Larry Ellison’un girişimci DNA’sı

0
203

Eski Oracle CEO’sunu etkin bir lider yapan özellikler.

 

Oracle’ın ilk zamanlarında Kathryn Gould onun kurucu pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısıydı ve orada 1982’den 1984’e kadar çalışmıştı. Larry Ellison’un Oracle’ın CEO’luğu görevini bırakacağını duyduğumda Kathyrn’e genç Larry Ellison’da bugünün kurucularını başarıya ulaştıracak ne gibi yetenekler gördüğünü sordum.

 

larry-ellison_40428

 

Larry ile 20 seneden fazladır yüz yüze görüşmememe ve Oracle’da 30 seneden fazladır çalışmamama rağmen o tüm bu yıllar boyunca girişimcileri seçmekte kullandığım bir ölçü olmuştur.

 

Larry 25 senelik risk sermayesi işimde tüm başarılı girişimcilerde gördüğüm ortak DNA’ya sahipti – sadece çoğundan daha abartılı bir durumu vardı. Şüphesiz Larry tanıdığım en yetkin girişimciydi. Onunla çalışabilmek ve onu iş başında görebilmek benim için bir nimetti.

 

İşte Larry’nin istisnai yönleri:

 

Güçlü Liderlik Yeteneği

 

Larry herhangi kitaptaki yöneticilik taktiklerini uygulamıyordu fakat etkileyici bir iletişimci ve ilham veren bir liderdi. Sonucunda şirketteki her insan hedefin ne olduğunu biliyordu: Dünya hâkimiyeti ve tüm rakiplere ölüm. Zaman zaman “Kazanmak yetmez, diğer herkes başarısız olmalı.” derdi. Ve cidden bunu kastederdi, tabii bir kahkaha ile.

 

Kulağa geldiği gibi ağır değildi fakat herkes anlamıştı. Bizler acımasız rakiplerdik. Şirket başladığımdaki bir avuç insandan ayrıldığımdaki 150 kişilik büyüklüğe ulaştığında bile (evet hala inanılmaz derecede küçüktü) şunu gördüm ki herkes görevimizin ne olduğunu biliyordu.

 

Bu normal değildir – başarısız olan girişimlerde genellikle ortalarda amacın ne olduğunu bilmeden dolaşan pek çok insan vardır. Başarılı şirketlerde ise herkes aynı yöne doğru çeker.

 

ScreenShot2014-09-25at1.23.30PM_28793

 

Larry’nin liderlik stilinin doğal bir sonucu da (en azından benim zamanımda) bunu müthiş bir şakayla, bir sürü doğaçlama komik şeyle yapmış olmasıydı. Tartışmaya bayılırdı, sık sık okullarındayken münazara kulübü başkanlığı yapmış olan müdür yardımcıları ile tartışırdı. Yoğun bir şekilde tartışmıyorken ise gülüyorduk. Uzun zamanların daha kolay geçmesine yardımcı oluyordu.

 

Büyük teknik vizyonu

 

Larry’nin her zaman tahtaya çizebileceği ya da iplik gibi örebileceği bir on yıllık teknik vizyonu vardı.

 

Her zaman mükemmel değildi ama yanlış olduğundan çok daha doğruydu. Ürün geliştirmemizi büyük derecede etkiliyordu ve az çok doğru şeyler üzerinde çalışmaya devam etmemizi sağlıyordu. O zamanlar şunları savunuyordu:

 

– Taşınabilirlik (veri tabanları önceleri üzerlerinde bulundukları makineye zincirlenmiş durumdaydı)

– Dağıtılmış/ağa uygun (Ethernet kurumlar içinde yeni yeni kullanılmaya başlamasına rağmen)

– SQL’in soruları (sorguları) anlaşılması kolay bir dilde sorma yolu olacak şekilde seçilmesi

– Birinci olarak ilişkisel mimari (veri kümelerinin usule uygun bir şekilde tanımlanmış tablolar şeklinde organize edilmesi) – yeni ve teknik olarak zorlayıcı şeyler

 

İnandırıcı teknik vizyonunun son ispatı ise ilgili olan müşterilerdi – telefon her zaman çalıyordu. Çoğu zaman bir ticaret dergisinde bir şeyler okuyup daha fazlasını öğrenmek için çat kapı arayan insanlardı. Ne güzel bir ödüldü! Her girişim bunu elde edemeyebilir – ama edemiyorsanız bir probleminiz vardır.

