Keşke Daha Önce Öğrenseydim Diyeceğiniz 3 Önemli Girişimcilik Dersi

0
159

İşte girişimcilikten alacağınız üç ders, bir diğer deyişle daha önce öğrenmiş olmayı dileyeceğiniz kurallar.

Ders #1: Olay Sizden İbaret Değil- HERKES için “büyük” oynayın.

Bir kişi girişimciliği düşündüğünde, kafasındaki düşünce genellikle üniversite yurdunda Mark Zuckerberg, bir garajda tasarlanan Dell bilgisayarlar veya günümüzün en zeki kişilerince mümkün kılınan başka görkemli buluşlardan oluşur.

 

Girişim fikirlerinin çoğu, dönemin en çok bilinen buluşları seviyesine (örn. Facebook ya da Microsoft Windows) asla çıkamaz ve adı üstünde “fikir” olarak kalırken, büyük önem arz eden tek bir konu vardır: Büyük resim.

 

Burada anlatmak istediğim, yalnızca kişinin farkındalık sahibi olup diğerlerinin de çabalarını görebilmesi değil, daha ziyade, olağanüstü bir hale gelen bu “fikirlerin” arkasında daha büyük bir amaç, bir vizyon olduğunu görmesi. Konseptin yaratılışını anlamak başka, nihai sonucu tamamıyla algılamaksa başka şeylerdir.

 

Dell bilgisayarlar, belirli parçalardan oluşan bir cisimden öte bir öneme sahip olan bir ürün olarak görebilir. Ancak, girişimci bakış açısı bariz olandan ilerisini görmelidir, bu, ortaya çıkan şey, ürün ya da hizmetin temsil ettiği vizyonu algılamak demektir. Dell, kişisel bilgisayar standardında devrim yapma vizyonu ile yola çıkan, başlangıç aşamasında eşi benzeri olmayan global bir mihenk taşı olmuştur.

 

Bütün olarak bakıldığında, alınacak ders gayet basit. Kişiler, vizyonların yalnızca birer parçasıdır. “Büyük” resmi görememe hatasına düşüldüğünde nihai sonuç verimsiz olacak ve etki yaratma potansiyeli düşecektir. Birey olarak bu misyondaki yerinizi görmeniz-sosyal etkinin büyük bir hedef kitlesi olduğunu fark etmek- en önemli şeydir.

 

Konu iyi bir ürün yapmanız değildir. Dünyayı değiştirebilecek ürünü yapıyorsanız, “Büyük oynamak” budur.

 

Ders #2: Doğru sebeplerle.

Bu konsept yalnızca, kapsamlı bir ürün ya da hizmet ortaya çıkarmanın kağıt üstündeki bir listesi değil (gerçi bunu yapmak da kötü bir şey değildir). Daha çok anlatılmak istenen, kişilerin kendi kazançlarından daha büyük amaçlar için girişimciliğe atılmalarıdır.

 

Temelde, iş amaca inanmaya geliyor. Girişimcilik yoluna çıkmayı aklına koyan her kimse, ancak topluma ne sağladıklarının farkında ise bu işe bağlı kalabilecektir. İş, katlanılan bir şey olmaktan çıkar ve bu iş ile, bu işe göre yaşanılır. Tutku yoksa işi devam ettirmek için gereken bağlılık da olamaz.

 

Toplum sıklıkla Mark Zuckerberg, Bill Gates, ve Steve Jobs gibi girişim gurularını kafalarında ciddi paralar ile özdeşleştiriyor olsa da, bir fikir geliştirmenin öncelikli sebebi bu değildir.

 

“Hızlı para” zihniyeti günümüz toplumunda oldukça yaygındır; çoğunlukla başarılı girişim fikirleri insanı zenginliğe götürür, anca baktığınızda bu zenginlik “hayal”i gerçekleştirmeye yönelik sarf edilen sonsuz çabanın sadece bir yan ürünüdür.

 

Her şeyin temelde geldiği nokta şu: asla çabalamayı bırakmak istemezsiniz. Para cezbedicidir, çoğunlukla kaçınılmaz gelişimin büyüklüğü düşüncesinin yanında sönük kalır. İnsanlık sizi bekliyor. Ertelemeyin – işi ertelemeniz, toplumdan müthiş bir nimeti esirgemeniz anlamına gelir (şirketiniz).

 

Ders #3: Şüpheciler şüphe duyar.

Ve tabii ki- şüpheciler. Girişimcilere karşı bir duruştan bahsetmiyorum. Söylemeye çalıştığım yalnızca (kısmen ortada olsa da) sadece herkesin size katılmayacağıdır. Bazı insanlar anlamayacaklardır.  Kimi bu süreçte fikrin geçerliliğini sorgulayacaktır ve bazıları da yalnızca hataları ortaya dökmeyi ve saymayı isteyecektir.

 

Vizyonunuzun etrafına doluşan bu “şüphe” akınına rağmen, önemli olan bunların, sizin girişimcilik isteğinize gölge olmasına izin vermemektir. Elbette her fikir ya da buluş meyve verecek, ya da “büyük” bir olay koparacak diye bir şart yok. Ancak, tüm yeniliklerin paylaştığı tek ortak nokta, bir dönem fikirlerden ibaret olmaları-ve muhtemelen bazı kimselerce şüpheyle yaklaşılmış olmaları, ancak başkalarının fikirlerinin anlamlı ve etki yaratacak bir şeyler yapma isteklerinin önüne geçmesine izin vermeyen kişilerin tutku ve sadakatleri sayesinde birer yenilik haline gelmiş olmalarıdır.

 

Şüphe hep var olacaktır– ancak vizyon, girişimci olma sebebine olan inanç da öyle. Etrafınızda, sizi destekleyen ve vizyonlarınızı gerçekleştirmek için sizinle sonuna kadar çabalayacak insanlarla çevreleyebilecek kadar şanslıysanız, bunun da faydası dokunacaktır.

 

Buyurun, vizyonunuzun peşinde koşun. Henüz bilinmeyen bu yola çıkın, yolculuk da en az nihai sonuç kadar verimlidir.

 

Şüphecilere dikkat edin. Onları izleyin. Onlar, fikir toplayacağınız, fikirlerinizdeki eksiklikleri bulan kişilerdir. Daha etkili bir yürüyüş ve daha atik adımlar ile ilerlemeniz için şüphecilere ihtiyacınız vardır. Sizi büyük ve etki alanı geniş bir amaca götürecek olan haritayı yanınızda bulundurmak bu sürecin bir parçasıdır. Her zaman gelişimin yollarını arayın.

 

Bu makale yfsmagazine.com’da Daniel S. Williams, Small Business Contributors tarafından 2015’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here