Pandemi Sonrası Rota Amerika!

Hep uzun vadeli planlar yapmayı seven biri olmuşumdur. Sürekli “Bir gün mutlaka …. yapacağım/gideceğim!” gibi cümleler kurarım. Bu aşamadan sonra da bana düşen onları gerçekleştirmek için elimden ne geliyorsa yapmak. Son birkaç aydır başımıza gelen ve bizi hiç olmadığımız kadar statik kalmaya zorlayan koronavirüs sebebiyle kısa vadeli de olsa planlarımızı askıya aldık, biliyorum. Ancak bu günlerin geçmesine gerçekten çok az kaldı ve bitince ilk nereye gideceğiniz/ne yapacağınız konusunda size harika bir fikir vermeye geldim.

Amerika çocukluğumdan beri en çok gitmek istediğim ülkelerin başında gelirdi. Bunda muhtemelen sevdiğim bütün filmlerin ve dizilerin orada çekilmiş olması ve en çok dinlediğim müzik gruplarının Amerikalı olmasının büyük bir etkisi vardı. Tabii Amerika gidilmesi öyle çok da kolay bir ülke değil (maalesef hiçbir zaman öyle değildi), arada kocaman bir okyanus var. Uçak biletleri desen hep pahalıydı.

Work and Travel

Work and Travel bence gençken yapılabilecek en güzel programlardan biri. Belki Türkiye’de ihtiyacın olmadığı için yapmayacağın işleri yapıp harika bir deneyim sahibi oluyorsun, İngilizce konuşmanı geliştiriyorsun ve deliler gibi partiliyorsun, daha ne olsun?

Şimdi gelelim programın ikinci (ve bence en heyecanlı) kısmına, yani travel! Koca bir yaz çalıştınız, daha çok yer gezebilmek için para biriktirdiniz ve işte o günler geldi. Kendinize olabildiğince çok şehir görebilecek bir rota çizmeniz gerekiyor artık, geriye sadece bu kaldı. Benim okulum 2 hafta içinde açılacağı için sadece 2 şehirlik bir rota çizmiştim ama o şehirlerde daha fazla gün geçirdik.

İlk durak Boston, sonra da tabii ki New York. Sizin için nasıldır bilmiyorum ama New York’a gitmek benim için başlı başına work and travel yapmayı isteme sebebimdi. Gitmek ise aslında hayallerimden bile güzel olduğunu bana gösterdi. Şehir o kadar büyük ki sanki her bir köşesi sana sayısız seçenek ve fırsat sunuyor. Ordayken her şeyi başarabileceğine inanıyor insan, acaba sadece beni mi bu kadar etkiledi bilmiyorum. Şunu söyleyebilirim ki gitmek iştahımı bastırmak yerine daha fazla açtı, sadece Amerika’yı değil bütün dünyayı gezmek için sabırsızlanıyorum. Ne de olsa geri dönüp baktığımızda elimizde sadece anılarımız kalıyor, öyle değil mi?

–>

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*