Zamanınızı, kaybetmekten korkarak ya da hata yapmanın sonuçlarını kucaklamaya hazır olarak doldurabilir, hızlıda başarısız olup fikrinizi hızlıca geliştirebilirsiniz. Bu girişim sürecinin bir parçasıdır. Hatalardan kaçınmaya çalışmak teoride güzel geliyor-ancak pratikte çok mümkün değil.

 

Başarısızlık (herhangi bir konuda) çoğumuzun kaçındığı bir durumdur, kimse yanında gelen endişe ve hayal kırıklığı duygusunu yaşamak istemez. Ancak, başarısızlığa karşı daha iyi bir yaklaşım, onu açık kollarla karşılamaktır.

 

Başarısızlık dostunuz da olabilir, her zaman düşmanınız değildir.

 

Bu makale yfsmagazine.com’da Daniel S. Williams ve Evan C. Ehrenberg, Small Business Contributors tarafından 2015’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here