Kişisel Gelişim Öğretileri

0
133

Katıldığım neredeyse her webinarda, öğrendikten sonra bakış açımı değiştirecek ve genişletecek öğretiler ile karşılaştım. Bunlar kişisel çıkarımlardan çok kişisel gelişim üzerine sık bilinen terimler oldu. Bu yazıyı yazma sebebim ise neredeyse hepsini birden fazla kez duymam ve öne çıkan başlıklar olduklarını fark etmem. Belki karşılaşmayan kişilerin olabileceğini düşündüğüm için tüm bu edinimleri bir araya getirmek istedim. Benim hayatıma küçük ve güzel etkileri oldu, sizlerle de paylaşmak isterim.

1)”Neden” ile Başla

EntreCom’da çalışmaya başlamamdan kısa bir süre sonra hediye edilen ‘Neden ile Başla’ kitabını okuduktan sonra bakış açımda inanılmaz bir değişim oldu. İstediğim her şeyde, verdiğim her kararda, olduğum her yerde ve yaptığım her şeyde, ilk önce nedenine bakmaya başladım. Bunun bir nedeni var mı, bu nedende olan bir şeyi ben yapmak istiyor muyum diye düşündüm. Ayrıca neden ile başlamak, yani neden sorusunu sormak, bakış açınızı da çok genişletiyor. Ayrıca nedeninizi biliyorsanız yürüyeceğiniz yolda artık daha motivesiniz de demektir. İsterseniz kariyerinizde, isterseniz günlük yaşamınızda, yaptığınız projede veya kurduğunuz girişiminizde olsun, neden ile başlamanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Neden ile Başla (Start with Why) — Simon Sinek TedX

2) Değerlerin Farkında Olmak

İlk maddede söylediğim neden ile başlamanın anlamlı olması için, katıldığım webinarlarda da çokça tekrar eden bir terimden bahsetmek istiyorum, değerler. Değerler, günlük hayatta verdiğiniz kararları etkileyen, mutlu olduğunuz veya kızdığınız şeylerin altında yatan, yaşam amacınızı şekillendiren, sizi diğerlerinden farklı kıldığınızı düşündüğünüz terimlerdir. Güvenlik, dürüstlük, aile, başarı, fark yaratmak, öğretmek, özgürlük, adalet, doğruluk, liderlik, cesaret, oluşturmak, geliştirmek, fayda sağlamak gibi örnekler verebilirim. Değerlerinizin farkında olduğunuz zaman hem daha kolay karar verebilir hem de hayallerinizi size uygun olarak şekillendirebilirsiniz. Ayrıca değerlerinizin farkında olduğunuz zaman nedenlerinizi belirlemek de daha kolay ve doğru olacaktır. Değerleriniz ile yaptığınız şeyler paralel olduğundan daha mutlu olacağınızı söylemek mümkün.

Ruth Chang TedX

3) Etki alanı & İlgi alanı

Bu kavram ile karşılaştığım zaman her ne kadar mantıklı olduğunu bilsem de hayatımda tam olarak uygulamaya başlamam zamanımı almıştı. Etki ve ilgi alanı nedir?

Etki alanı: Değiştirebileceğimiz, gücümüzün bir değişiklik sağlamaya yetebileceği konular ve durumlar.

İlgi alanı: Değiştiremeyeceğimiz, gücümüzün bir değişiklik sağlamaya yetmeyeceği konular ve durumlar.

Bu iki terime karşı olması gereken tutumu Stephen Covey Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı kitabında şöyle açıklamış;

“Proaktif insanlar, çabalarına odak noktası olarak Etki Alanı’nı seçerler. Bir şeyler yapabilecekleri işlerin üzerinde çalışırlar. Enerjilerinin doğası pozitif, genişletici ve büyütücü olduğundan, Etki Alanları’nın da büyümesine yol açar. Diğer yandan reaktif insanlar, çabalarına odak noktası olarak İlgi Alanı’nı seçerler. Başkalarının zayıflıklarına, çevredeki sorunlara ve denetleyemedikleri koşullara odaklanırlar. Odaklandıkları nokta suçlayıcı davranışlara, reaktif bir dile ve gitgide artan bir mağduriyet duygusuna neden olur. O odaktan yayılan negatif enerji, bir şeyler yapabilecekleri alanların ihmaliyle birleştiğinde, Etki Alanları küçülür.”

Ben de bu terimlerle karşılaştıktan sonra psikolojik sağlamlığımı korumak adına bu bakış açısının çok önemli olduğunu fark ettim. Yapamadıklarıma ve değiştiremeyeceklerime değil yapabilecek ve değiştirebileceğim şeylere odaklanmaya karar verdim. Bunu hayatımın pek çok alanında aklımdan çıkarmamaya özen gösteriyorum. Pandemi ilgi alanımız ancak bizim bu süreçte yaptıklarımız, verdiğimiz tepki etki alanımızdır.

Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı — Stephen Covey

Kaynak: Link

4) Duygusal Zeka

Özellikle kariyer odaklı katıldığım webinarlarda bu tanımın öneminden çok kez bahsettikleri için bu yazımda Duygusal Zeka’ya da yer vermek istedim.

Duygusal zeka; kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi ve duygularını yaşamını zenginleştirecek biçimde düzenleyebilme yetisidir. Buna göre, bireyin hayattaki başarısı kendi duygularını dengeleyebilme ve yönetebilme başarısına bağlı olmaktadır. EQ kısaca beş alt bölümde tanımlanmaktadır. Bunlar; Kendini Tanıma (Özbilinç), Duyguları Yönetebilme (Özdenetim), Motivasyon, Başkalarının Duygularını Anlayabilme, Sosyal Beceriler.

Duygusal Zeka kitabının yazarı Dr. Daniel Goleman, Duygusal Zeka’yı, özbilinç, azim, dürtülerini frenleme, başkalarının duygularını paylaşabilme gibi özellikleri içeren bir zeka olarak tanımlıyor.

Kaynak: Link

Duygusal Zeka-Neden IQ’dan Daha Önemli — Daniel Goleman

5) Öğrenme Sürecinin 4 Aşaması

Dört aşamadan bahsetmeden önce bu aşamaların farkında olmak ve hepsinin zaman aldığını kabul etmek ayrıca öğrendiğimiz her yeni şeyde bu 4 aşamadan geçeceğimizi kabullenmek, benim planlarımı ve daha da önemlisi özşevkatimi geliştirdi. Bu yüzden bu sürecin adımlarının farkında olmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

İlk aşama, bilinçsiz yetersizlik aşamasıdır. Bu aşamada kişinin durumla ilgili bilgisi ve farkındalığı yoktur. Bu yetersiz olduğumuz bir konuyu fark etmemek veya mevcutta gerçekten bir konuyu hiç bilmemek olarak özetleyebiliriz.

İkinci aşama, bilinçli yetersizlik. Bu aşamada kişinin, durum veya sorunun varlığından haberdar ve kabul eder ancak bir değişim olmadığı için yetersizdir.

Üçüncü aşama, bilinçli yeterlilik. Bu aşamada kişi, eksik olduğunu fark ettiği konu hakkında kendini geliştirmek için çeşitli çabalar gösterir ve bu konuda gelişmeye başlar.

Dördüncü yani son aşama, bilinçsiz yeterlilik. Bu aşamada ise kişi, çalıştığı konu hakkında yetkinliğe ulaşmıştır veya istediği konuda bir davranış & alışkanlık kazanıp düşünmeden bunu sergileyebilecek seviyededir.

Kaynak: Tam Üstüne Bastın (sf. 46) — Hülya Mutlu

6) Hikayeleştirme Her Şeydir

Hikayeleştirmenin önemini; izlediğimde eğlenmiş, etkilenmiş, öğrenmiş ve akılda kalıcı olduğunu düşündüğüm etkinlik veya videoların ortak noktasını düşündüğüm zaman anlıyorum.

Hikayeleştirmeyi bir şeyi kolay öğrenmek için de kullanabilirsiniz. Hikayeleştirme, karşı tarafın beynini çok fazla bölgesini uyardığı ve tetiklediği için dinleyicilerin odaklanmasını da sağlar. Hikayeleştirmek, fark yaratmak ve dikkat çekmek için de kullanılabilir. Günümüzde hikayeleştirmeyi reklam ve pazarlamada dahi görebilmekteyiz. Bu konuda kendinizi geliştirmek için ise bu konuya zaman ayırmak ve bol bol deneyimleyerek tecrübe edinmek çok önemlidir.

Hikaye Anlatıcısının Sırrı — Carmine Gallo

7) Konfor Alanı Gelişim Getirmez

Konfor alanını sadece bir mekan olarak değil, şu an kolaylıkla yaptığınız ve alıştığınız, risk barındırmayan her durum veya konu için düşünebilirsiniz. Gelişim ise kendine meydan okuma, yeni şeyler deneme, başarısızlık terimleri ile iç içedir. Konfor alanı, alıştığın düzeni bırakmamak üzerine kurulu olduğu için gelişim ile bir arada olmayacağını tahmin etmek aslında o kadar da zor değildir.

Aynı zamanda bu öğretinin benim için önemi biraz daha fazla. Çünkü kendime belirlediğim konfor alanımdan çıkmam sayesinde yeni insanlarla tanışıp bambaşka fırsatlar yakaladım. Hayal bile edemeyeceğim yerlerde oldum, projelerde yer aldım. Aynı zamanda uzun zamandır kendimi ait hissetmediğim bölümümü değiştirme cesaretinde bulundum. Konfor alanı içinde kaldığınız zaman çok güzel duruyor ancak dışarıda sizi bekleyen hayatı fark etmeye cesaret gösterdiğinizde size ne kadar zararlı olabileceğini de anlıyorsunuz. Cesaret sizinle olsun.

