Sıfırdan Küresel Bir İş Kurmanın 8 Yolu

0
298

Bu makale, Lisa Messenger ile magazin sektörünü nasıl tamamen bozduğu ve Arianna Huffington, George Clooney ve Richard Branson gibi ezber bozanları kendi vizyonuna katkıda bulunmaları için etkilediği hakkındadır.

 

Bir süre Lisa Messenger’ı Addicted2Success’te istiyordum. Yakın zamanda onu bir röportaj için yakaladım ve şimdi o benim gözümde Avustralya’daki en heyecan verici kadın girişimcilerden biri. Onu ilk defa sahnede konuşurken gördüğümde muhteşem, zarif ve melek gibi bir görünümle tamamen beyaz giyinmişti ve kaderinde dünyayı değiştirmek olan başka bir gezegenden gelen vizyoner bir liderle karşılaştı.

 

Lisa en iyi, hiç parası ve dergiler ya da benzeri alanlarda hiç tecrübesi yokken, 2013 yılında The Collective adlı kendi dergisini kurmasıyla bilinir! The Collective dergisi küresel bir başarı olma yolunda ilerledi ve şimdi, insanları hayatlarını en iyi şekilde yaşamaları için cesaretlendiren ve hikâyenin arkasındaki hikâyeyi anlatan bir vizyonla otuz yedi ülkede.

 

Avustralya’nın dışında iş yapmayı düşünmesi bile Lisa’nın on iki yılını aldı ve o bunu korkuya, bilgi eksikliğini fark etmesine, hükümet fonlarına ihtiyacı hakkında yanlış düşünmesine ve hatta birinin iznine ihtiyacı olduğunu düşünmesine bağlıyor.

 

Lisa’nın yaptığı hataları yapmamak ve küresel bir işe sıfırdan başlamanın sekiz yolu

 

1. Lisa gibi cesur olun ve planı basit tutun

 

Neden işinizi küreselleştirmek istediğinizi düşünün ve bunu sadece küreselleşmiş olmak için yapmayın. Sizi küreselleşmekten alıkoyan yalnızca korku ve kendi yanlış düşünceleriniz ve bir kere bunu düşünmeye başladığınızda bu o kadar da karmaşık değil.

 

Girişimcilerin %99,9’una olan şey, yüzlerce sayfa uzunluğunda zahmetli iş planları yazmaları ve küreselleşmeden önce her ufak detayı düşünmeleri gerektiğini zannetmeleri. Lisa kendini bilerek tüm bunların karşısında görüyor ve zarf arkası planları dediği şeyi yapmayı tercih ediyor. Planının olabileceği en uzun hali iki sayfa ve bazen iki cümle kadar kısa.

 

Pek çok girişimci, düşüncelerini bulundukları yerden kaldırıp uluslararası pazara taşıyacak finansal kaynağa sahip olmadıklarını içeren, sınırlayıcı bir inanışa sahipler – Lisa bunun aslında doğru olmadığını kanıtladı.

2. Fikrinizi önceden satın

 

Plan yazıldığında, Lisa şirketlere gidecek ve fikrini onlara anlatacak ki fikrini küreselleştirmek için ihtiyacı olan parayı toplayabilsin. Lisa’nın yaptığı her şey önceden satılıyor. Genelde fikri nasıl uygulayacağına dair hiçbir strateji yok ve ilerledikçe ortaya çıkıyor. Bu işleme vizyoner olmak deniyor, sonra da iş bitirici.

 

İş bitirme aşamasında Lisa, takımları bulmakta, bir araya getirmekte ve sonra fikri gerçekleştirmekte çok başarılı. The Collective’in erken aşamalarında, Lisa oldukça sebatkârdı ve şirketlere parası, ekibi ve dergilerde tecrübesi olmadığını ancak sözünü tutabileceğini söylüyordu.

 

Geleneksel dergilerde, genellikle gelir elde etmek için reklam sayfaları satarlar, ancak Lisa şirketlere yaklaştı ve derginin her sayısını çıkartmak için 350k doları karşılayacak sponsorluk anlaşmaları yaptı.

 

Her şirket sponsorluğu; reklamlar, ortak içerikler, konuşmalar, müşterilerine vermek için dergilerin kopyaları ve hatta ortaklıklarla birlikte geldi. Bu sponsorluklar, ona dergide her seferinde daha fazla para isteyebileceği ve daha küçük anlaşmalara daha az odaklanmasını gerektirecek geleneksel reklamlarla birleşikti.