 

Uygulamacı ve Yalın

 

Larry şu deyişi üzerine alırdı: “Biz bir şeyleri doğru yapmıyoruz, doğru şeyleri yapıyoruz.” Bu sözü hiç söyleyip söylemediğinden emin değilim ancak bu şekilde yaşardı.

 

Bir girişimde her alanda mükemmel iş çıkartamazsınız, kritik öneme sahip olan şeyleri ve “olsa iyi olur”ları önem sırasına dizmelisiniz.

 

Ben bir gelişmiş mükemmeliyetçiyim (o günlerden sonra geliştim) dolayısıyla çoğu zaman bu bana pek uymaz. Bunun mükemmel bir girişimcinin bilgeliği olduğunu şimdi anlıyorum. O zamanlar basitçe kodlama veya satış yapmıyorduysanız, yarı kıymetsiz biriydiniz. (Bu yüzden OEM satış bölümü pazarlama departmanına bağlıydı, geçimimizi sağlamak zorundaydık)

 

Bu felsefe şirketin her yerine yayılmıştı. Her zaman iyi ofislerimiz vardı ama onları doldurmaktan çekinmezdik. Ben başladığımda 3000 Sand Hill Road’da küçük bir dairedeydik. Ofise sabah gelirdim ve gece boyu benim masamı kullanmış olan programcının abur cuburlarını temizlerdim. Havalıydı!

 

Tabi eklemem gerekirse 3000 Sand Hill’de olmamıza rağmen risk sermayedarları bizi görmezden geliyor gibiydiler. Biraz deli olduğumuzu düşünüyorlardı. Pazarımızın gelişmesi uzun sürdü, dolayısıyla Oracle ilk günlerde büyüme patlaması göstermiyordu. Tam orada, burunlarının dibindeydik!

 

Larry şirket hissesini satmaktan iğrenirdi, risk sermayedarlarına karşı kötü bir bakış açısı vardı ve öz sermaye ile ilerlemeyi tercih etti. (Sequoia Capital en sonunda bize birazcık yatırım yaptı). Melek yatırımcı Don Lucas’ın ofisi hemen üzerimizdeydi. Bir keresinde Larry’nin bana Don’un toplantı odasını her kullandığımızda ona 50 dolar ödemek zorunda olduğumuzu söylediğini hatırlıyorum. Doğru olup olmadığından emin değilim ama bu Larry’nin bana söylediğiydi. Hisse mi yoksa nakit mi alıyordu emin değilim.

 

Karşı konulmaz satıcılık

 

Larry her zaman satış yapmıyordu, hatta çoğu zaman satışçıları sevmezdi de ama bir şeyi satmaya karar verdiği zaman yenilmezdi.

 

Bizim ne söyleyeceğimizle ilgilenmemeye hazırlanmış büyük bir bilgisayar üreticisinin etkileyici toplantı odasında oturduğumuz zamanı hiç unutmuyorum.

 

Larry onların akıllarını almıştı. Veri tabanı hizmetleri hakkında görüşlerini gözden geçirmek zorunda kaldılar ve hatta sonunda kocaman bir müşteri haline geldiler.

 

O teknik vizyonu ortaya koydu, ürün mimarisini bilgisayar insanlarının ilgilerini çekecek şekilde anlattı ve işi bitirdi. Odada olmak harika bir şeydi. Bunu Larry’de çok gördüm, bu performansı pek çok kere tekrar etti.

 

En akıllı insanları işe aldı

 

Eski “En kaliteli oyuncular en kaliteli oyuncuları işe alır, orta kaliteliler ise düşük kalitelileri işe alır” deyişi burada geçerli. Larry genellikle yazılım deneyimine sahip olan insanları işe alamadığımızı zira o zamanlar çok az yazılım şirketi bulunduğunu düşünürdü, o yüzden biz de bulabildiğimiz en zeki elemanları bulurduk ve onlar bir şekilde işi çözerdi.

 

Ben özellikle bunu teknik takıma uygulama konusunda başarılı olduğunu düşünüyorum.