8) Hedef değil SMART hedefleriniz olsun

Hayallerinizin limitinin olmaması gerektiğini, özellikle değerlerinizle eşleşmesinin ve bir nedene bağlanmasının çok sağlıklı olacağını söyleyebiliriz. Ancak hayalleri gerçekleştirebilmek için yapılması gereken şey en önemli adım onları hedeflere dönüştürmektir. Hedefleriniz ise ‘SMART’ olduğunda çok daha anlam kazanacaktır. Peki SMART hedef ne demektir?

Specific: Net,tam olarak ne istiyorsunuz

Measurable: Ölçülebilir, hedefe ulaştığınızı gösteren ölçülebilir değer

Actionable: Harekete geçilebilir, zorlayıcı da olsa ulaşılabilir

Realistic: Gerçekçi

Time bounded: Zamanı belli, süresi ve bitiş zamanı belli olan

9) Eisenhower Matrisi

Bu tanımı zaman yönetimine dair herhangi bir içerik tükettiyseniz duymuş olma ihtimaliniz çok yüksek. Bu kadar üstünde durulmasını hak ettiğini düşünüyorum ve sizlere kısaca bahsetmek istedim. Bu matriste acil olma durumunu teslim zamanına, önemli olma durumunu ise nedenlerinize veya değerlerinize bakarak karar verebilirsiniz.

Eisenhower Matrisi ile yapmayı düşündüğünüz işleri 4 kategoriye ayırmayı amaçlar.

Acil — Önemli: Öncelik sıramızın en başına gelmesi gereken işlerdir. Bu işleri hemen yapmalısınız.

Acil Değil — Önemli: Geleceğinizde gerçek fark yaratan uzun vadeli planlarınızın olduğu, gerçekten kendi isteklerinizle belirlediğiniz bölge. Yapacağınız zamana karar verebilirsiniz.

Önemli Değil — Acil: Genelde gelen e-mailler, çalan telefonlar, iş yerinde başkalarının kendileri için sizden istedikleri vs buna girer. Eğer yapabiliyorsanız bu işleri başkasına devredebilirsiniz.

Önemli Değil-Acil Değil: Yapsanız iyi olur ama yapmasanız da hayatınızda çok şey farkettirmeyecek işler. Daha önemli işlere vakit ayırmak istiyorsanız, bu tür işleri direkt elimine de edebilirsiniz.

Kaynak: Link

10) Swot Analizi

Kendini tanımanın önemli olduğunu biliyoruz ancak bunu SWOT analizi ile de yapmak size farklı bakış açısı katabilir. SWOT analizini bu kadar etkili ve faydalı yapan şey ise normalde farkına varamayacağınız detayları gözler önüne sererek, zayıf noktalarınızı anlamamızı sağlaması ve size zarar verebilecek tehlikeleri önceden düşünüp, önlem almanıza olanak tanımasıdır. Aynı zamanda güçlü ve zayıf yönler özellikle mülakatlarda da gelebilecek bir sorudur.

Strengths:Güçlü yönlerin

Weaknesses:Zayıf yönlerin

Opportunities:Fırsat alanların

Threats:Tehditler veya tehlikeler

Kaynak: Link

11) Bilişsel Çarpıtmalar

Bilişsel çarpıtmalar tıpkı konfor alanı gibi, farkında bile değilken bize zarar verirler. Duygu, düşünce ve davranışlarımızı da ne kadar etkileyebileceğini bildiğimden, öğrendiğim ve farkındalık kazandığımda bana olumlu etkisi olan son öğreti olarak sizlerle paylaşmak istedim. Bilişsel çarpıtmalar (cognitive distortions) beyninizin gerçeği yansıtmayan bağlantılar kurmasıdır. Bir düşünceniz vardır ama bu düşünce gerçeklikle uyumlu değildir. Sonucunda da negatif hislere sebebiyet verir. Bilişsel çarpıtma türleri;

-Ya hep ya hiç tarzı düşünme

-Aşırı genelleme

-Zihin okuma, falcılık yapma

-Felaketleştirme

-Kişiselleştirme, kişisel algılama

-Olumluyu göz ardı etme

-Etiketleme

-meli, -malı

-Aşırı büyütmek ya da küçültmek

-Filtreleme

Bu noktada çoğunlukla varsayımda bulunmayıp; farz etmeyip, zannetmeyip, sormak etkili bir yol olabilir.

Kaynakça:

Link

İyi Hissetmek — Dr. David Burns (sf. 55/64 & sf. 108/114)

Tam Üstüne Bastın (sf.47/62) — Hülya Mutlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here