 

Tüm bu faktörlerin birleşimi, Lisa’nın fikrini şirketlere önceden satabilmesine izin veren şeylerdi. Bir şirketten gelen yatırım ne kadar küçük olursa olsun, The Collective’in ilk günlerinde fark etmiyordu çünkü Lisa bunu fikrinden çok fikri zihninde açıkça onaylayan kendisine inanan biri olarak görüyordu.

 

Fikrinizi önceden satmak için çok fazla gezmeniz ve mücadeleyi kabul etmeniz gerekir, bu da size başlangıcınızı küresele götürmenize yetecek başarıyı verecektir. Para biriminizin dolardan başka ne olduğunu fark edin. The Collective gibi bir şirket için, bu içeriktir ve böylece onlar belki ortaklarının veri tabanında dergiyi dağıttırabilmek için, şirketleri hakkında The Collective’in okurlarının ilgisini çeken bir makale karşılığında rakip olmadıkları bir ortakla ticaret yapabilirler.

 

İşinizin başlangıcında, kendinizi neredeyse muhtemel adayların üzerlerine atmanız gerekir ama büyüdükçe işler kolaylaşır. Örnek olarak, Lisa dergisinin bir sayısının kapağına Ryan Gosling’i koydu ve o andan itibaren, derginin gelecekteki kapakları için kendisiyle irtibata geçen pek çok reklamcısı var.

3. Bir Denizaşırı Ticaret Fuarına Katılın

 

Lisa, Distripress denen bir etkinlik olduğunu öğrendiğinde, çok az paraları varken, Pazarlama Direktörü Claire Bellbeck ile beraber etkinliğe gitme cesaretini gösterdi. Yalnızca oraya ulaşabilecekleri parayı bulabilmek için pek çok küçük anlaşma yapmak zorundaydılar. Bir günde, aynı yerde on üç küresel medya dağıtımcısıyla bir toplantı yapmak zorundaydılar.

 

Etkinlik sona erdikten sonra, Lisa’nın herkesin yapabileceğini ve o kadar da karmaşık olmadığını söylediği gibi on üç farklı distribütörle, dağıtım anlaşmalarını bir araya getirmeyi başardılar. Bunun yalnızca sizin özel ürününüzü kimin dağıttığını öğrenme ve birden fazla distribütörün olduğu bir yere gitme meselesi olduğunu hissediyor.

 

Anlaşmalardan sonra, Lisa mümkün olduğunca hızlı bir şekilde elliden fazla ülkede olmak istedi ancak, fiziksel olarak dergileri dünyaya yollamanın oldukça pahalı olabileceğini düşünmemişti. Sonrasında otuz yedi ülkede karar kıldı ki stratejik pazarlardan iyi dönüşler almaya odaklanabilsin.

4. İş yaptığını herkesi önceden ikna edin

 

Küresel bir dağıtımcıyla çalışmaya başladığınızda, her pazarda belirli bir harcama sözü vermenizi isterler. Bir ürünü bir mağazaya koymak bir şeydir, ancak onu o mağazadan çıkartmak ve ilk aşamada insanları onun varlığından haberdar etmek başka bir şey.

 

İkna gücünü kullanarak ve farklı düşünerek Lisa, “bir haber merkezinde yer almayı veya reklam vermeyi karşılayamam, insanların arkamızda olmalarına ve bizim vizyonumuza inanmalarına ihtiyacım var” gibi şeyler söylemeye başladı. Gerçekten yapabildiği şey ise, dergi sektöründe öncesinde hiç yapılamayan, onlara belirli bir miktar geliri garanti etme cesaretini göstermesiydi.

 

O zaman distribütörler ona derginin satıp satmayacağını nereden bildiğini sorarlardı ve onlara bilmediğini ve eğer işe yaramazsa onlara parayı geri ödemenin bir yolunu bulacağını söylerdi.

 

Lisa’nın, ilk zamanlardaki anlaşma tekniğini anlatma yöntemi, onlara ters mühendislik uygulamaktı çünkü işleri geleneksel yolda ilerletecek parası yoktu.

 

Lisa’nın yolculuğunun başlarında yaptığı başka bir anlaşma örneği ise, hava alanı hafif duvarlarını (yerden tavana kadar olan duvarları) dergisinin reklamlarıyla kaplatmayı başarmasıydı. Bunlar genelde önceden ödenir ancak Lisa, onları kendisine ikna etmeyi başardı ve önceden ödemeden reklamlarını astırdı.

