Sürüden Ayrılmak

Sürüden Ayrılanı Her Zaman Kurt Kapmıyor, Bazen Girişimci Oluyorlar

Eskiden çok eskiden kimin söylediği bile belli olmayan bir söz, 21. yüzyılda hâlâ birilerini yeni yollar aramaktan, yeni şeyler denemekten alıkoyuyorsa ne üzücü. Şayet bu söz “birlikte olduğu topluluktan ayrılıp yalnız başına hareket edilirse dayanışmadan yoksun kalıp zarara uğranır” anlamında kullanıldıysa doğruluk payı var. Ama nedense bu sözün daha çok “çoğunluk ne yapıyorsa onu yap, hatta ne düşünüyorsa onu düşün” yönünde kullanıldığına şahit oluyorum. Ve toplumun bize dayattıklarına bir kez daha baş kaldırmak adına yazıyorum bu yazıyı.

İnsanlar belki fıtratı gereği kendini güvende hissettiği ve öngörebildikleri bir hayatı yaşamak isteseler de şöyle bir gerçek var:

Tarih öncesi icatlardan son teknolojik gelişmelere kadar dünya üzerindeki yaşamı kolaylaştırıp güzelleştiren her yeni buluş, her yeni düşünce ancak konfor alanından çıkarak deneme cesareti gösterip risk alan yani sürüden ayrılanlardan çıkıyor. Yani girişimcilerden.

Ülkemizde girişimcilik pek de yaygın olmayan ve yeni büyüyen bir alan olduğu için maalesef ”girişimcilik” kelimesi dahi her ortamda tam anlamıyla bilinmiyor. Belki örnekler verilerek anlatılabiliyor ama bazen anlaşılır bir şekilde tanımlamakta sanırım zorlanabiliyoruz. Yakın zamana dek bu kadar kapsamlı bir kelime olan girişimciliği günümüzde kullandığımız haliyle kendi cümlelerimle tanımlamakta ben de zorlanıyordum. O yüzden girişimcilerden, girişimlerden örnekler vererek somutlaştırmaya çalışıyordum.Tıpkı şu şekilde;

“Yürümeye cesaret eden küçük bir bebeğin düşme korkusuna rağmen yaptığı hamleler bir girişim mesela. Hiç var olmayan bir şeyi keşfetmek için ölümleri pahasına olsa da kendini laboratuvara kapatıp tüm dünyaya yabancılaşmayı göze alan bilim insanlarının, mucitlerin hamleleri de birer  girişim.Ya da var olanla yetinmeyip daha yeni, daha farklı işleyen bir düzen, bir süreç başlatan bir düşünürün hamleleri… Ya da Türkiye startup’ının kurucusu Mustafa Kemal’in hamleleri…”

Ama artık kısaca şu şekilde tanımlıyorum. “Girişimcilik; bir problemin çözülmesi, bir ihtiyacın giderilmesi ya da bir sürecin daha iyi işlemesi için topluma bir değer yaratmaktır. Yeni bir ürün, yeni bir hizmet yeni bir süreç getirmek ya da var olanı yeniliklerle geliştirmek de diyebiliriz.” Ya daha da kısa “sürüden ayrılmak.”

Sürüden ayrılma cesareti gösteren girişimci ruhlardansa hep aynı şekilde bahsediliyor:”çevik”,”atılgan”,”başınabuyruk”… En çok da “tutkulu”…Evet, sürüden ayrılanların hikayelerini  başlatıp onları ana karakter yapan ortak payda en çok da “tutku”. Her birinin de içinde tüm istenç ve yargıları aşan güçlü ve durdurulamaz bir coşku var.

Tutkunun, coşkunun sonucu olarak girişimcilik aynı zamanda insanın bir davranış biçimi, kendini var etme mücadelesidir. İnsana  yolculuğu boyunca, sezgisel bir ışıltı, gizemli bir doyum, kutsal bir canlılık sağlar. Toplumun genel geçer değerlerini,  kurallarını, önyargılarını şiddetle reddetip değişen, dönüşen dünya için bir değer yaratma cesareti gösteren insan en nihayetinde hep sürüden ayrılır.

Dünyaya bir değer bırakmanın yanısıra kendi sezgisel ışıltınıza, gizemli doyumunuza ve kutsal canlılığınıza ulaşmak amacıyla ilk fırsatta sürüden ayrılmanız dileğiyle…

( İllüstrasyon: Luka Khabelashvili )

Sümeyya YAVUZ, 10.03.2023

0 Shares:
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da Hoşunuza Gidebilir