Zirveyi Küçük Zirvecikler Çevreler

0
423

Her insanın vardır bir hikayesi …

Günlük rutinin, karmaşanın, sorumlulukların içinde çırpınırken arkamıza baktığımız anlar olur. Geçmiş, biriktirdiğimiz hikaye bir video kaydı gibi gözümüzün önünden geçer. Bazen gülümserken bazen çatık kaşlarla geçmişten geleceğe doğru noktaları birleşmeye başlarız. Planlara, ideallere, hedeflere ufak bir göz kırptıktan sonra yavaş yavaş alınması gereken aksiyonlar belirmeye başlar. İçimizdeki ses onu da yapmam lazım, bunu da, şunu da derken bir bakarız önümüzde upuzun bir yol.

 

Tam da o noktada gün gibi gerçekle yüz yüze kalırız: “Hayaller hayatlar …“

Orası aslında bir karar noktası bizim için. Kimilerimiz burda bir U dönüşü yaparken kimilerimiz bir adım daha atıp insiyatif alma noktasına ulaşır. Bir süre devam eden ikilemlerden de sağ çıkanlarımız ufak ufak ilerlemeye başlar. İstikrar kavşağını da geçince biraz nefes almak için duraksayınca bir bakarız yolun başındaki çevremizle mesafeyi epey açılmış. Yani sosyal ortamdan kopmuş, biraz yalnızlaşmış hissederiz. O paniği de atlatırsak bir tık daha devam ediyoruz. Tabi nasıl ediyoruz bir de bize sorsalar!

 

Tanrı’nın bir lütfu: Bir otoriteden alınan ONAY! …

Heyecan ve motivasyonla başlayan bu süreç o büyüsünü kaybedip çileyi iliklerine kadar hissettirirken hooop bir can simidi imdada yetişiyor. Kazanılan ama dikkat çeken bir başarı. Yarışma birinciliği, iş fikrine yapılan bir yatırım, kazanılan bir sınav, yapılan bir seyahat gibi kişiden kişiye değişen ama toplumsal normlara göre takdir edilen bir çok şey olabilir bu.  Binbir fedakarlık, erişilen bir kilometre taşı ve yüzümüzde hakettiğimiz o koca bir gülümseme… Sosyal medyadan beğeniler, atılan kutlama mesajları, telefon görüşmeleri, bir anda genişleyen sosyal çevre gibi kazanımları da cebe koyduk mu tamamdır bu iş.

 

Başarının ardındaki tehdit: (Sosyal) Yapmışlık hissi

Asıl yazımın düğüm noktasına burada geliyoruz.  Kabul töreni sürerken etrafımızdan veya otoritelerden gelen onay yavaş yavaş içimizi huzur ve rehavetle doldurur. Alnımızın akıyla kazandığımız başarının bu cazibesi zamanla “yapmışlık hissi“ne dönüşmeye başlar.

 

Yapmışlık hissiyle flört ederken yapılacakları, yani asıl hedefe ulaşmak için almamız gereken yolu unutup seviyeli bir ilişkiye terfi ederiz. Bu ilişki bazen otoriteden aldığı onaya dayanarak gidebildiği yere kadar gider. İşin kötü tarafı biz hala kendimizi başlangıçta çıktığımız serüvende zannederiz.  Oysa ki serüvendeki yolculuğumuz zirveye doğru değil dibe doğru devam eder. Durumun vahametinin farkına vardığımızda şanslıysak parçaları yeniden odaklanmaya çalışırız. Kaybedilen zaman, istikrar, motivasyon vs. maliyet olarak bizim hanemize yazılır. Eğer odaklanamıyorsak onca emek bir “onay “a kurban gitti demektir.

 

Yapmışlık hissinin bir diğer versiyonu da sanırım bilmekle yetinmek. Yani herhangi bir konuda ne yapılması gerektiğinin farkında olup hiçbir şey yapmamak. Bilmenin farkında olmanın verdiği hazla çözülmemiş bir sorunu çözmüş gibi hissetmek.

 

Konuyla ilgili gözlemlerimi bu yazı üzerinden sizlerle paylaşmak istedim.  Siz de düşüncelerinizi yorumlar kısmından ya da sosyal medya hesaplarım üzerinden iletebilirseniz çok mutu olurum.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here