 

“İnsanlar girişimcileri severler ve gerçekten küçük işletmelere yardım etmek isterler. İnsanlara hayalinizi ve tutkunuzu satmalısınız. Eğer dünya üzerinde olumlu etkisi olacak bütünlükte bir şey yapıyorsanız, ne kadar çok insanın arkanızda durduğuna şaşıracaksınız.“

5. Doğru yaklaşımı kullanın ve geleneksel medyayı deneyin

 

Lisa’nın işinizi küresel başarı için pazarlayabileceğinizi söylediği ilk yol, televizyon, baskı ve radyo gibi geleneksel medyaya yaklaşmak. Markanızı bu kanallara çıkartmada başarılı olmak için, ilk olarak soğuk bir duruştan ziyade sizin de girmeyi deneyeceğiniz alanın tepesini tanımak.

 

Bu tip denemelerde yeni kurulan işlerde Lisa’nın gördüğü en büyük hata, herkes için tek çözüm sunmak. Buna ek olarak pek çok yeni kurulum fikirlerini geleneksel medyaya “bu benim hikâyem ve ben muhteşemim” diyerek sunuyorlar. Bu yaklaşım da işe yaramayacak. Onların hedef kitlelerine uygun ve aynı zamanda sizin fark edilmenizi sağlayacak bir şeyi arz etmelisiniz.

 

Sunuşunuzu konumlandırma yönteminiz, bu işten onların ne çıkarı olacağı şeklinde olmalı, tam tersi değil.

 

6. Sosyal stratejinizi iyi düşünün

 

Yeni işinizin küreselleşmesi için, The Collective gibi kısa ve öz bir sosyal medya stratejisine ihtiyacınız var. Bu stratejinin anahtarı, hedef kitlenizle alakalı içerikleri açıkça ve güvenilir şekilde paylaşmaktır.

 

“Her işte çoklu dokunma noktalarına sahip olmak, insanların sizi istedikleri yerlerde olmak, sizi istedikleri platformda olmak, istedikleri zaman olmak önemlidir. Bu klişe gibi gelebilir ama bunun klişe olmasının bir nedeni var.”

 

Sosyal medyada başka biri olmayı denemeyin ve olmayın, kim olduğunuzun ve işinizin neyle ilgili olduğunun özüne inin ve bu mesajı mümkün olduğunca iletmeye çalışın. Sizin işinizle uyumlu etkileyiciler buldukça, yorum yapmaya ve onların makalelerini paylaşmaya başlayın ki onların radarına girin ve karşılığında onlar da sizin içeriklerini paylaşabilsinler.

 

Örneğin, eğer sandalye satıyorsanız, iç dekorasyonla ilgili en etkileyici ve en fazla takipçiye sahip bloggerların kim olduklarını kendi kendinize düşünün. Belki özel yapım sandalyelerinizden onunu bu etkileyicilere gönderirsiniz ve onlar da ürünlerinizi fotoğraflarlar ya da haklarında yazı yazarlar.

 

“Muhteşem bir ürüne veya hizmete sahip olmanın gücünü azımsayamazsınız çünkü ürün muhteşemse, kendisi için konuşur”

 

Kendinize, dünyada iyi bir insan olmak için ne yapacağınızı ve konuşma yüz yüze olsaydı nasıl iletişim kuracağınızı sorun. Bu sorunun cevabı, internet ortamına taşımanız gereken şey.

 

Paylaştığınız makale veya içeriklerin mümkün olduğunca eskimediğinden emin olmaya çalışın. Bu, eğer birisi sizin sosyal medya sayfanıza ilk defa geliyorsa ve bir makale okuyorsa, dünün haberlerini okuyormuş gibi hissetmemesi gerektiği anlamına gelir.

 

Deneyebileceğiniz başka bir strateji ise, gelecek bir havalı çok gizli proje veya fikir varsa insanların tepkilerini ölçmek ve bir titreşim yaratmak için farklı topluluklarda olayları yarım anlatabilir veya fikir ortaya atabilirsiniz. Eğer bir şeye çok fazla olumsuz tepki geliyorsa, bu fikirde ilerlemek için iki kere düşünebilirsiniz.

