Küresel Isınma Üzerine

1880’den beri dünyanın ortalama sıcaklığı 1.1 derece arttı, bu artış sıcaklık dalgaları ve doğal afetlerin şiddetinin artmasıyla kendini gösteriyor.

Araştırmacılar 2050’ye kadar sıcaklığın 2.3 derece artacağını öngörüyor. Bu sıcaklık artışı fiziksel geri dönüşüm döngülerini tetikleyerek dünyanın yüzlerce yıl ısınmasına yol açabilir. Sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak küresel ısınmanın etkilerini yüksek oranda azaltacaktır. Aynı zamanda karbon atmosferde yüzyıl kadar kalıcı hale geldiği için emisyonunu sıfıra indiremediğimiz sürece dünya ısınmaya devam edecek.

Küresel ısınma sonucunda oluşan aşırı sıcaklık açık havada çalışmayı kısıtlayabilir, gıda sistemlerini değiştirebilir, altyapı hizmetlerini aksatabilir ve buzullar gibi doğal sermayemizi tehlikeye atabilir. Küresel ısınmanın fiziksel etkilerine somut birkaç örnek verecek olursak,

Potansiyel Risk:

Şu an Hindistan’da ölümcül sıcak hava dalgasına maruz kalıp ölen insan sayısı 6167 olmakla birlikte bu sayının 2030’da 160 milyonu bulabileceği öngörülüyor.

2050’ya Hindistan’nın bazı bölgelerindeki yoğun sıcaklık ve nem artışı nedeniyle gündüz süresinin %30’unda dışarıda çalışmak sağlık içi elverişli olmayabilir.

Olası Çözümler:

Soğuma barınakları inşa edilmesi, erken uyarı sistemlerinin kurulması ve dışarıda çalışanların çalışma saatlerinin değiştirilmesi yer alıyor. 

Riskin azaltılması için yapılabilecekler:

Küresel ısınmanın sosyal ekonomik etkilerinin etkili bir şekilde  azaltılması konusunda paydaşların(şirketlerin, devletlerin) yapabilecekleri arasında:

İklim değişikliğini karar verme süreçlerinde bir faktör olarak eklemek:

İklim değişikliğinin üstel artışına paydaşlar hazırlıklı olmayabilir. İklim değişikliği paydaşların geçmişteki deneyimlerine bakarak çözüm bulabileceği bir problem değil, paydaşlar geçmişten gelen olası önyargılarını bir kenara bırakarak veriler ışığında gelecekte karşımıza çıkabilecek olası sonuçları analiz ederek karar vermeliler. Örneğin şehirlerin ve fabrikaların tasarımları insanların iklim değişikliğine karşı sınırları göz önünde bulundurarak karar vermenin önemi daha da öne çıkacak.

Adaptasyon hızını hızlandırmak:

İklim değişikliği etkilerini hızla gösterdiği dünyada zor durumlarda kime ve neye öncelik verileceği belirlemek, adapte olmak zor olabilir. Şirketler be hükümetler gelecek yıllarda meydana gelebilecek afetlere yönelik yasalar getirmeli, örneğin Kanada’da taşkın yatağında evlerin inşası yasaklanıyor. Aynı zamanda varlıklarımızın sigortalandırılması öngörülemez iklim olaylarına karşı hem bizi korurken hem de iyileşmenin daha hızlı olmasını sağlayacaktır.

Seviyeli olarak karbondan arındırma:

Daha fazla ısınma ve risk artışı sadece net sıfır sera gazı emisyonu elde ederek durdurulabilir. Hükümetlerin ve şirketlerin bu konuda adım atması hayati önem taşıyor.

Bireyler, şirketler ve hükümetler iklim krizini karar alma süreçlerine eklemeliler. Önümüzdeki on yılda dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelesi kritik olacak. Araştırmalar önümüzdeki yıllarda hayatımızın bir parçasında iklim değişikliğinin yer alacağını gösteriyor.

Bu alanda farkındalık oluşturmak için birçok kuruluş ve startup faaliyet göstermeye çalışıyor. Bu startuplar arasında:

Terrapass:

Misyonları şirketlerin ve bireylerin iklim üzerindeki etkilerini anlamaları ve sorumluluk almaları için gerekli sağlamaktır. Amerika merkezli bir girişim.

Kaynak:

https://www.mckinsey.com/~/media/McKinsey/Business%20Functions/Sustainability/Our%20Insights/McKinsey%20on%20Climate%20Change/McKinsey-on-Climate-Change-Report-v2.pdf

–>

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*