Yanlış Mı Bakıyoruz? | Kitap Meselesi

0
387

Kitap konusuna girmeden önce başlatmak istediğim bu yeni seriden (Yanlış mı bakıyoruz? – ……. Meselesi ) biraz bahsetmek istiyorum.

Çocukluğumuzdan beri büyüklerimiz, çevremiz, etkisi altında olduğumuz dış etkenler tarafından zihnimize kodlanmış ve tanımları kafamızda kalıplaşmış bazı konular var. Bu serinin amacı hep beraber akvaryumun dışına çıkmak, teleskobu ters çevirip bakmak ve kümülatif bir kalıpları yıkma, sorgulama, tartışma ortamı yaratmak. İsteyen herkes, istediği içerik formatı ile (blog yazısı, podcast, video) bu seriyi devam ettirebilir. Tek formatımız, başlığımız ve amacımız.

Tüm GİRVAK topluluğu paydaşlarını bu seriyi devam ettirmeye ve kalıplarımızı hep beraber yıkmaya davet ediyorum!

Gelelim kitap meselesine…

Birçoğumuzun düşüncesine göre çok kitap okuyan kişi çok bilgili, kültürlüdür. Kitap, sanat ve bilim gibi mecralarda bilginin, bilgeliğin ve kültürün sembolü konumunda. Öyle ki bilgili ve kültürlü gözükmek isteyen birçok kişi gittiği her mekanda masadaki tuzluğun yanına bir kitap koyup o kitabı hiç açmamakta… Daha garibi; söz konusu kişiler bizim gözümüzde gerçekten istediği imajı yaratabiliyor.

Bu düşünce nereden geliyor?

İnternet öncesi çağda kitap, bilgiye en doğru ve hızlı ulaşım kaynağıydı. Çok kitaba ulaşma imkanı sağlayabilen kişi -ki çok eski dönemlerde bu kişiler sadece varlıklı ve soylu insanlardı- daha çok öğrenebilir ve diğer insanlara bilgisiyle fark atabilirdi. Bu yüzden kitap, insanlığın zihninde bilgeliğin sembolü olarak atandı ve ananeler kanalıyla günümüze kadar ulaştı.

Peki, ne değişti?

İçinde bulunduğumuz internet çağında kitap, bahsettiğimiz algının tam tersine vesile oluyor. Kabaca bir hesaplama yapalım: Ortalama bir kitabın okunma süresi 2 hafta desek ve her gün en az bir saat ayırsak bir kitabı okumak ve içindeki bilgiyi edinmek en az 14 saatimizi alır. Günümüz iletişim kanalları, blog yazıları ve bilgi içerikli videolarla aynı verimdeki bilgiyi en fazla yarım saatte almak mümkün. 14 saatte bu sayı bir kitabın verebileceği bilginin 28 katı demek. Yani internette daha çok “kaliteli”, dijital okuryazarlığa dikkat ederek, doğru kaynaklarla vakit geçiren kişi, bilgelikte daha çok kitap okuyan kişiden bir hayli öne geçer.

Bu yazının sonuna yaklaşırken kitap okuma karşıtı olmadığımı belirtmek istiyorum. Kitap okumanın, kişinin karar verme sürecine etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış olup; kelime dağarcığını artırma, daha etkili konuşma gibi yetenekler kazandırdığı yüzyıllardır biliniyor. Dünyanın en zengin insanları, en önemli liderleri, kitaplar arasında bir ömür geçirirken; kitap okumamak savunulamaz. Ancak kitabın bilginin ve kültürün sembolü değil, düşün sarayımızdaki yeni kapıların sembolü olduğu şiddetle savunulabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here