 

Larry’nin bir keresinde parlak bir programcının Amerika veya Kanada içinde istediği herhangi bir yerde yaşamasına izin verdiğini, saatlerini, nerede olduğunu ya da benzeri herhangi bir şeyi umursamadığını hatırlıyorum. Ona sadece bir ağ bağlantısı sunduk ve hepsi o kadar. Bu o zamanlar için duyulmamış bir şeydi fakat süper starları aramıza katmak için genellikle yapardık. Tom Siebel’i işe aldığımız zamanı hatırlıyorum – Larry çok heyecanlı bir şekilde bana Chicago’da inanılmaz zeki bir adamı işe aldığımızı ve tam o dakikada toplantı odamızda oturduğunu söyledi. Hemen onunla gidip tanışmalıydım!

 

Ayrıca söylemeliyim ki Larry hem erkeklerde hem de kadınlarda zekâ arardı – kadınlar her zaman Oracle’da uzmanlaşma fırsatına sahipti. Şimdi hiç tanışmadığım Safra Catz varmış, ama 80’lerde Larry’nin bana onun ne kadar zeki olduğunu söylediğini hatırlıyorum.

 

Bazı gariplikleri vardı

 

Larry bazen düşünmek için dışarı çıkardı. Birden bire, genellikle pazarlamadan kimseye haber vermeden (ki onun için bir basın toplantısı veya müşteri görüşmesi ayarlamış olabilirlerdi!), birkaç günlüğüne ortadan kaybolurdu ve çoğu iyi, bazıları o kadar da iyi olmayan bir sürü fikirle tekrar şarj olmuş şekilde dönerdi.

 

Yeni yönetim fikirleriyle deneyler yapmayı severdi, mesela rekabet eden takımlar gibi. Bazı insanları bir ürün geliştirmeleri veya bir müşteri veya başka bir şeyin ardından gitmeleri için ayarlardı, sonra aynı işi yapmaları için rekabet edecek takımlar oluştururdu. Deney yapmak her zaman eğlencelidir ancak bu fiyaskolardan hiçbirinin başarılı olduğunu görmedim.

 

Bir keresinde kovboy botları masanın üzerinde bir şekilde Cullinet’ten daha büyük olacağımızı ve bunu sadece 1 satışçı ve 50 kişi ile yapacağımızı söylediğini hatırlıyorum. Fikirlerde uçardı. Sadece bir bilgisayar tarihçisi 80’lerin başında 100 milyon dolarlık satış rakamlarına ulaşmış Cullinet’i bilirdi. Evet, “Cullinet’ten büyük olmak” konusunda haklıydı. “50 kişi” dünyadaki en en iyi geliştiricilere sahip olduğumuz hayalinden çıkmıştı, hele neredeyse hiç satışçının olmayışı, boş sözden ibaretti. Sonradan satış kültürüne saygı duymaya başladığını düşünüyorum.

 

Larry “acımasız” olarak anılmaya bayılırdı. En sevdiği kitabın ne olduğunu sorduğumda bana Robber Barons demişti – bugün bile okumaya değer! Belki de hiçbir zaman satın alamayacağını düşündüğü uçakların teknik özellik kâğıtlarına dalardı. Komiktir, o zamanlarda denizcilik ile ilgili konuştuğunu hiç duymadım.

 

Tüm bunların daha sonra nasıl işe yaradığına emin olamadım çünkü orada değildim. Halbuki o günlerde bile oldukça açıktı, Larry her şeye sahipti: liderlik, teknik vizyon, uygulamacılık, kişisel satıcılık, sadelik, komiklik, başarı hırsı.

 

Bugün risk sermayesindeki başarımın büyük ölçüde Larry Ellison’u o zamanlar iş başında görmeme dayandığını düşünüyorum.

 

Çıkarılan Dersler:

 

Mükemmel girişimcilik DNA’sı liderlik, teknolojik vizyon, sadelik ve başarı isteğinden oluşur. Dünya çapında kurucular:

–         Açık bir hedefe sahiptir herkesi her gün onu yaşamaları için teşvik ederler.

–         Şirketteki en iyi satışçılardır.

–         En zekileri işe alırlar.

–         Teknolojik vizyona ve diğerlerini bunun doğru olduğuna ikna etme yeteneğine sahiptirler.

–         Olayın müşteri kazanma ile ilgili olduğunu ve kritik olmayan şeylere para harcamamaları gerektiğini bilirler.

–         Hedeflerini takip etmede acımasızdırlar ve asla “Hayır”ı cevap olarak kabul etmezler.

–         Esprinin güçlü ve eğlenceli olduğunu bilirler!

 

Bu makale  Steve Blank’in  25 Eylül 2014 tarihinde inc.com’da yayınlanan yazısından çevrilmiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here