Yeni Unicorn’lar ve Bildiğimiz Anlamıyla ‘İnovasyonun’ Sonu

0
107
Idea concept with row of light bulbs and glowing bulb

2015, kurumsal teknolojik yenilik konusunda birçok önemli mihenk taşı gördü.

 

Bu yıl, pazarlama, strateji ve satış liderleri arasında benzersiz bir bilinçlenmeyle başladı, bu bilinç, eski yöntemlerin devamlı değişen dünyada işe yaramayacağını gösteriyordu.

 

2014’te yapılan Forbes Insights araştırmasına göre, büyük şirketlerin %72’si özel inovasyon programları oluşturmayı planlamış ya da planlıyordu. Dahası, Harris Poll’a göre, kurumsal liderlerin %80’i, inovasyona önceki dönemlerine göre daha fazla harcama yapmayı düşünüyordu.

 

Yıl boyu, yenilenen teknolojinin önemi konusundaki kolektif bilinç artışı gözler önündeydi. Silikon Vadisi’ne her zamankinden daha fazla yönetici geldi ve Nestle, AB In Bev, Target ve McDonalds gibi birçok şirket buralarda kalıcı oldu.

 

Teknolojiye olan bu yakınlık pazarlamacıların işlerine de yansıdı. Domino’s ( ve Crispin Porter & Bogusky ) acıkan tüketicilerin emoji kullanarak sipariş verebilmelerine olanak tanıyan kampanyaları için Cannes Grand Prix ödülünü kazandılar. Cannes ise özellikle teknolojiye yoğunlaşan Lions Innovation adlı festival-içinde-festivallerini başlattı.

 

Bu yıl içerisinde yöneticilerin öğrendiği şey şuydu: endüstrinin istediği özel olarak ‘yenilik’ değildi belki, ancak tüketici davranışları ve ilgisinde büyük değişikliklere yol açacak şeylerdi. Markaların yenilik girişimleri ne kadar kayda değer olsa da, hepsi yalnızca müşterilerine yetişmeye çalışmakla kaldı.

 

Teknoloji, tüketici beklentisini tamamıyla değiştirdi. Yalnızca birkaç yıl önce, Amazon Prime’ın sürekli ve tahmin edilebilir yıllık üyelik ücreti dışında ücretsiz iki günde teslimatı e-ticarette bir devrim niteliğindeydi. Bugünün über ötesi dünyasında, tüketiciler satın almak istedikleri her şeyin tek tuşla ayaklarına gelmesini istiyorlar. Bu, teslimat seçeneklerini arttırmak adına 7-Eleven ve Chipotle gibi şirketleri girişimci partnerler bulmaya itiyor.

 

Teknoloji aynı zamanda ilgimizi yönelttiğimiz kişileri de değiştirdi. Bu yalnızca, New York Times ve MTV’den Buzzfeed ve Vice’a kayan medya anlayışımız değil, insanların kimi örnek aldığı ile de ilgili. Ağustos 2014’te, Variety’nin yaptığı bir araştırma gençlerin film yıldızlarından çok Youtube ünlülerinden etkilendiğini ortaya koydu. Listede ilk 5’te yer alan tüm isimler Youtube ünlüleriydi, ilk 10’da toplam 6 Youtube ünlüsü bulunmaktaydı. Araştırmanın 2015’te yeniden yapılmasıyla, ilk 10’daki Youtube ve diğer sosyal medya ünlülerinin sayısı 8’e çıkmıştı.

 

Teknoloji aynı zamanda vaktimizi ne ile harcadığımızı da etkilemeye devam ediyor. Tek bir örneğe bakalım, insanların birilerini bilgisayar oyunları oynarken izlemesi fikri çoğu yetişkine delice gelir. Yine de League of Legends şampiyonluk oyunu finali, her yıl Dünya Kupası ve NBA finallerinden daha çok kişi tarafından seyrediliyor. Oyun merkezli yayın platformu Twitch.tv Google, Apple ve Netflix gibi siteler dışında en çok internet trafiği olan sitelerden.

 

Yani tüketicilerin içinde yaşadığı dünya değişmiş durumda. Onlar için, kabul ettikleri her yeni teknoloji “inovasyon” değil, yeni normalleri.