 

Muhteşem içeriklere sahip olduğunuzda, markanızın sosyal medya boyunca büyümesi muazzam olabilir. The Collective’in topluluğu, Lisa’nın yaymak istediği vizyoner mesajı kendilerininmiş gibi taşıdılar. Lisa teknik olarak The Collective’in tek finansörü olsa da şimdi onun sahibinin topluluk olduğunu hissediyor.

 

7. Büyük bir kültür talep edin

 

Kurucusu olarak Lisa işini kültür, doğrultu ve vizyon konularında gidişatı belirlemenin kendi görevi olduğunu düşünüyordu. Kuruluş büyürken takımınız vizyonunuzu benimseyecek ve taklit edecektir. Lisa bunun harika bir örneğini veriyor, takım üyelerinden yeni başlayan bir tanesi tamamen iyi niyetle sosyal medyada durumunu “Yaşasın, bugün Cuma.” diye güncelliyor ve Lisa nazikçe “Hey bu bizim kültürümüzle aynı doğrultuda değil, birini düşman olarak çalıştırmaktan hoşlanmayız” diyor.

 

Lisa iş yaşamınızla günlük yaşamının birbiriyle iç içe olabileceğine içten inanıyor. Eğer amacınızı, tutkunuzu ve nedeninizi bulursanız günün herhangi bir saatinde kendiniz gibi davranabilirsiniz, sadece işten çıktıktan sonra değil. Lisa, hayatında yaptığı şeye aşırı tutkulu olduğu için iş ve kişisel yaşamı arasındaki çizgiler bulanık çünkü o her zaman yapmak istediği işle uğraşıyor.

 

Vizyonunuzu evrensel olarak ölçeklendirebilmek için sizin için ve sizinle çalışmaktan mutlu olan, yaptıkları işi sevdikleri için; sadece ücret alabilmek için yapmayan bir takımınız olmalı.

 

8. Zayıf bir takım kurun ve yetenekli insanları keşfetmenin yolunu bulun

 

İnsanlar başarıyı çalışan sayısıyla ilişkilendirdiği için Lisa yıllar boyunca başlamak için çok yetersiz olduğunu düşündü. Lisa’nın on iki yıllık iş hayatı boyunca sadece üç çalışanı vardı ve şimdi dönüp baktığında bunun iş yapmak için en akıllıca yöntemlerden biri olduğunu söylüyor.

 

İlk günlerinde Lisa’nın elindeki projeye bağlı olan birçok serbest çalışanı ve danışmanı vardı ve bu da bir projesi olmadığında elemanlarına para ödemek zorunda olmadığı anlamına geliyordu. Şu an doğrudan istihdam ettiği daha çok iş bitirme, yönetim, pazarlama ve dizayn ana bölümlerinde yirmi üç çalışanı ve diğer çalışmaları yerine getirmek için seksen serbest çalışanı var. Bu yapı aynı zamanda The Collective’in doğru işler için uzmanlık alanlarına bağlı olarak doğru takımlara ücret ödeme imkânı sağlıyor.

 

Başlangıçta yetenekli insanları çekmek için Lisa “olana kadar öyleymiş gibi davran” felsefesini benimseyip, hiçbir başarı elde etmemiş olsanız bile hikâyenizi anlatmakta çok iyi olmalısınız diyor. Benim sevdiğim ise Lisa The Collective’i daha önce duymamış birisiyle tanıştığında ve iş teklifini reddettiğinde biraz heyecanlanıyor çünkü bu ona daha gidecek çok yolu olduğunu –The Collective’in daha çok büyümesi gerektiği anlamında- gösteriyor ki bu sahip olunması gereken harika bir düşünce tarzı.

 

Ücretler ile ilgili olarak Lisa diyor ki “İlk zamanlarda serbest çalışanlara sürekli harika paralar ödeyemezsiniz, yapabileceğiniz kutunun dışında düşünün ve onları havalı etkinliklere davet edin ya da onlara bazı ücretsiz ürünler gönderin. Bu da Lisa’nın hayat felsefesi olan aynı kapsayıcı düşünceye geri döndürüyor. “Piyasa değerini arttırmak için paradan başka neyiniz var?”

 

**Son Sözler***

 

Birinin size geri dönmesini beklemeyin

 

Devlet bağışlarını beklemeyin

 

Kendinize yatırım

 

Bu makale  addicted2success.com’da Tim Denning tarafından 2015’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here