 

Bu olmaya devam ettikçe, büyük markalar teknolojiyi küçük bir bölüme sığdıramayacaklarını, ve ekiplerinin teknolojiyi organizasyona entegre etmelerini sağlamaları gerektiğini fark ediyorlar. Havas Strateji ve Yenilik SVP’si Tom Goodwin bunu TechCrunch için Nisan’da yazdığı bir yazının başlığında kısaca özetledi: “Dijital Bir Stratejiye Değil, Dijital Olarak Dönüştürülmüş Bir Şirkete İhtiyacınız Var.”

 

Bu evrimin en önemli anlarından biri henüz geçen ay yapılmış olan PepsiCo’nun tedarik departmanını kaldırması ve bu sorumluluğu marka ekiplerine bırakması duyurusuyla yaşandı. Sonunda, karar dinamik karar almaya öncelik vermeye kaldı.

 

Karar üzerinde yazılan bir AdAge yazısı konuyu mükemmel biçimde yakaladı:

 

“PepsiCo’nun amacı, markaların, eski zamanlardaki televizyon pazarlamasına dayalı reklamcılığın aksine, pazarlama içeriğini haftalık hatta günlük yayınlaması gerektiği bir dönemde hız ve esnekliği arttırmaktır. PepsiCo son yıllarda kayıtlı ajanslardan çok, kaynağını birden fazla mağazadan alan proje işlerine bel bağlamakta.

 

Pazarlama kararları “sık sık gerçek zamanla alınıyor” diyor bir PepsiCo yöneticisi. “Bu sorumluluğu, tüketicinin daha yakınında bulunan ve kararlarında harcama-kalitesi dengesini kurmalarına yardımcı olan marka ekiplerine vermekle daha etkili ve yeterli sonuç alabilirsiniz.”

 

Bu baskı, tedarik departmanları ve ajans ödeneklerinin dışına çıkmaya başladı. Git gide her departman teknolojiden etkilenmeye başlıyor. Elbette pazarlama da tüketicilere yetişmek için yeni platformlar ve kanallar içerisinde ilerlemek durumunda. Satışta zekâ, otomasyon ve takip için yepyeni bir araç seti bulunuyor. Yakın pazarlama, yeni POSlar, dijital cam ve diğer teknolojiyle ilgilenmeyen bayiler tam anlamıyla geri kalmaktadır. İK, ilk defa çalışanları için en iyi politikayı belirlemek ve yönetmek için bu kadar çok araç seçeneğine sahip. Liste uzar gider. Tek bir BT departmanı, teknolojik çözümler pazarındaki bu hareketlilikle nasıl yeterli olacak tüm kararları alabilir?

 

Bundan sonrası, işten-işe ilişkilerin, her girişimin günlük fonksiyonlarında git gide artan, merkezi bir rol aldığı yeni işbirliği dönemi.

 

Bu manzarada, liderlerle geride kalanları birbirinden ayıran nedir?

 

Öncelikle, liderler teknolojiyi kurumlarının tamamı tarafından erişilebilir yapacak, müşterilerine ve kurucularına en yakın kişilere önemli kararlarda rol alma imkânı verecekler.

 

İkinci olarak, liderler iş ilişkilerine sağlayıcı gibi değil, ortak gibi davranacaklar. Her iş ilişkisi git gide daha da kişisel hale geliyor. Pazarlamacı Vice gibi yeni bir platformla çalıştığında,  bu ilgi çekmek için tasarlanan, sıfırdan oluşturulan bir anlaşma olacak. Ortak şirkete sağlayıcı gibi değil de gerçek bir işbirlikçi gibi davranmak daha iyi sonuçlar verecektir.

 

Üçüncüsü, iş ilişkilerini kaynaklandırma ve yönetmeyi bir yönetim disiplini haline getirecekler, tıpkı iletişim ve takım liderliği gibi. Bu ilişkiler ikinci plana atılmayacak kadar önemlidir. Ancak bu yeni bir durum ve şirketlerin istendik sonuçlar alabilmek için insanlarına yatırım yapmaları gerekiyor.

 

Bu makalenin başında yer alan klipte, Mondelez’den Bonin Bough yeni “Unicorn”ların milyar dolarlık değere sahip girişimler değil, geleneksel işlerle değişen teknolojinin müthiş bir şey yapmak adına bir araya geldiği, dijital olarak dönüştürülmüş şirketler olduğunu ileri sürüyor.

 

Bu gerçekleşirse, ileride 2015-2016’ya “inovasyonun bittiği” ve daha iyi işletmenin başladığı yıl olarak bakacağız.

 

 

Bu makale forbes.com’da Baldwin Cunningham tarafından 2015’te yayınlanan yazıdan çevrilmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here